KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/21982 E., 2023/2329 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/457 D.İş, 2021/458 K.
- Sayısı
- İHK-2021/17652
- Hüküm/karar
- Davalının itirazının reddi/ Başvurunun kabulü
- Sayısı
- K-2021/34037
Karar Metni
1.883 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın 15.09.2019 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda araçta yolcu olan müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep ... saklı kalmak üzere 50.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 472,00 TL rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında talebin ıslah dilekçesi ile 151.047,51 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının sürekli iş göremezlik oranının yetkili hastaneler tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacının sigortalı araçta ne amaçla bulunduğunun ve hatır taşıması olup olmadığının araştırılması gerektiğini, başvuran tarafından emniyet kemeri takılması gibi güvenlik önlemleri alınmadığı için zararın boyutu arttığından müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, faiz uygulanmasına karar verilirse haksız fiil nedeniyle şirketin yasal faizden sorumlu olduğunu, mevzuata göre şirket aleyhine karar verilmesi halinde vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen tutarın 1/5'i olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Meydana gelen trafik kazasında davacı tarafından sunulan maluliyet raporunda davacının % 10 oranında sürekli iş göremez olduğunun bildirildiği, davacının zararının PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant formülü ile belirlendiği" gerekçesiyle başvurunun kabulüne, 151.047,51 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının 27.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacı tarafından eksik belge ile başvuru yapıldığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, aktüer bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiğini, davacının müterafik kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, hatır taşıması hususunun gözetilerek tazminattan indirim yapılması gerektiğini ve davacı yararına fazla vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun şekilde kaza ile illiyeti tespit edilerek düzenlendiği, davalıya da tazminat ödemesi için gerekli olan evraklarla başvurulduğu, aktüer bilirkişi raporunun dosya içeriğine uygun, ayrıntılı ve gerekçeli olduğu, yeterli inceleme içerdiği ve denetime elverişli olduğu,
dosyadaki bilgi ve belgelerden arkadaş olan davacı ve sürücünün birlikte yine bir sınıf arkadaşlarının düğününe katılmak üzere ortak menfaat hareketiyle yolculukta oldukları, dolayısıyla, başvuranın menfaati için yapılan bir taşımanın söz konusu olmadığı, kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin belirsiz olarak işaretlendiği, bu nedenlerle hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamasında usul ve yasaya aykırı bir husus olmadığı, davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuna ve mevzuata uygun olduğu" gerekçeleriyle davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda bildirdiği sebepler ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı olan aracın karıştığı trafik kazası sonucunda sigortalı araçta yolcu olan davacının yaralanmasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51, 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 87, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Dosyadaki belge ve bilgilerden, davacının yolcu olduğu araç ile karıştığı kazada, torakal omurganın engelliliği - posterior eleman kırığı oluşacak şekilde yaralanması dikkate alındığında kaza sırasında emniyet kemeri takmadan seyahat ettiği anlaşılmaktadır. Şu halde İtiraz Hakem Heyetince, davacının emniyet kemeri takmadan yolculuk ettiği dikkate alınarak yerleşik içtihatlarımıza göre yukarıdaki yasal düzenleme kapsamında davalı lehine % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru değildir.
3. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada yalnızca ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez.
Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez.
Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.
Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’i ileri sürülmüştür. Davacının, davalı şirkete sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve sürücü ile arkadaş oldukları sabit olup davacının taşıma için arkadaşına ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı ... şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
4. Sigorta tahkim yargılamasında hükmedilecek vekalet ücreti ile ilgili olarak; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci maddesinde "Talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine hükmolunacak vekalet ücreti, Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde belirlenen vekalet ücretinin beşte biridir." hükmü yer almaktadır.
Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü fıkrasında (19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 6 ncı maddesi ile eklenen) "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." düzenlemesi mevcuttur.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2 nci maddesi ise "Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla bu Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine bu Tarifeye göre hesaplanan ücretin beşte birine hükmedilir.
Konusu para ile ölçülemeyen işlerde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücrete hükmedilir. Ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin beşte birine hükmedilir. Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekalet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Değerlendirme bölümünün (2, 3 ve 4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere mahkemeye gönderilmesine,
23.02.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1-Davaya konu kazanın gerçekleştiği 15.09.2019 tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup davacının maluliyetinin bu yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. Bu yönetmeliğin 2 numaralı ek cetveli olan özür oranları cetvelinin "Kas İskelet Sistemi" başlığında Yaralanma Modeli Veya Tanı İlişkili Değerlendirme bölümünde "Travma durumlarında ilk tercih edilecek yöntemdir.
Eğer bir yaralanma yok ise, bu yöntem yetersiz kalıyor ise veya yaralanma aynı omurga bölgesinde birden fazla segmenti etkiliyor ise eklem hareket genişliği modeli kullanılır. Yaralanma modeli nörolojik kayıp varlığına, kırık, dislokasyon ve hareket segmenti bütünlüğüne dayanır. Birden fazla omurga bölgesi etkilenmiş ise her biri ayrı ayrı değerlendirilir, kişinin özür oranını hesaplamak için Balthazard Hesaplama Tablosundan yararlanılır.
Yaralanma bulgularına kortikospinal yol bulguları da eşlik ediyor ise spinal kord lezyonları ile ilgili tablolar kullanılır (Bölüm 4). Bu değerlendirme için özür kalıcı ve stabil olmalı, son 12 ayda değişiklik olmamalıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından düzenlenen 14.08.2020 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 10 olarak belirlenmiştir.
Anılan bu raporun tanziminde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile ekindeki cetveller kullanılarak belirleme yapılması yerinde olmakla birlikte, davacının kazadaki torakal omurga bölgesi yaralanması nedeniyle oluşan özür durumu için yönetmelikteki 12 aylık süre gözetilmemiş ve bu hususta bir değerlendirme de yapılmamıştır.
Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; davacının yeniden muayenesi de yapılarak kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmiş olması doğru değildir.
2-Dosya kapsamından, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulü ile davacı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan nispi vekalet ücretine hükmedildiği, karara davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verildiği, davalı vekilince sunulan temyiz dilekçesinde vekalet ücreti bakımından açık temyiz isteminin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı itiraz aşamasında ileri sürülmeyen ve temyize getirilmeyen hususların bu aşamada incelenemeyecek olmasına göre (4) numaralı bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum.
3-Ayrıca, kaza tespit tutanağına göre davacının emniyet kemeri takıp takmadığı belirsiz olup gerçekleşen yaralanmanın niteliği ve kazanın oluş şekli de yaralanmanın emniyet kemeri takılmamasından kaynaklandığını açıkça göstermemekte olup %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması yönündeki (2) numaralı bozma gerekçesine katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21982, K. 2023/2329, 23 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama