KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/19676 E., 2022/16094 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
1.076 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında ... ... tarafından verilen karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 20/05/2021 tarih ve 2021/İHK-13410 sayılı itirazın kabulüne, ... kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olan müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek oluşan maddi zararın tazminini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
...
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, kaza sırasında 1 yaşında olan davacı küçüğün ön koltukta annesinin kucağında taşındığı, güvenli bir seyahat için çocuğun arka koltukta ve çocuk koltuğunda taşınması gerekirken dikkatsiz ve özensiz şekilde ön koltukta taşınması nedeniyle maluliyetin artmasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle müterafik kusur indirimi yapılmış ve davanın kısmen kabulü ile 158.827,41 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak zararın belirlenmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 130.379,65 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2) Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak alınan Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 14/09/2020 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyetinin epilepsi riski mevcut olması nedeniyle %10 oranında olduğu tespit edilmiştir. Ancak raporu düzenleyen heyette beyin cerrahi ve nöroloji uzmanının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Şu durumda, davacının yaralanmadan kaynaklı maluliyetinin tespiti için kaza sonrası epilepsi nedeniyle tedavi görüp görmediğinin de araştırılarak tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek üzere içerisinde beyin cerrahı ve nöroloji uzmanının da bulunduğu ATK İhtisas Kurulu'ndan veya davacının ikametgahına en yakın üniversitelerin adli tıp bölümünden ya da Sağlık Bakanlığının belirlediği yetkili hastanelerden, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde,
davacıda kalıcı maluliyet bulunup bulunmadığı ve varsa oranının ne olduğu, maluliyet oranının davacının bakiye ömrü boyunca aynı oranda devam edip etmeyeceği hususlarında, bilirkişi heyetince bizzat muayenesi de yapılarak ayrıntılı, gerekçeli, kaza ile illiyet bağı kuran, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
b) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesinde, hâkimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; aynı kanunun 52. maddesinde ise zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Davalı taraf, davacının olay tarihinde bir yaşında olduğunu ve arka koltukta çocuk koltuğunda seyahat etmesi gerekirken çocuk koltuğu olmadan seyahat ettiğini ve yaralandığını belirterek müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma mecburiyeti başlıklı 150. maddesinde “M1, M1G, N1, N1G, N2 ve N3 sınıfı araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur. Ancak, 135 cm’den uzun çocuklar çocuk bağlama sistemleri yerine ön koltukta oturmamak şartıyla diğer koltuklardaki emniyet kemerlerini kullanabilirler.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dosya içerisindeki belge ve bilgiler dikkate alındığında, davacının kaza tarihinde bir yaşında olduğu ve kazanın gerçekleştiği sırada ön koltukta annesinin kucağında olduğu, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150. maddesi gereğince davacının yaşı dikkate alındığında arka koltukta özel donanımlı tertibatla taşınması gerekirken bu düzenlemeye aykırı davranıldığı, ayrıca Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacının çocuk koltuğunda taşınmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapıldığı ve bu hususa davacı vekili tarafından itiraz edilmediği,
dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması hususunda davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu da gözetildiğinde belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesi doğru görülmemiş; kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
c) 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30.maddesinin (17) numaralı fıkrası ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesi ile adı geçen Yönetmeliğin 16. maddesine eklenen 13. fıkra uyarınca tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 17. maddesi (2) numaralı fıkrasına göre de Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir.
Açıklanan nedenlerle; ...'nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 13. maddesi ve AAÜT'nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın açıklanan nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/19676, K. 2022/16094, 5 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama