Davacı alacaklı vekili, borçlu ... hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığı, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu 4 nolu bağımsız bölümün 24/06/2010 tarihinde davalı ...'a onun tarafından da 20/09/2010 tarihinde davalı ...'e, 5 nolu bağımsız bölümün ise yine 24/06/2010 tarihinde davalı ...'e onun da 20/09/2010 tarihinde ... lehine ipotek tesis ettirdiğini belirterek bu tasarrufların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2017 tarih 2014/19825 Esas 2017/2123 Karar sayılı ilamı ile davalı borçlu aleyhine yapılan takiplerin kesinleştiği ve adreslerinde yapılan 17/11/1999 tarihli hacizde, hacze kabil mal bulunamadığı, dosya kapsamı ile aciz halini sabit olduğu,
dava konusu taşınmazlar üzerine bu takip dosyası ile ilgili olarak 19/08/1999 tarihinde ihtiyati haciz şerhi konulduğu ve takibin kesinleşmesi ile kesin hacze dönüştüğü, davalı ... ve ...'in dava konusu taşınmazları satın aldıkları 24/06/2010 tarihinde haciz şerhi halen mevcut olduğundan anılan üçüncü kişilerin iyiniyetinden ve borçlunun mali durumu hakkında bilgi sahibi olduklarından söz edilmeyeceğini, dava dayanağı 1999/5644 sayılı takip dosyasından konulan haczin 30/06/2010 tarihinde icra müdürlüğünce kaldırıldığı, alacaklının şikayeti üzerine icra müdürünün işlemi iptal edilerek haczin 24/09/2010 tarihinde yeniden konulduğu,
Yargıtay 12. Hukuk dairesinin de yerleşmiş ve süreklilik kazanmış görüşüne göre kaldırılmış bir haczin ihyası mümkün olmayıp 24/09/2010 tarihinde konulan haczin 19/08/1999 tarihli haczin devamı olmayıp yeni bir haciz olduğu, bu süreçte yani taşınmaz üzerinde haciz şerhi olmadığı dönemde 4 nolu bağımsız bölümün 20/09/2010 tarihinde davalı ...'e satıldığı,
5 nolu bağımsız bölüm üzerinde yine aynı tarihte davalı ... lehine 40.000,00 TL ipotek tesis edildiği davalılar ... ve ...'un doğrudan borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişi değil, tasarrufun iptali istenen taşınmazı üçüncü kişi davalılar ... ve ... ile işlem yapan dördüncü kişiler olduğundan, bu davalılar hakkındaki davanın kabul edilebilmesi,
dolayısıyla onun yaptığı tasarrufun iptali ancak kötü niyetli olduğunun kanıtlanması durumunda mümkün bulunduğu, anılan davalıların kötü niyetli olduğu yani borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğunun davacı alacaklı tarafından kanıtlanamadığı anlaşıldığından davalılar ... ve ... yönünden davanın reddi yerinde olduğu,
bu durumda davanın İİY’nın 283. maddesine göre davanın bedele dönüştüğü dikkate alınarak mahkemece davalı üçüncü kişi ...'ın taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri nisbetinde davalı ...'in ise ipotek bedeli oranında (takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere) tazminat ödemesine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bu davalılar yönünden de davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu,
tasarrufun iptali davalarında davanın esastan reddi halinde takip konusu alacak ile iptali istenilen tasarruf konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedileceği, davalı ... yönünden dava esastan red edildiğine göre anılan şahıs yararına 4 nolu taşınmazı satın aldığı 20/09/2010 tarihindeki gerçek değeri üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin de isabetli olmadığından bahisle bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece, davalı ... hakkındaki davanın kabulü ile 65.000,00 TL'nin davalıdan tahsili davacıya verilmesine,
davalı ... hakkındaki davanın kabulü ile 40.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile (Ankara 12.İcra Müdürlüğüne ait 1999/5644 sayılı takip dosyasında takip konusu asıl alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere) davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar ... ve ... vekillinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 5.380,00 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ... ve ...'ten alınmasına 01/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.