KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/13793 E., 2024/11582 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/796 Değişik İş, 2022/793 Karar
Karar Metni
870 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortaladığı aracın, müvekkilinin sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucunda 27.12.2019 tarihinde yaralamalı iki taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, müvekkilinin kaza nedeniyle %5 oranında sürekli iş göremezlik oranın olduğunu, dava öncesinde davalı tarafa başvuru yapılsa da davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 40.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 125.179,83 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin, sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun hükme esas teşkil edemeyeceğini, müvekkili tarafından alınan tıbbi mütalaada davacının maluliyet oranının bulunmadığının ifade edildiğini, tazminat hebasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz hesap yönteminin kullanılması gerektiğini, davacının avans faizi talep edemeyeceğini, ancak başvuru tarihinden itibaren yasal faize hükmolunabileceğini,
müvekkilinin adli tıp rapor ücretinden sorumlu olmadığını davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 125.179,83 TL'nin 28.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 15.842,08 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine. İtiraz Hakem Heyeti yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla. Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin 17 nci fıkrası ve 19.01.2016 tarihli, 29598 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin 13 üncü fıkrasında vekalet ücretine ilişkin düzenleme getirildiği,
karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 17/2 nci maddesi gereğince, vekalet ücretinin tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararda hükmedilen vekalet ücreti belirtilen ölçülere uygun olmadığına ve bu nedenle davalının itirazının kısmen kabulü ile, kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine ve başvuran lehine 5.100.00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, diğer itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava değeri üzerinden nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, müvekkili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafça dava öncesinde müvekkiline gerekli evraklar ile başvuru yapılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun hükme esas teşkil edemeyeceğini, müvekkili tarafından alınan tıbbi mütalaada davacının maluliyet oranının bulunmadığının ifade edildiğini, tazminat hebasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz hesap yönteminin kullanılması gerektiğini, davacının koruyucu tertibat takmamış olması halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ve kusur değerlendirmesi için rapor alınması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucunda davacının yaralanması nedeniyle davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1. Dosya kapsamına göre, kaza günü kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, davalı sigortalı araç sürücüsünün, sola manevra yaptığı esnada davacının sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması suretiyle gerçekleşen kazada sigortalı aracın sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 67/1-a maddesinde düzenlenen "sürücülerin manevra yaparken, diğer araç ya da yayaların hareketini zorlaştırması veya tehlikeye sokması" kuralını ihlal ettiği, davacının ise kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığının ifade edildiği görülmüştür.
6100 Sayılı HMK'nın 266 ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Trafik kazasında tarafların kusur oranlarının belirlenmesi uzmanlık gerektiren konulardandır. Hakem Heyetince, herhangi bir kusur raporu alınmaksızın davalının sigortaladığı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir. Bu sebeple eksik incelenme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin var olması halinde ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti için üniversite öğretim üyelerinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp, buna uygun şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/13793, K. 2024/11582, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama