KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/10108 E., 2023/10389 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/661 - 2019/81
- Hüküm/karar
- Direnme/ Davanın Kısmen Kabulü
Karar Metni
1.160 kelime·6 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Dairece bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece, Daire bozma ilamına karşı direnilmesine ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairece, 6763 sayılı Kanunun 45 inci maddesi ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen geçici 4/4 madde ve fıkrası gereğince yapılan inceleme sonucunda dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.05.2022 tarih ve 2019/4-811 Esas, 2022/642 Karar sayılı ilamıyla direnme uygun olduğundan, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının taraf olduğu Ankara 4. Aile Mahkemesinin 2013/1427 E. sayılı boşanma davasında diğer eşi vekil olarak temsil eden davalının 21.06.2011 tarihli duruşma sonrasında davayı şahsileştirerek “Sen istenmiyorsun artık, sen ne gurursuz kadınsın, utanmıyor musun da mahkemeyi uzatıyorsun, boşanmıyorsun" şeklinde sözler sarf ettiğini, 20.09.2011 tarihli duruşmada ise müvekkiline "terbiyesizce yalan söylüyorsun" dediğini, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/328 E.,
2013/130 K. sayılı dosyasında yapılan yargılamada davalının bu söylemlerinin hakaret teşkil ettiği gerekçesiyle adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, bir avukat olan davalının sarfettiği bu sözlerin savunmadan uzak, maksadını aşar mahiyette ve müvekkilinin kişilik haklarını zedeler nitelikte olduğunu ileri sürerek 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’îsi ileri sürdüğünü, dava konusu ifadeleri söylemediğini, davacının boşanma davasını uzatmak amacıyla dava dışı eşini temsil eden avukatlara karşı asılsız suçlamalarda bulunduğunu, hakaret etmemiş olmasına rağmen özür dilediğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.04.2015 tarihli ve 2013/554 Esas, 2015/168 Karar sayılı kararı ile; "...davalının davacıya karşı her iki hakaret olayını gerçekleştirdiğinin yargılama sırasında ve ceza davasında dinlenen tanık beyanlarından anlaşıldığı, Ankara Barosunun verdiği disiplin cezasının kapsamı itibariyle de davaya konu hakaret olaylarının gerçekleştiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davalının 20.09.2011 ve 21.06.2011 tarihlerinde davacıya karşı gerçekleştirdiği hakaret eylemlerinden dolayı ayrı ayrı 4.000,00 TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.12.2017 tarihli ve 2015/13781 Esas, 2017/8394 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı; boşanma aşamasında olduğu eşinin avukatı olan davalı tarafından, aile mahkemesinde görülen davanın 21.06.2011 tarihli duruşması sonrasında kendisine hakaret edildiğini, 20.09.2011 tarihli duruşmada yaptığı hakaretin ise, duruşma tutanağına da geçirildiğini belirterek oluşan manevi zararının tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının boşanma davasını uzatmak amacıyla haksız olarak hareket ettiğini, davacıya hakaret etmemesine rağmen kendisinden özür dilediğini belirterek, haksız davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının söylediği sözlerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu kabul edilerek manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İddia ve savunma hakkının üstünlüğü ilkesi gereğince, davanın görülmesi sırasında tarafların avukatlarının mahkemeye sundukları dilekçeler, deliller veya yaptıkları açıklamalar savunma sınırlarını aşmadığı takdirde, haksız eylem olarak nitelendirilemez.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davaya konu olan sözlerin, davalı tarafından, müvekkilinin boşanma davasında ve yargılama sırasında söylenen sözler olduğu anlaşılmış olup, TBK'nın 58. maddesi gereğince davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde değildir. Bu durumda, mahkemece manevi tazminat isteminin reddedilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir…” gerekçesiyle bozma nedenine göre davacının temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçeleri tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin, yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Daire Kararı
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 tarih ve 2019/1916 Esas, 2019/5527 Karar sayılı kararı ile; "... Dairemizin 18.12.2017 gün, 2015/13781 Esas ve 2017/8394 Karar sayılı bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığı..." gerekçesiyle 6763 sayılı Kanunun 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen geçici 4/4 madde ve fıkrası gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine ..." karar verilmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.05.2022 tarih ve 2019/4-811 Esas, 2022/642 Karar sayılı ilamıyla; "...davalının gerek duruşma esnasında gerekse de duruşma sonrasında kullandığı ifadelerin davacıyı küçük düşürücü nitelikte olduğu, öte yandan davalının vekil olduğu boşanma davasında yapılan yargılama sırasında bu sözleri kullanmaksızın iddia ve savunma yapmasının da mümkün olduğu göz önünde bulundurulduğunda iddia ve savunma sınırları içerisinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği sonucuna varılmıştır..." gerekçesiyle direnme uygun olduğundan, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; gerek yerel mahkemede görülen tazminat davasında ve gerekse ağır ceza davasında dinlenmeyen tanıkların ifadelerinde davacının davalıya sürekli beddua ettiğini beyan ettikleri, hakaret olarak değerlendirelebilecek bir ifadeyi davacının kullanmadığını beyan ettiklerini, ancak davanın başından beri gerek Cumhuriyet Başsavcılığında ve gerekse Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2012/328 E. sayılı davada tanıklık yapan ..., ... ve davacı ... arasındaki mübayenetin giderilmesi için çağrılıp dinlenmesi taleplerinin yerel mahkemece gerekçesiz olarak reddedildiğini,
davacı tanıklarının yalan tanıklık beyanlarına itibar edildiğini, davacı tanıklarının beyanlarının hiç bir şekilde değerlendirilmediğini eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurma yoluna gidildiğini, yerel mahkemece hakaret fiili yönünden gerekli değerlendirme yapılmadığını, mahkemece paradan başka bir tazmin şekline karar verilmesi talebinin değerlendirilmediğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının boşanma aşamasında olduğu eşinin avukatı olan davalının davacı için kullandığı ve davaya dayanak yapılan sözlerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6763 sayılı Kanunun 45 inci maddesi ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen geçici 4/4 üncü maddesi, 6217 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427, 428 ve 429 uncu maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu (mülga) 41 inci maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması kanunda açıkça yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle takdir edilen tazminatın tarafların sıfatı, olay tarihi ve olayın gelişimi birlikte gözetildiğinde miktar olarak uygun bulunmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine ,
Dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/10108, K. 2023/10389, 9 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama