İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/739 K.2022/15534

Asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili Av. ... tarafından, asıl davada davalı ...

Esas2021/739Karar2022/15534Tarih28 Kasım 2022Okuma11 dk · 2.206 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2021/739 E., 2022/15534 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Kasım 2022
Bölge adliyesi mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
İlk derece mahkemesi
Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.206 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekili Av. ... tarafından, asıl davada davalı ...

TAŞ ve birleşen davada davalı T.C. ... aleyhine 20/01/2017 ve 14/12/2017 günlerinde verilen dilekçeler ile asıl davada haksız icrai satıştan kaynaklanan ve birleşen davada İİK’nın 5. maddesi uyarınca icra memurunun kusurlu eyleminden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davada maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen 09/10/2018 günlü kararına karşı asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri ile ihbar olunan ...’ın istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede;

ihbar olunan ...’ın istinaf dilekçesinin reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesince verilen 13/01/2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR

Asıl ve birleşen davada davacı vekili; asıl davada davalı banka tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde müvekkiline ait olan taşınmaz üzerine haciz konulduğunu, borçlu müvekkilinin meskeniyet nedeniyle taşınmazdaki haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine şikayette bulunduğunu, mahkemece şikayetin süre aşımı nedeniyle reddine dair 18/11/2014 tarihinde verilen karara karşı temyiz yoluna başvurmalarına rağmen davalı bankanın icra işlemlerine devam ettiğini ve taşınmazın 17/02/2015 tarihinde cebri icra yoluyla 3. şahsa 65.200,00 TL bedelle ihale edildiğini,

icra mahkemesince verilen kararın Yargıtayca 22/04/2015 tarihinde bozulması üzerine yapılan yargılama sonucunda meskeniyet iddiasının kabulüne, taşınmazın davacının haline münasip tek evi olduğunun tespiti ile evin değeri 115.000,00 TL olarak belirlenip haline münasip ev alabileceği 100.000,00 TL den aşağı olmamak üzere satılmasına dair verilen kararın 14/11/2016 tarihinde Yargıtayca onanarak kesinleştiğini, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 364. maddesinin 3. fıkrası uyarınca icra mahkemesi kararının temyiz edilmesinin satıştan başka icra işlemlerini durdurmayacağını,

meskeniyet şikayetine ilişkin süre yönünden verilen ret kararı temyiz edilmesi ve temyiz dilekçesi alacaklı banka vekiline satıştan evvel tebliğ edilmesine rağmen temyiz sonucu beklenmeden asıl davada davalı/alacaklı bankanın haksız satış talebinde bulunduğunu, icra memurunun ise İİK’nın 364/3. maddesine aykırı olarak satış kararı verdiğini, taşınmazın ihale yoluyla satışı üzerine evini kaybeden davacının kiraya çıkmak zorunda kaldığını, psikolojik sıkıntılar yaşadığını belirterek;

fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte asıl ve birleşen davada davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Asıl davada davalı banka vekili; haczedilemezlik şikayetinin reddedildiğini, şikayetin icra mahkemesince karar verilmediği sürece icrayı durdurmayacağını, ihale sonucu davacının ipotek borcunun kapatıldığını, davacının halen müvekkiline borcu bulunduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını savunmuştur.

Birleşen davada davalı ... vekili ise; husumet itirazında bulunduklarını, zararın icra görevlilerinin kusurundan kaynaklanmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının ihalenin feshi davası açmayarak taşınmazın satılmasına sebebiyet verdiğini, davacının icra mahkemesince verilen ret kararını temyiz ettiğini icra dosyasına bildirmediğini, icra müdürünün bu hususu resen araştırma görevi bulunmadığını, icra dairesince yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, manevi tazminat isteminin yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince.

İİK’nın 364/3. maddesine göre meskeniyet iddiasıyla haczedilmezlik şikayetinde bulunulan taşınmazın satış işlemlerinin ve buna ilişkin taleplerin icra dairesi görevlilerince kararın kesinleşmesine kadar bekletilmesinin zorunlu olduğu, açıklanan emredici hükmü resen gözetmeyerek satış işlemlerine devam eden davalı Bakanlık personelinin ve meskeniyet iddiasında bulunulduğunu ve verilen kararın temyiz edildiğini bilmesine rağmen haksız satış talebinde bulunarak taşınmazın gerçek değerinin altında satılmasını sağlayan davalı bankanın davacının zararından sorumlu oldukları, maddi tazminat yönünden taleple bağlı kalınarak karar verildiği,

haline münasip bir ev alabilmesi için taşınmazın satışından elde edilecek paranın 100.000,00 TL sinin davacıya verilmesine karar verildiği halde haksız satış nedeniyle evsiz kalan davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle; asıl ve birleşen davada taleple bağlı kalınarak maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri ile ihbar olunan ... istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; takibe yönelik itiraz ve şikayetler hakkında verilen icra mahkemesi kararları kesinleşmeden satışa gidilemeyeceği, icra mahkemesinin temyizi kabil kararının icra dosyasına sunulmasına rağmen davalı alacaklı/banka vekilinin satış talebinde bulunduğu ve satış yapılarak taşınmazın ihale alıcısı adına tescil edildiği,

İİK’nın 364/3. maddesi hükmünün resen nazara alınması gerektiği, meskeniyet şikayetine ilişkin kararın temyizi üzerine satış yoluna gidilmemesi gerekirken aksine işlem yapılmasını talep ederek satış işlemlerine devam eden davalı/alacaklı bankanın ve bu talebi kabul ederek satışı gerçekleştiren icra dairesi görevlilerinin kusurlu oldukları, meskeniyet şikayetinin kabulü kararından sonra ihalenin feshi davası açılması için kanunda öngörülen sürelerin de geçtiği, müterafik kusuru bulunmayan davacı yönünden hakkaniyet indirimi yapılmamasının yerinde olduğu,

haline münasip tek evin satılması şeklinde gerçekleşen eylemin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu ve hükmedilen miktarın somut olayın özelliklerine uygun bulunduğu gerekçesiyle; ihbar olunan ...’ın davada taraf sıfatı bulunmadığından istinaf dilekçesinin reddine, asıl ve birleşen davada davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen davada davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Asıl davada davalı Bankanın temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Asıl dava haksız satış talebinden kaynaklanan, birleşen dava İİK’nın 5. maddesi uyarınca icra memurunun kusurundan kaynaklanan tazminat istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, davacının meskeniyet iddiasında bulunduğunu ve bu davada verilen kararın temyiz edildiğini bilmesine rağmen haksız satış talebinde bulunarak işlemlere devam eden ve taşınmazın gerçek değerinin altında satılmasını sağlayan asıl davada davalı alacaklı bankanın sorumlu olduğuna karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince davalı bankanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de, varılan sonuç usul ve yasaya uygun düşmemektedir.

İcra İflas Kanunu’nun 5. maddesinde icra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davalarının İdare aleyhine açılabileceği ve İdarenin kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı olduğu düzenlenmiştir. Bu madde kapsamında icra görevlilerinin sorumluluğu için aranan koşullar; görevlilerin kusurlu hareket etmiş olmaları, hareketleri sonucu zarar vermiş olmaları ve zararla hareket arasında illiyet bağının bulunmasıdır.

İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usul hukuku niteliğindedir. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinden, tahsile kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir.

İcra takip işlemleri öğretide yapılan tanımlamaya göre icra organları tarafından borçluya karşı yapılan, borçlunun hukukî durumuna zarar vermeye elverişli olan ve cebrî icranın alacaklı yararına ilerlemesi amacına yönelmiş bulunan işlemlerdir (Kuru, s. 148). Taraf icra işlemleri ise takibin taraflarınca yapılan takibe yön ve şekil veren, çoğunlukla da icra organlarını işlem yapmaya yönelten işlemlerdir (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Ayvaz Taşpınar, Sema/ Hanağası, Emel: İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2020, s. 113). Örneğin haciz talep edilmesi taraf takip işlemi olup, haczin yerine getirilmesi ise icra takip işlemidir.

Haciz, cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır. İİK'nın 85. maddesinin 1. fıkrasına göre icra dairesince, borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta bulunan menkul malları ile gayrimenkullerinden ve alacak ve haklarından alacaklının ana para, faiz ve masraflar da dâhil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczedilir.

İİK.nun 8. maddesine göre; "İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır. İlgililer bu tutanakları görebilir ve bunların örneğini alabilir. İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir." hükmü düzenlenmiştir.

İİK'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi gereğince, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez.

İİK'nun 363/4. maddesi uyarınca, istinaf yoluna başvuru satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz, yine İİK’nın 364/3. maddesi uyarınca, temyiz yoluna başvuru, satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. Buna göre, takibe yönelik itiraz ve şikayetler hakkında verilen icra mahkemesi kararları kesinleşmeden satışa gidilemez. İhale tarihi itibariyle yargı yoluna başvurulmuşsa ihale yapılamaz. Bu husus mahkemece de re'sen dikkate alınmalıdır.

Borçlunun İİK’nın 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendine dayalı olarak icra mahkemesine yaptığı haczin kaldırılması başvurusu, İİK'nun 16-18. maddeleri kapsamında şikayet niteliğinde olup, HMK anlamında bir dava değildir. İstem, icranın geri bırakılması değil de İİK’nın 16-18. maddeleri kapsamında şikayet ise genel kural olan İİK’nın 363/4 ve 364/3 maddeleri uyarınca istinaf-temyiz istemi satışı durduracaktır.

Konusu para olan ilamların icraya konulabilmesi için hükmün kesinleşmiş olması şart değildir. İlamın temyiz edilmiş olması, (HUMK m. 443, HMK m. 367/1 ve İİK m. 36 hükümlerine göre Yargıtay'dan icranın geri bırakılması -tehiri icra- kararı getirilmedikçe) ilamın icrasını durdurmaz (HUMK m. 443/1- c. l). İİK’nın 364. maddesinin 3. fıkrasındaki "temyiz satıştan başka icra muamelelerini durdurmaz" hükmü, yalnız icra mahkemelerinin takip hukukuna ilişkin kararları için olup, bu hüküm mahkeme ilamlarının icrası (ilamlı icra) hakkında uygulanmaz (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 913,915).

Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı/borçlunun taşınmaza yönelik meskeniyet şikayetinde bulunduğu, Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/1130 Esas, 2014/943 Karar sayılı ve 18/11/2014 tarihli ilamı ile meskeniyet şikayetinin süre yönünden reddine karar verildiği, borçlunun karara karşı temyiz yoluna başvurduğu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesince icra mahkemesine yapılan başvurunun yasal süresi içinde olup şikayetin esasına girilmesi yönünde 22/04/2015 tarihinde kararın bozulmasına karar verildiği,

bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının meskeniyet şikayetinin kısmen kabulü ile taşınmazın 100.000,00 TL den az olmamak kaydıyla satılmasına, satış bedelinden haline uygun ev değeri olan 100.000,00 TL nin ayrılarak davacı borçluya ödenmesine dair 24/12/2015 tarihinde hüküm kurulduğu, işbu hükmün 14/11/2016 tarihinde onanarak kesinleştiği, bu arada ihalenin 17/02/2015 tarihinde gerçekleştiği görülmektedir.

Davacının meskeniyet şikayetiyle başvurduğu, süre yönünden şikayetin reddine karar verildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği, dosyanın yukarıda belirtilen aşamalardan geçtiği, bu arada ihalenin temyiz talebinden sonra 17/02/2015 tarihinde gerçekleştiği görülmekle, temyiz başvurusu üzerine verilecek karar beklenmeden ihale yapılması, İİK’nın 364/3. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Dosya kapsamından anlaşılan bu durumun gerek istem üzerine gerek resen dikkate alınması gerekmektedir.

Temyiz incelemesi sonucu beklenmeden ihale yapılmasından dolayı ortaya çıkan davacının zararı, davalı/alacaklı bankanın satış talebinden değil, usul ve yasaya aykırı olan bu talebin icra müdürlüğü tarafından yerine getirilmesinden kaynaklanmıştır. Bu durumda doğan zararla açılan talep arasında değil, icra müdürünün işlemi arasında doğrudan illiyet bağı söz konusudur. Zira, tarafların taleplerini değerlendirmek, usul ve yasaya uygun olmayan talepleri reddetmek ve bu doğrultuda işlem yapmak icra müdürünün görevi kapsamındadır. Dolayısıyla, doğan zarardan icra müdürünün doğrudan sorumluluğu söz konusudur.

Hal böyle olunca, davacı borçluya yönelik başlattığı takip dosyasında satış talebinde bulunması nedeniyle asıl davada davalı bankanın sorumluluğuna gidilmesi doğru olmayıp, asıl davanın tümden reddine karar verilmesi gerekir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, hükmün bozulması gerekmiştir.

2-Birleşen davada davalı Bakanlığın temyiz itirazlarına gelince,

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uyun gerektirici nedenlere ve HMK’nın 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre davalı Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.

3-İlk derece mahkemesince; haline münasip bir ev alabilmesi için taşınmazın satışından elde edilen paranın 100.000,00 TL sinin davacıya verilmesine karar verildiği halde, yapılan haksız satış nedeniyle evsiz kalan davacının kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle; manevi tazminata hükmedilmiş, davalı Bakanlık vekilinin istinaf istemi Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.

Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır.

Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK 158), bedensel zarar ve öldürme (BK 47 - TBK 56) ile kişilik haklarının zedelenmesidir. (BK 49 - TBK 58) Bunlardan TMK.’nun 24. maddesi ile TBK 58 (BK 49) maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nun 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin.

TMK 26, 174, 287); bunların dışında TBK’nun 58. maddesi uygulanır.

TMK’nun 24. ve TBK’nun 58. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.

Somut olayda; davanın niteliğine ve olayın oluş şekline göre meskeniyet iddiasıyla haczedilmezlik şikayetinde bulunulan taşınmazın satış işlemleri davalı Bakanlık personelince kararın kesinleşmesine kadar durdurulması gerekirken satış işlemlerine devam edilmiş, taşınmazın 3. şahsa ihale edilmesi sonucunda davacı başka bir eve taşınmak zorunda kalmıştır. Davacının oturduğu evi tahliye etmesinin gerekmesi, kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez ve davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesini gerektirmez.

Şu halde, açıklanan yönler gözetilerek manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Bu nedenle de Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davalı Bakanlık vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı banka vekilinin, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davalı Bakanlık vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... 'a geri verilmesine 28.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/739, K. 2022/15534, 28 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/739
Karar No
2022/15534
Tarih
28 Kasım 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/740 K.2022/11428
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/743 K.2022/14308
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2021/745 K.2022/1526
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2021/746 K.2022/15061
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/746 K.2022/11426
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2021/750 K.2022/9147

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.