KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/25880 E., 2023/3029 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/824 D.İş, 2021/832 K.
- Sayısı
- 2021/İHK-35224
- Hüküm/karar
- Davanın kabulü/ Davalının ve davacının itirazının reddine
- Sayısı
- K-2021/101396
Karar Metni
1.572 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının ve davacının itirazının reddine karar verilmiştir.
... kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.08.2020 tarihinde davacının sürücüsü olduğu motosikletin davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) poliçesi ile sigortalı araçla yaptığı çift taraflı trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralandığını ileri sürerek sürekli iş göremezlik tazminatı için fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte ve 600,00 TL rapor ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, talebini 56.047,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini zira maluliyet raporunun usule uygun düzenlenmediğini, dosyaya sunulan maluliyet raporunun yeterli olmadığını, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faizle hesaplama yapılması gerektiğini, kusur oranını kabul etmediklerini ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, davacının sürücü ehliyeti olmadığından tazminattan müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, ancak yasal faizden sorumlu olabileceklerini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin ancak 1/5 oranında olabileceğini ileri sürerek davanın reddine talep etmiştir.
III. ... KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazaya karışan davalıya sigortalı araç sürücüsünün çift taraflı kazada % 75 kusurlu olduğunun trafik kazası tespit tutanağı ile belirlendiği; davacının sunduğu raporda, davacının maluliyet oranının % 5 olarak tespit edildiği ve bu raporun karara esas alındığı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi ile tazminatın hesaplandığı aktüer raporunun benimsendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 56.047,00 TL'nin 09.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve rapor ücretinin de davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
1. Davacı vekili itiraz dilekçesinde; asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının gelirinin daha yüksek olduğunu ve avans faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; kusur durumunun araştırılması gerektiğini, maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, tazminat hesaplamasının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, rapor ücretinden sorumlu olmadıklarını, davacının ehliyeti olmadığından müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini ve vekalet ücretinin 1/5 olarak hesaplanması gerektiğini belirterek kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza tespit tutanağının aksi ispat edilene kadar geçerli resmi belge niteliğinde olduğunu, maluliyet raporunun ilgili yönetmelik hükümlerine uygun biçimde uzman heyetçe düzenlendiği ve karara esas alınmasında usulsüzlük bulunmadığı tazminat hesabının uygun olduğu, rapor ücretinden davalının sorumlu olduğu, Yargıtay içtihatları gereğince tazminat hesaplamasında davacının geliri hesabında net asgari ücret kullanılmış olmasının hukuka uygun olduğu, davalıya sigortalı aracın hususi nitelikte araç olduğundan yasal faize hükmedilmesinin uygun olduğu, nisbi vekalet ücretin hükmedilmesinin kanuna uygun olduğu gerekçesiyle tarafların ileri sürdükleri tüm itirazların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili ve davalı vekili temyiz dilekçesinde; itiraz dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile benzer sebepleri tekrar ederek ... kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı sürekli iş göremezlik tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 85, 89 ve 90 ıncı maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 5684 sayılı Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 17 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekili, meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davacının gelirinin yüksek olduğunu belirterek maddi tazminat talebinde bulunmuş, hakem heyetince alınan tazminat raporunda davacı vekili tarafından davacının gelirinin tespit edilebilmesi için çiftçi kayıt sistemi belgeleri, tarımsal işletme gelirleri ve hayvancılık raporlarının sunulduğu ancak beyan edilen gelirlerin elde edilmesi için davacının emeğinin elde edilen gelire katkısı veya yerine başkasının çalıştırılması durumunda ödenecek ücretin tespitine yönelik dosya kapsamında somut bir belge yer almadığından cihetle davacının geliri olarak net asgari ücret kullanılmıştır. Karara esas alınan bu raporda davacının geliri konusundaki tespit Dairenin içtihatlarına uygun düşmemektedir.
Davacının yaralanması ve iyileşme döneminde gelir elde ettiği taşınmazlar, iş yerleri, dükkanlar, tarım arazileri, büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanları gibi ticari müessese ve tarımsal işletmeleri gelir getirmeye devam etmektedir. Bu ticari faaliyet ve tarımsal işletme varlıklarının davacının yerine çalıştıracağı kişiler tarafından kullanılması neticesinde gelir elde edilebileceğinden artık tazminat hesabı yapılırken bu durumun da nazara alınması gerekmektedir. Buna göre yapılacak iş, davacının söz konusu ticari faaliyetin/tarımsal işletmenin devamı için yapmış olduğu kişisel katkının belirlenmesidir.
Bu durumda hakem heyetince, yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının faaliyette bulunduğu tarımsal ve ticari işletmenin niteliği, davacının kişisel özellikleri ile kişisel ve yönetsel katkısının ne oranda olduğu, davacının yerine işin görülmesi için başka birisinin çalıştırılması halinde,
ilgili meslek odalarından bu iş için ne kadar ücretle başka birisinin çalıştırılabileceği sorularak davacının kişisel yetenek ve emeğinin işletme gelirine katkısı ve bu katkının parasal değeri tespit edilip bu değerin asgari ücrete oranı belirlenerek pasif dönem hesabında ise asgari geçim indirimi eklenmeksizin net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Dosya içeriğinden; kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı araç sürücüsünün KTK'da yer alan; ilk geçiş hakkını vermemek kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğu belirtilmiş, aktüer bilirkişi tarafından davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurunun kaza tespit tutanağındaki bu belirlemeye ve Hakem Heyetinin talimatına göre % 75 olarak kabul edilmiş, davalının kusura yönelik itirazlarını içerir kusur raporu alınmadan hüküm tesis edilmiştir. Kaldı ki, bu kusur oranı kaza tespit tutanağı ile de uyumlu değildir.
O halde hakem heyetince tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile deliller değerlendirilmek suretiyle İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan oluşturulacak heyetten kusur oranları arasında oluşabilecek çelişkiyi de giderecek mahiyette, uzlaştırıcı, denetime açık, ayrıntılı ve kusur oranlarının belirtildiği rapor aldırılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
4. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Davaya konu kazanın meydana geldiği 07.01.2020 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik’in ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda; yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olup kazanın meydana geldiği tarih ile hükme esas alınan sağlık kurulu raporunun düzenlendiği tarih arasında bir yıllık süre geçmemiştir. Bu nedenle hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmeden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
5. 5684 sayılı Kanun'un 30/17, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/1 Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA,
3. (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25880, K. 2023/3029, 7 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama