KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/11688 E., 2025/11292 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/350 E., 2022/326 K.
Karar Metni
1.507 kelime·8 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 09.06.2014 tarihinde davalının ...
Beldesi sınırları içerisindeki pancar tarlasında ... isimli kişinin oluşturduğu kadın işçiler ekibinin içerisinde tarım işçisi olarak çalışmaya gittiğini, öğlene kadar davalının tarlasında çalıştığını, davalının kaza günü kendisine ait diğer davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı traktörü ile mazot almaya giderken traktörün römorkunu tarlaya bıraktığını, öğlen vakti yemek molası verildiğinde davacının ve diğer çalışanların park halinde bırakılan römorkun altında gölgelenerek yemek yedikleri sırada römorkun çeki demirinin altına koyduğu kütüğün kayarak yere düşmesi sonucunda ağır yaralandığını,
davacının baskılar nedeniyle davalı tarafın istediği gibi ifade verdiğini, ancak bu ifadenin gerçek iradeyi yansıtmadığını, kaza neticesinde davacının iki ayrı yerden omuriliğinin kırıldığını ve iki kez ameliyat olarak omuriliğine platinler takıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava konusu olayın iş kazası olmadığını ve çalışma sırasında gerçekleşmediğini, davalının davacıya yönelik doğrudan veya dolaylı haksız fiilinin söz konusu olmadığını, olayın beklenmeyen bir durum sonucu ortaya çıktığını ve davalının olay anında orada olmadığını, davacı ile davalı arasında kurulan bir iş ilişkisi veya hukuki bir ilişki bulunmadığını, davalının mazot almaya gitmeden önce tüm işçileri römorkun altına girmemeleri konusunda uyardığını, meydana gelen olayda tüm kusurun davacıda olduğunu, davacının,
römorkun omzuna düştüğünü beyan ettiğini ancak şu anda kaza ile ilgisi olmayacak şekilde belinden olduğu ameliyat ile ilgili talepte bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olayın bir trafik kazası olmadığını ve zararın aracın işletilmesi sırasında meydana gelmediğini, kabul manasında olmamak üzere kaza ile iş göremezlik arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranları ve maluliyet oranının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.01.2016 tarihli kararı ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 26.01.2016 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 24.03.20 16... /54 46... /5215 Karar sayılı ilamıyla; dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalı ...'a ait pancar tarlasında dava dışı kişilerle birlikte işçi olarak çalışan davacının, mola sırasında tarlada bulunan ve davalıya ait olan römorkun gölgesinde dinlendiği sırada römorkun üzerine düşmesi sonucunda yaralandığı, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada kazanın olduğu tarlada 50’den az işçi çalıştığının tespit edildiği,
bu bağlamda, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin somut olayda uygulanmayacağı, dolayısıyla da olayın iş kazası olmayıp, tarım iş kazası olduğu, hal böyle olunca mahkemece, 50'den az işçi çalıştırılan tarım işyerinde 4857 sayılı İş Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı ve dolayısıyla da tazminat davasına konu olayın iş kazası olmadığı göz önünde bulundurularak, işin esasına girilip genel hükümler doğrultusunda hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile. 1.495,99 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 128.443,54 TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 129.939,53 TL maddi tazminatın davalı ...
Sigorta A.Ş. bakımından poliçe limiti ile sınırlı kalmak şartıyla dava tarihi olan 10.07.2015 tarihinden itibaren diğer davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 09.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; verilen bozma kararı ile kazanın iş kazası olmadığının sabit olduğunu, iş güvenliği uzmanından rapor alınmasının hatalı olduğunu, kusurun hatalı olduğunu, davacının baskı ve tesir altında olmadan römork altına girmesinin düşünülemeyeceğini, davacının emniyetsiz bir biçimde römorka çıkmasının da gerçeği yansıtmadığını, davalı ...'in ağır kusurlu olduğunu, manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kusur tespitinin hatalı olduğunu, olay yerinde olmayan davalının meydana gelen olayı düşünmesi ve tahmin etmesinin mümkün olmadığını, davacının meydana gelen olayda tam kusurlu olduğunu, davacıda tespit edilen rahatsızlık ve maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı olmadığını, bu hususta yeterli inceleme yapılmadığını, maluliyet oranının fahiş olduğunu, yapılan hesaplamalar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, PMF Tablosunun dikkate alınması gerektiğini, sonra alınan raporlarda asgari ücrette meydana gelen değişikliklerin dikkate alınmasının hatalı olduğunu,
peşin sermaye değerininin mahsup edilmediğini, ev hanımı olan davacı için tüm dönemlerde agisiz asgari ücret dikkate alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanmasının hatalı olduğunu, alacağın dava ve ıslah zamanaşımına uğradığını, ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; kazanın karayolları sınırları içerisinde meydana gelmediğini, davacının meydana gelen olayda tam kusurlu olduğunu, dava konusu olayın bir trafik kazası olmadığını ve zararın aracın işletilme hali sırasında meydana gelmediğini, traktöre bağlı römorkun tek başına işletilme halinde olmasının söz konusu olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatından SGK'nın sorumlu olduğunu, hesaplamada pasif dönemde agili gelir esas alınmasının yerinde olmadığını, hesaplamanın fahiş olduğunu, peşin sermaye gelirinin mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun Madde 85 (Değişik fıkra: 17.10.1996 - 4199/28 md.) "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."
102. maddede ise; "Bir römorkun veya yarı römorkun veya çekilen bir aracın sebep olduğu zarardan dolayı, çekicinin işleteni, motorlu aracı işletenin sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sorumlu tutulur. Çekilen araçla ilgili olarak sorumluluk genel hükümlere tabidir." düzenlemeleri yapılmıştır.
91.maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1.maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı ve diğer işçilerin üzerine düşen römorkun, traktöre bağlı olmaksızın tarla üzerinde park edildiği, olayın işçilerin römork altında yemek yediği esnada meydana geldiği, aracın işletilme halinde olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, römorkun neden olduğu zararın zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamında olmadığı, ZMSS sorumluluk esasının motorlu araç işletenin KTK 85/1 maddesi gereğince doğacak sorumluluk olduğunun göz önünde tutularak davalı ... bakımından davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
3-Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1. fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.
İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda davaya konu kaza nedeniyle SGK Başkanlığı tarafından davacıya 141.700,29 TL PSD gelir bağlandığının tespit edildiği bildirilmiştir. İfade olunan hususlar karşısında; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından davaya konu kazaya ilişkin olarak bağlanan gelirin rücuya tabi olup olmadığı araştırılarak; yapılan ödeme rücuya tabi ise, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi hükmü gereği tazminattan düşülmesi suretiyle davacı tarafın talep edebileceği iş göremezlik tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi isabetli olmamıştır.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davalı ...Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ile ... Sigorta A.Ş. Genel Müdürlüğüne iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/11688, K. 2025/11292, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama