KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/900 E., 2022/12357 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükme karşı davacı asıl tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı asıl tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ..., davalı ...’nin kardeşi olduğunu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak kendisine karşı vasilik davası açtığını ve kendisini kısıtlamak istediğini, Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/1044 Esas-2016/1307 Karar sayılı dosyası ile hakkında kısıtlama kararı verildiğini, söz konusu karara karşı istinaf yoluna başvurduğunu, bölge adliye mahkemesi tarafından kısıtlanma kararının bozulduğunu, bu süreçte mallarının yönetimini kaybetme tehlikesi altında kaldığını, maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, vasilik davasının açıldığı tarih olan 06/10/2016’dan itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davalının, davacıyı zarar kastı ile vesayet altına almak istediğine dair somut bir delil bulunmadığı, maddi zarara ilişkin herhangi bir delilin de dosyaya sunulmadığı, vasilik sıfatına haiz kişinin bu görevi layıkıyla yerine getirmesi gerektiği gibi yaptığı ve yapacağı tüm işlerde mahkeme denetim ve gözetimine tabi olup ve aksi bir durumda vasinin tüm sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağı, davalının vasilik görevi ile kendi başına hareket ederek mal kaçırma kastı ya da zarar verme kastı ile hareket edemeyeceği, o halde, davacı her ne kadar davalının zarar verme kastından bahsetmiş ise de,
davalının zarar verme kastından söz etmenin mümkün olmadığı, sulh hukuk mahkemesinin verdiği karar karşı davacının istinaf yoluna başvurduğu ve vesayet kararının kaldırılmasını sağladığı, vesayeti gerektirir bir durumun olmadığı hususunun ispat edildiği, manevi zarar yönünden ise, davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde bir eylemin yaşandığına dair bir belge yada bilginin sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, vesayet davası kapsamında Ankara Numune Hastanesinden alınan ikinci sağlık kurulu raporu, apartman sakinlerinin şikayetleri, apartman yönetiminin aldığı karar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalının, davacının kısıtlanması talebinde bulunmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının menfaat temin etmek amacıyla, sahte deliller üreterek, kurumları ve yargıyı yanıltmak suretiyle davacının kısıtlanmasını sağlamaya yönelik eylemlerde bulunduğunun ispat edilemediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/900, K. 2022/12357, 17 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama