KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2021/9751 E., 2022/14635 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2022
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi
- İlk derece mahkemesi
- Bismil Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
769 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan istinaf incelemesi sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davacı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Motorlu araçların karayolunda işletilmelerinden kaynaklanan zararların karşılanması amacıyla Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 85 inci maddesi uyarınca motorlu araç işleteninin sorumlu olması benimsenmiştir. İşletenin, bu sorumluluğu kusursuz sorumluluk hallerinden tehlike ilkesine dayanmaktadır. Tehlike ilkesi gereğince kusursuz sorumlu olan işleten motorlu aracın işletilmesi sırasında sebep olduğu bütün zararlardan sorumludur. İşleten, bu sorumluluğunun karşılanması için karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorundadır (KTK m. 91). Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasının Karayolları Trafik Kanunu’ndan kaynaklanan sorumluluğu işletenin aynı Kanunun 85/1 maddesi kapsamındaki sorumluluğu ölçüsündedir.
İşleten, KTK 85/1 maddesinde düzenlenen sorumluluktan ancak 86 ncı maddedeki koşulların gerçekleştiğini ispat ile kurtulabilir. Yani işleten kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
Bir başka anlatımla işleten, sorumluluktan kurtulabilmek için hem kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmadığını ve araçtaki bir bozukluğun kazada etkisinin olmadığını ispatlamak zorundadır. Hem de kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat etmek zorundadır.
Sadece, kazada bir kusurunun olmadığını veya kazanın araçtaki bir bozukluktan kaynaklanmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulamaz. Bu noktada uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi bakımından mücbir sebep ile beklenmeyen hal kavramları üzerinde durulmasında da yarar vardır.
Her ikisinde de kaçınılmazlığın söz konusu olduğu mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki farkı esasen kaçınılmaz olarak ortaya çıkan olayın işletme faaliyeti kapsamında olup olmadığı belirlemektedir. Bir olayın işletme faaliyeti kapsamında olup olmadığı etki edebilme ve denetleyebilme alanında kalıp kalmadığı ile tespit edilebilir.
Kaçınılmaz olay işletme faaliyeti kapsamında kabul edilebiliyor ise yani etki edebilme şansı var ise veya denetlenme imkanı varsa beklenmeyen halden, aksi halde mücbir sebepten söz edilir.
Somut olayda kazanın gece vakti sahibi tespit edilemeyen bir ineğin aniden yola çıkması sonucu meydana geldiği, kazada araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna göre, işleten ve işletenin sorumluluğunu karşılamakla yükümlü bulunan davalı zorunlu mali sorumluluk sigortasının KTK 86 ncı maddesi uyarınca sorumluluktan kurtulmaya ilişkin ilk şartı yerine getirdikleri görülmektedir.
Ne var ki, sorumluluktan kurtulabilmenin ikinci şartı olan zararın, mücbir sebepten, zarar görenin ağır kusurundan veya üçüncü kişinin ağır kusurundan meydana geldiğinin ispatına ilişkin koşul yerine getirilmemiştir. İneğin aniden yola çıkması beklenmedik bir hal ise de işletme faaliyeti kapsamı dışında mutlak kaçınılmazlık hali söz konusu olmadığından olayın mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca, işletenin dolayısıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasının KTK 86 ncı madde uyarınca sorumluluktan kurtulmasına ilişkin ikinci koşulun ispat edilemediğinin kabulüyle hükmedilecek tazminat miktarının belirlenmesi için derece mahkemesi kararlarının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan onama yönünde tezahür eden çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/9751, K. 2022/14635, 15 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama