KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/11645 E., 2023/9839 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/349 - 2022/205
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.749 kelime·9 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalılar vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.09.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte gelen davacılar vekili Avukat ... geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 26.09.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın sürücüsü olduğu, davalı ... adına kayıtlı, davalı şirket tarafından işletilen aracın yaya olan davacıya çarpması neticesinde davacının kafatası çökme kırıkları nedeniyle bitkisel hayata girecek şekilde özürlü sağlık kurulu raporuyla %99 oranında malul kaldığını, davalıların kusuruyla meydana gelen kaza nedeniyle sürücünün ceza davasında cezalandırıldığını, giderilmesi mümkün olmayan ağır acı ve elem duymakta olduklarını,
geleceğe yönelik ağır maddi ve manevi zararlara uğradığını ve davacının daimi bakıma muhtaç olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere iş gücü kaybı ve bakım gideri olarak şimdilik 1,00 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 227.000,00 TL ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete husumet düşmeyeceğini, gerek yolun trafiğe açılması nedeni ile araçların yol üzerinde olmaları, gerekse de halk pazarının seyyar satıcılarının sokaklara taşarak yolu daralttığı için trafiğin kapalı olduğunu görünce başkaca bir imkanı olmadığı için ağır ağır, kontrollü ve dikkatli bir biçimde geri manevra yaparak sokaktan çıkmaya çalışırken davacı yayanın dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucu kazanın meydana geldiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.03.2016 tarih ve 2013/27 Esas, 2016/124 Karar sayılı kararıyla; davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 162.045,46 TL maddi tazminatın (maluliyet nedeni ile iş gücü kaybı zararı ile bakım giderinin) olay tarihi olan 21.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 65.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 21.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan)17.
Hukuk Dairesinin 21.05.2019 tarih ve 2016/10548 Esas, 2019/6480 Karar sayılı ilamıyla, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "...Davacı ...’un kazadaki yaralanması nedeniyle, Zonguldak Devlet Hastanesi’nin 18.09.2007 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu raporu gereği davacının % 99 oranında tüm vücut fonksyon kaybı olmasına göre sürekli bakıma muhtaç olduğunun ve bakıcı gideri ödemek zorunda kalacağının kabulü yerinde olmakla birlikte; bakıcı gideri olarak ödenecek bedelin net asgari ücret üzerinden belirlenmesine ilişkin hesaplama doğru değildir.
Davacı ...’un bakıcı gideri için yapılacak hesaplamanın, kaza tarihinde yürürlükte olan brüt asgari ücret tutarı üzerinden yapılması gerektiği dikkate alınarak bu konuda bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir....
6098 sayılı TBK.'nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın bir miktar az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir....
Davalılar vekili Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin İş Mahkemesi sıfatıyla 2012/385 E. sayılı dosyası ile dava konusu kaza ile ilgili olarak davalı ...’a karşı davacıya SGK tarafından ödenen maddi yardımın rücuen tahsili davası açıldığına yönelik savunmasına göre, mahkemece ilgili dosyanın iş kazası ve rücuya konu olmasına göre akibetinin ve neticesinin araştırılarak dosyanın tartışılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır..." gerekçeleriyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamında belirtildiği üzere kaza tarihinde yürürlükte olan brüt asgari ücret tutarı üzerinden ve davacının ölümü ile kaza arasında illiyet bağı tespit edildiğinden varsayılan yaşam süresine göre hesaplama yapılması için dosya bilirkişiye tevdii edilmekle.
03.02.2022 tarihli raporda maluliyetine ilişkin zarar 284,570,06 TL olarak tespit edilmekle birlikte, bakıcı gideri de 473.557,28 TL olarak tespit edilmiş olup, işbu raporun hükme esas alındığı, davacı vekili tarafından 13.04.2022 tarihli beyan dilekçesi ibraz edilmekle, özetle ıslah dilekçeleri doğrultusuna karar verilmesinin talep edildiği,
bozma ilamında manevi tazminat miktarı bir miktar az görüldüğünden, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde, tarafların meydana gelen kazadaki kusur oranları, kaza nedeniyle oluşan maluliyetin derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önünde bulundurulduğunda 100.000,00 TL manevi tazminatın kabulü ile fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği,
ayrıca Yargıtay bozma ilamı kapsamında değerlendirme yapılmak üzere Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/385 Esas sayılı dosyası dosya arasına alınmış olup, yapılan değerlendirme sonucunda varılan kanaate göre davacının davalılar yönünden 3. kişi konumunda olduğu ve "çalıştırılan" konumunda olmadığı dikkate alındığında davaya konu kaza iş kazası niteliğinde olmadığından, iş kazası sigortasından gelir bağlanmadığından tazminattın indirim nedeni olması mümkün olmadığından ıslah edilen alacak kalemleri üzerinden taleple bağlı kalınarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü - kısmen reddi ile,
davacı tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat istemli davanın kabulü ile 227.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 21.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacı tarafından davalılar aleyhine açılan manevi tazminat istemli davanın kabulü ile 100.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 21.04.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin trafik kazası sebebi ile uğramış olduğu %99 maluliyeti nedeniyle maddi manevi zararların tazmini istemiyle açılan davada hem bedensel kayıp hem de bakıma muhtaç olduğundan bakıcı gideri parası sebebi ile maddi zararının mevcut olduğunu, müvekkilinin yargılama sırasında vefat etmesi nedeniyle avacı mirasçılar için 227.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, hükmedilen tazminatın maddi ve manevi zararlarını karşılamadığını, çekilen acı elem, günün ekonomik koşulları, enflasyon nedeni ile çok düşük kaldığını, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; davaya konu trafik kazasında yaralanan ...'un yargılama sırasında 12.02.2016 tarihinde vefat ettiğini ve tazminat hesabı yönünden riskin gerçekleştiğini ancak mahkemece davacı ölmemiş gibi rapor aldığını, mahkemenin asıl davacı ölmemiş gibi davranmasının hukuki olmadığını, manevi tazminatın çok yüksek olduğunu, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 21.04.2006 tarihinde davalıların sürücüsü, kayıt maliki ve işleteni olduğu aracın çarpması sonucu yaralanan ve maluliyet oluşan davacı yayanın sürekli iş göremezlik tazminatı, sürekli bakıcı gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 46 ve 47 nci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 85. maddesi.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin olmasına göre davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Kısaca, tazminat miktarının belirlenmesinde, zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; burada ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır.
Somut olayda; davacı ... vekili tarafından, davaya konu kazada yaralandığı ve malul kaldığı ileri sürülerek sürekli iş göremezlik tazminatı, sürekli bakıcı gideri ve manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. Hükme esas alınan 03.02.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda davacının, muhtemel bakiye ömür sonunun 2028 yılı olarak kabulüyle bu tarihe kadar sürekli iş göremezlik tazminatı ve sürekli bakıcı gideri hesaplanmıştır. Ne var ki adı geçen davacının vukuatlı aile nüfus kaydına göre karar tarihinden çok önce 12.02.2016 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Gerçek durum varken, varsayımlara dayalı tazminat hesabı yapılamaz.
Açıklanan tüm maddi ve hukuki vakıalar karşısında mahkemece; henüz karar kesinleşmeden, yargılamanın devamı sırasında ölen davacı ...'un vefat ettiği tarihe kadar sürekli iş göremezlik tazminatı ve sürekli bakıcı giderinin hesaplanması için, her iki tazminat kalemi yönünden meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi açısından ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11645, K. 2023/9839, 26 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama