KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/2009 E., 2021/9040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2021
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
957 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde tüm davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Hükmüne uyulan bozma ilamında; “ ... dava konusu 59 Ada 25 sayılı parsel üzerindeki 8 nolu bağımsız bölümün 2/8 payının çıplak mülkiyeti 28/07/2005 tarihinde borçlu davalı ... tarafından ... ve ...'a satıldığı, intifa hakkından ise 22/10/2009 tarihinde davalı ... lehine 44.000,00 TL bedel karşılığında feragat edildiği, dava konusu 8066 sayılı parselin 2/8 payının çıplak mülkiyetinin 11/08/2005 tarihinde borçlu davalı ... tarafından ... ve ...'a satıldığı, intifa hakkının ise 28/10/2008 tarihinde çıplak mülkiyet sahiplerine devredildiği, davanın ise 20/05/2011 tarihinde açıldığı,
bu durumda intifa hakkının devir tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık hak düşürücü süre geçmediğinden mahkemece intifa hakkının devrine ilişkin olarak işin esasına girilmesi gerektiği ....” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüe karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde tüm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava İİK 277 vd maddelerine dayalı olarak açılmış tasarrufun iptali davası istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278. 279. ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda mahkemece davanın dayanağı, ... 3.İcra Müdürlüğünün 2010/15453 E sayılı takip dosyası içeriği, bozma öncesi dosyaya alınan bilirkişi raporları, tapu kayıtları ve tüm dosya kapsamından, davalı ...'ın Beyoğlu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin
2008/128 E 2009/374 K sayılı ilamı gereğince davacı ... ...'a borçlu bulunduğu, hakkında yapılan icra takibinin kesinleştiği, alacağın karşılanması bakımından taşınır ve taşınmaz mallarının araştırıldığı, yapılan hacizlerde borcu karşılar nitelikte hiçbir taşınır ve taşınmaz malının bulunmadığı,
borçlunun 1.derecede yakınları olan oğlu ve kızına (8) no'lu bağımsız bölümdeki ve 8066 parseldeki çıplak payını devrettiği, intifa hakkını üzerinde tuttuğu, daha sonra her iki taşınmazın intifa hakkını da, çıplak mülkiyetini devretmiş olduğu çocuklarına devrettiği, davalı 3. kişilerin babalarının borçlu olduğunu ... durumda oldukları ve davalı borçlunun intifa hakkını çocuklarına devretmekle alacaklının alacağının tahsiline engel olma amacını taşıdığı, borcu karşılamaya yeter mal varlığı bulunduğunun davalı tarafça iddia ve ispat edilemediği,
davacının alacağının tahsili bakımından İİK.nun 277.maddesindeki koşulların oluştuğu düşüncesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun görülmemiştir.
Dosyadaki bilgilere göre takip dayanağının, Beyoğlu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/128 E sayılı alacak davası olduğu, ilamın ...
3. İcra Müdürlüğü’nün 2010/15453 sayılı dosyası ile takibe konu edildiği, takibin kesinleştiği anlaşılmış ancak dosyadan kesin aciz vesikası alınmadığı gibi, İİK 105 kapsamında düzenlenmiş geçici aciz vesikası niteliğinde haciz tutanağının da bulunmadığı görülmüş olup, ayrıca davalı borçlu adına kayıtlı gayrımenkul kaydının olduğu, söz konusu gayrımenkul kaydında davacınında haczinin bulunduğu, söz konusu gayrımenkulün kıymet ve kaydındaki takyidatlar da belirlenerek davalı borçlunun borcunu karşılayıp karşılamayacağı değerlendirilmeksizin, dava şartı olan davalı borçlunun aciz halinde olup olmadığı,
-dosyaya ibraz edilmiş İİK 105 kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde haciz tutanağı bulunup bulunmadığı- araştırılmaksızın davalı borçlunun aciz halinin kabulüne karar verilerek esasa girilmesi doğru görülmemiştir.
2- İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, dava konusu mal ve hak, lehine tasarruf yapılmış olan 3. kişinin elinde ise iptal davasının konusu o mal veya hak üzerinde cebri icraya devam edilmesi, lehine tasarruf yapılan kişi o mal veya hakkı elinden çıkarmış ise o zaman davanın konusu 3.kişinin o mal veya hakkın değeri oranında tazminata mahkum edilmesi gerekir. Üçüncü kişinin mal veya hakkı dava sırasında elinden çıkarması veya elden çıkardığının dava sırasında öğrenilmesi halinde davanın ıslahına gerek olmadan davacı alacaklı davaya bedel davası olarak devam edilmesini isteyebilir veya devralan 4.kişiyi davaya dahil ederek davaya devam edebilir.
Dosya içerisinde yer alan tapu belgelerine göre; dava konusu ...
Mahallesi, 59 ada, 25 parselde 39/308 arsa paylı 3. kat, 8 nolu meskenin dava dışı ... ... ... adına kayıtlıyken malikin ölümü ile 2/8 hissesinin davalı borçlu- eşi ...’a , 3/8 hissesinin ... ve ... adına 28/07/2005 tarihinde tescil edildiği, davalı borçlu ...’in kendi adına kayıtlı 2/8 hissesini intifasını üzerinde tutarak çıplak mülkiyetini eşit olarak çocukları olan diğer davalılar, ... ve ... a devrettiği, taşınmazın tamamının intifası ... e, 1/2 şer çıplak mülkiyet ise ... ve ... a tescil edildiği, davalı ... tarafından adına kayıtlı 1/2 hissenin 24/09/2009 tarihinde davalı ... e devredildiği,
taşınmazın tamamının intifa hakkı davalı ... e, aitken çıplak mülkiyetin tamamının da ... e ait olduğu, davalı ... tarafından 22/10/2009 tarihinde
çıplak mülkiyet maliki lehine intifa hakkından feragat edildiği, davalı ...’in de dava konusu gayrımenkulü 23/10/2009 da dava dışı ... ...'e, onun da 16/04/2010 tarihinde de dava dışı ... ...'a devrettiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere davalı borçlunun aciz halinde olduğunun kabul edilmesi halinde;
Mahkemece ilgili tapu müdürlüğünden dava konusu gayrımenkulü satın alan 4. ve 5. kişinin(... ... ve ... ...) kim olduğunun ve adres bigilerinin tespit edilmesi, davacı alacaklı tarafından 4.kişi ve 5. kişi konumundaki kişinin kötü niyetli olduğunun ileri sürülmesi halinde adı geçenlerin davaya dahil edilip edilmeyeceği hususunda seçimlik hakkının hatırlatılması, davaya dahil ettiği takdirde 4.kişi ve 5. kişiye tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması, aksi halde üçüncü kişi ... yönünden davanın tazminata dönüştüğü kabul edilerek tarafların iddia ve savunmaları dinlenip, delilleri toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/2009, K. 2021/9040, 24 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama