KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/12762 E., 2023/606 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2023
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Hüküm/karar
- Kabul
Karar Metni
1.103 kelime·6 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen muvazaa nedenine dayalı tazminat davasında, verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ..., ... ve davalılar ...'ın annesi olan ... 'ın ilk resmi evliliğini ... isminde biri ile yaptığını, ... ile ...'un çocuklarının olmadığını, ancak ...'un daha önceki evliliğinden ... ve ... isminde iki çocuğu olup bunların ... doğurmuş gibi ...'nin adına kayıt olduğunu, ...'nin ikinci evliliğini bu defa da ... ile yaptığını, ...'nin bu evliliğinden de ..., ..., ..., ..., ... ve ... isminde çocukları olduğunu, ... 'a babasından Adana Döşeme Mahallesi, 155 pafta 919 ada, 11 parsel sayılı taşınmazın 3/20 hissesinin miras kaldığını,
... 'ın doğurmadığı halde doğurmuş gibi kendi adına kayıt ettirdiği ... ve ... isimli çocukların mirasından faydalanmaması için davalı ... ile anlaştığını, ...'ın 11 numaralı parseldeki hisseyi ... 'ın çocuklarına henüz devir etmeden önce ... 'ın 2004 yılında vefat ettiğini, ...'ın ise 04.10.2011 tarihinde hisseyi ...'dan aldığını, davalı ...'ın dava konusu parseldeki hisseyi bir inşaat müteahhidine satarak davacıların tüm miras haklarını yediğini, davalı ...'in kötü niyetli hareket ettiğini, güven akdine yani inanç sözleşmesine aykırılık ve mirastan mal kaçırma olayının iç içe girdiğini,
vefat eden ...'den kalan 11 numaralı parseldeki 3/20 hissesinin müvekkillerine kalan 2/20 hissenin 04.10.2011 tarihindeki rayiç bedelini bu tarihten itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte talep ettiklerini belirterek fazlaya dair hakları baki kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL'nin 04.10.2011 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı ... vekili cevap dilekçesine; davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden, husumet yokluğu itirazları yerinde görülmezse esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
2- Davalı ... cevap dilekçesinde; ... 'ın bu parseli kendisine emaneten verdiğini herkesin bildiğini, gerçekte 11 numaralı parseli satmadığını ve ...'tan para almadığını, ...'ın kendisini kandırdığını, ...'ın 11 parseldeki haklarını kardeşlerine vermediğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve 2018/616 Esas ve 2019/214 Karar sayılı kararı ile; "davacılar ve davalı ... murisi ...'ye ait iken, 07.09.1998 tarihinde davalı ...'a satıldığı, söz konusu satışın murisin kendisinden olmayan dava dışı çocukların mirastan pay almamalarını sağlamak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığının davalı ... tarafından ikrar edildiği, davalı ...'nin taşınmazı murisin ölümünden sonra davacılarla birlikte davalı ...'e devretmek üzere aldığı, murisin ölümünden sonra ise 04.10.2011 tarihinde taşınmazın davalı ... tarafından diğer davalı ...'e satış suretiyle devredildiği,
taraflar murisi ile davalı ... arasında ve davalılar arasında yapılan satış işlemlerinin muvazaalı olduğu" gerekçeiyle bilirkişi raporu ile belirlenen 380.550,00 TL alacağın 14.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara eşit oranda ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge adliye mahkemesinin 05.03.2019 tarihli ve 2018/616 Esas, 2019/214 Karar sayılı ilamı ile, " davalı ...'in muris ile davalı ... arasında yapıldığı davalının ikrarı ile sabit olan inançlı işlemin tarafı olmadığı, davalılar arasında resmi şekilde yapılmış bir taşınmaz devir sözleşmesi bulunmadığı, davalı ...
39.600,00 TL satış bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği ve bu satış sözleşmesinin taraflar arasında muvazaalı yapıldığını ispat etmek külfeti davacılara ait olduğunu ve senetle ispat zorunluluğu bulunduğu" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.2018 tarih ve 2016/403 esas - 2018/826 karar sayılı kararının kaldırılmasına ve yargılama yapılması gerekmediğinden yeniden hüküm kurulmasına,
davanın davalı ... yönünden reddine, ... yönünden kabulü ile 380.550,00 TL alacağın 14.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacılara eşit oranda ödenmesine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 11.11.2021 tarih ve 2020/1486 Esas, 2021/8697 Karar sayılı ilamı ile, "dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın davacıların murisi ... 'dan davalı ...'a davalı ...'den de davalı ...'a devri işlemlerinin muvazaalı olduğu, bu nedenle davacı mirasçıların davalı ...'e yönelik isteminin de kabulü ile davacıların miras payları oranında 14.08.2014 tarih ve 25511 yevmiye nolu Resmi Senede göre ...'ın Güneypark Finansal Danışmanlık Ltd. Ş.ti'ne satış yaptığı son devir tarihindeki değeri üzerinden diğer davalı ... ile birlikte hüküm altına alınan tutardan sorumlu tutulması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın davalı ... yönünden reddinin doğru olmadığı "gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "bozma kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle davanın kabulü ile 380.550,00 TL tazminatın 14.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; iddia edildiği gibi ... ve ...'nın murisin mirasçıları olmadığını mirasçıların ..., ... ve ... olduğunu bu sebeple inançlı işlem yapılmasına gerekçe gösterilen iddianın doğru olmadığını, ... ile ...'ın inançlı işlem yaptığını gösterir hiç bir yazılı delil sunulmadığını, bizzat davacı ...'ın dava konusu taşınmaz üzerindeki evini müvekkile satması da ortada muvazaa olmadığını gösterdiğini, davaya konu taşınmazın muvazaalı bir şekilde müvekkilce alındığını iddia eden davacının aynı taşınmaz üzerindeki evi müvekkile satmasının beklenemeyeceğini,
her ne kadar işbu davada yazılı ispat kuralı geçerli olsa da dinlenen tanıkların da satışların gerçek satışlar olduğunu beyan ettiklerini, davacılar ve davalı ... aralarında anlaşma yaparak bu davayı açmıştır diye düşündüklerini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kardeş olan davacı ile davalıların anneleri ... 'ın ilk eşinin çocuklarının kendisi doğurmadığı halde kendi üzerine kayıtlı olması nedeniyle mirasının çocuğu olmayan ... ve ...'ya kalmaması için davaya konu taşınmaz hissesini davalı ...'a güvenerek ve ileride kendi çocukları davacılar ve davalı ...'e devretmesi amacıyla tapuda devrettiği, davaya dayalı satışın muvazaalı olduğu iddiasıyla muvazaa nedenine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi, Türk Borçkar Kanunu'nun 19 uncu maddesi
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/12762, K. 2023/606, 18 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama