KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/10826 E., 2022/15370 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2022
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
742 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında İtiraz Hakem Heyetinin 10.07.2019 tarih 2019/İHK 7812 sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; 11.04.2010 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada davalının ...'si olduğu aracın diğer araçlarla çarpışması sonucu araçta yolcu konumunda olan müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah ile talebini 160.649,61 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
... tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulüne, 160.649,61 TL tazminattan %20 oranında takdiri indirime gidilmek suretiyle 128.519,68 TL'nin 14.12.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte Allianz Sigorta A.Ş'den alınarak ...'a ödenmesine, bakiye talebin reddine karar verilmiş; bu karara davalı vekili, ... nezdinde itiraz etmiştir.
... tarafından; ... tarafından verilen 11.03.2019 tarih ve K-2019/15958 sayılı karara davalı Allianz Sigorta A.Ş. vekilinin yapmış olduğu itirazın kısmen kabulüne karar, itiraza konu kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 88.634,26 TL tutarındaki sürekli iş göremezlik tazminatının 14.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Allianz Sigorta A.Ş. tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK'nın 49. md) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nın değişik 72. md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nın 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür.
Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nın 60. ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir.
Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir (TBK'nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır).
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.
Somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 11.04.2010 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 05.11.2018 tarihinde açılmıştır. Davalı vekili, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş (zamanaşımı def'ini yasal sürede ileri sürmüş) olmasına rağmen, ... tarafından, davacının 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde (05.12.2017'de) davalı ... şirketine başvurduğu ve alacağını talep ettiği gerekçesiyle, davalı tarafın zamanaşımı savunmasına itibar edilmemiş ve davalının tazminattan sorumluluğuna karar verilmiştir.
Oysa; davacının kazadan kaynaklanan yaralanması (bacak kırığı) nedeniyle tedavisi 11.04.2010-13.04.2010 tarihleri arasında yapılmış, maluliyetine yol açan travma sonrası stres bozukluğuna ilişkin ilk tanı ise kazadan 2 ay sonra konulmuştur. Bu itibarla davacının zararının kapsamını (maluliyetine yol açan zararı) öğrendiği tarih en geç 11.06.2010 olup bu tarihten sonraki iki yıl içinde dava açılmadığı gibi, kaza tarihinden itibaren işleyecek 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde de davanın açılmadığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle; KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde (11.04.2018'e kadar) davanın açılmadığı; davacının kazadaki yaralanmasından kaynaklanan ve maluliyetine yol açan zararının 11.06.2010 tarihinde öğrenildiği, maluliyet artışının olduğuna dair davacı yanın iddia ve ispatının bulunmadığı hususları da dikkate alındığında, zararın öğrenilmesinden sonraki 2 yıl içinde ve 8 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığı gözetilerek, zamanaşımı def'ini ileri süren davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/10826, K. 2022/15370, 23 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama