KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/13991 E., 2023/12382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/659 E., 2022/920 K.
- Hüküm/karar
- Red /Kabul
Karar Metni
2.495 kelime·12 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalılar ..., ... ve ... Saygın vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ve ... ve diğer davalılar vekili Av. ... geldiler. Tarafların vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karar bağlanması için uygun görülen 21.11.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ...'dan boşandığını, boşanma sonrası hükmedilen mali hakların tahsili için yaptıkları takiplerin semeresiz kaldığını, davalı ...'ın müvekkilinden mal kaçırma amacı ile dava konularından Ürgüp 24 ada 1 parsel 2 nolu bağımsız bölümü 18.05.2006 tarihinde birlikte yaşadığı davalı ...'e o da 25.05.2007 tarihinde yeğeni ...'e onun da 07.12.21015 tarihinde taşınmazı elden çıkardığını, Ürgüp 24 ada 1 parsel 1 nolu bağımsız bölüm ile 691 ada 4 parseli 04.11.2015 tarihinde davalı ...'e sattığını,
...'de Ürgüp 24ada 1 parsel 1 nolu bağımsız bölümü 07.12.2015 tarihinde dava dışı Mustafa Topaç'a sattığını belirterek, bu satışların BK'nın 19.maddesi ve İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre iptaline, müvekkilinin 177.950,00 TL alacağının yasal faizi ile davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tasarrufun iptaline ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkiline ilişkin tasarruf tarihinin davacının alacağı olduğunu söylediği tarihten daha önce olduğunu, davacının aciz vesikası sunmadığını, 2013/4214 sayılı takip dosyasının ödenerek infaz edildiğini, taşınmazın satış tarihinin 18/05/2016 olduğunu, bu tarihte müvekkilinin ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu, binanın müstakil özelliğinin bozulmaması ve yabancı gitmesin düşüncesi ile davalı ...'e 75.000,00 TL'ye sattığını, davalı ...'in kendisine ait şirketi sattığını, evin parasını doğrudan müvekkiline vermemesinin sebebinin müvekkilinin o dönemdeki boşanma davası olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin satın aldığı taşınmazının bedelini 2013/4214 sayılı takip dosyasına ödediğini, davacının takip dosyasındaki alacaklarını müvekkili sayesinde alabildiğini, müvekkilinin taşınmazları satın alırken iyi niyetli olduğunu, davacının iddia ettiği alacaklarının 13.01.2016 tarihinde karara bağlandığını, kendisinin ise taşınmazları, davacı alacaklarının doğumundan önce 05.11.2015 tarihinde satın aldığını, tasarruf tarihinde borcun doğmamış olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tasarrufun iptaline ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının aciz vesikası sunmadığını, müvekkiline ilişkin tasarruf tarihinin, davacının alacağı olduğunu söylediği tarihten daha önce olduğunu, 2013/4214 sayılı takip dosyasının ödenerek infaz edildiğini, taşınmazın satış tarihinin 18.05.2016 olduğunu, bu tarihte davalı ...'in ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu, binanın müstakil özelliğinin bozulmaması ve yabancı gitmesin düşüncesi ile müvekkile 75.000,00 TL'ye sattığını, takiplerin açıldığı tarihten yaklaşık 10 yıl önce müvekkilinin dava konusu taşınmazı satın aldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...taraflara ait banka hesap hareketleri uyarınca taraflar arasında davaya konu taşınmazların bedelleri karşılığında satın alındığına delil teşkil edebilecek herhangi bir para transferinin bulunmayışı, davalı ...'in davalı ...'in eşi, davalı ...'in ise davalı ...'in yeğeni, davalı ...'in ise Macit'in arkadaşı olması, davalı ...'in davalı ...'in borçlarından haberdar olması, 691 ada 4 parsel sayılı taşınmazın, davalı ...'ten davalı ...'e devrinde, 24 ada 1 parsel 2 nolu bağımsız bölümün davalı ...'den dava dışıa devrinde, 24 ada 1 parsel 1 nolu bağımsız bölümün davalı ...'ten davalı ...'e devrinde isimli şahsa vekalet verilmiş olması,
davalılar ve tarafından vekalet verilen isimli şahsın davalı ...'in sigortalı çalışanı olması, dava konusu taşınmazların devir bedellerinin, bilirkişiler tarafından tespit edilen bedellerin oldukça altında olması, her ne kadar Nevşehir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/4214 sayılı takip dosyası 09/11/2015 tarihinde davalı ... tarafından kapatılarak infaz edilmiş ise de davalı ... tarafından söz konusu icra dosyasına sunulan 09.11.2015 tarihli dilekçede "Takip dosyası borçlusu ...'a halef olmak ve ...'dan rücuen geri almak kaydıyla takip dosyası borcunu ödemek istiyorum." ibarelerine yer verilmiş olması,
24 ada 1 parsel 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin aynı tarihte davalılar ve n tarafından dava dışı kişilere devredilmiş olması, tanıklar ..., , ile ...'ın beyanlarının duyuma dayalı olması ve taraflar arasındaki para alışverişini bizzat görmediklerini beyan etmiş olmaları ve tanıklar ileın beyanları ile taraflar arasında ikame edilen ilk boşanma davasının 15/09/2005 tarihli olması birlikte değerlendirildiğinde, tapu sicilinin Nevşehir İli, Ürgüp İlçesi, , 4 Parsel sırasında kayıtlı taşınmazın davalı ... tarafından davalı ...'e satış suretiyle devrine ilişkin 05.11.2015 tarihli tasarrufun, tapu sicilinin Nevşehir İli, Ürgüp İlçesi, Ada,
1 Parsel sırasında kayıtlı 1 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından davalı ...'e satış suretiyle devrine ilişkin 05/11/2015 tarihli tasarrufun,ve tapu sicilinin Nevşehir İli, Ürgüp İlçesi, Aktepe Mahallesi, 24 Ada, 1 Parsel sırasında kayıtlı 2 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından davalı ...'e, davalı ... tarafından davalı ...'e satış suretiyle devrine ilişkin 18.05.2006 ve 25.05.2007 tarihli tasarrufların muvazaalı olduğu kanaatine varıldığı, davacının danışıklı işlemde bulunan davalı ...'ten alacağının var olduğu ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı işlemler yapıldığı,
muvazaa nedeniyle hakkı ihlal olunan ve zarar gören davacının dava konusu taşınmazların devrine ilişkin hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebileceği..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece, davalılar , , vasıtasıyla ve diğer davalı ...'in katkısı ile muvazaaya istinaden elden çıkarılmış olunan 24 Ada/1 parselde yer alan (1) nolu bağımsız bölüme düşük değer takdirinden kaynaklı sebeple davalılar Mürvet-Deniz yönünden talepten daha azının (156.966,20 TL) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olunmasının dosya kapsamına, usul ve kanuna uygunluk taşımadığını, diğer taraftan,
temelde borçlu ...'a ait olan 24 Ada/1 parselde yer alan (2) nolu parselin kendi üzerinden 3. şahısa intikalindeki muvazaanın ortağı ve tarafı olduğu kabul olunan davalı ...'in aynı gayrimenkulün (1) nolu bağımsız bölümünün - - arasındaki muvazaalı devirlerle 3. şahısa intikalinin yapılmasndaki katkı ve katılımıyla muvazaanın ortağı ve tarafı olduğu nazara alınmaksızın belirtilen bağımsız bölümün elden çıkartılmış olunmasından dolayı da kendisinin sorumlu kılınmamış olunmasının dosya kapsamına ve kanuna uygunluk taşımadığını, aynı şekilde,
24 Ada / 1 parselde (2) nolu bağımsız bölümün muvazaalı devirle elden çıkarılmasında sorumluluğu kabul olunan davalı ...'in, sırf (2) nolu bağımsız bölümün kıymet takdirinde itirazlarının nazara alınmamış olunmasından kaynaklı sebeplerle, belirlenmiş olan düşük bedel nazara alınarak talebi olan 174.301,81 TL yerine 173.298,85 TL üzerinden sorumlu kılınmış olunmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacının ileri sürdüğü alacaklarının, sadece davalılardan ... yönünden olup, diğer davalılar ile bir ilgisi olmadığını, davacının müvekkiline karşı soyut iddiası dışında hiçbir kesin yargı içeren delilinin bulunmaması nedeniyle, alacak davası yönünden öncelikle teminat vermesi gerekirken hiçbir teminat vermeksizin ihtiyati haciz/tedbir talebinde bulunmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacı, müvekkili Metin'in satın aldığı taşınmazlardan dolayı borçlu Macit'in mal kaçırmasına yardımcı olduğunu beyan etmişse de, dava dosyasındaki mevcut delillerle, tam aksini ispat ettiğini, zira,
müvekkil Metin'in, borçlu ...'ın mal kaçırmasına yardımcı olmadığı gibi, aksine davacı ...'ın tahsil edemediği paralarının tahsilini sağladığını, dava konusu taşınmazları satın alan müvekkilinin, taşınmazlar için satış bedeli ödemiş olması nedeniyle alacaklıdan mal kaçırarak alacaklıyı zarara uğrattığı iddiasının da gerçek olmadığını, davacının davasının haksız olduğunu, davacının müvekkile karşı doğrudan icra takip dosyası bedelleri oranında alacak davası açtığını, ancak böyle bir davayı açmaya hakkı bulunmadığını, müvekkilinin taşınmazları satın alırken iyi niyetli olduğunu,
taşınmazın satın alındığı 05.11.2015 tarihinde henüz ortada olmayan bir alacaktan dolayı ve olmayan alacağın tahsilini engellediği iddiasıyla, müvekkil Metin'e karşı açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı talepleri zamanaşımına uğramış olup, davacının açmış olduğu davadaki tüm talepleri yönünden zamanaşımı itirazının dikkate alınmamış olmasının hatalı olduğunu, davacının, dava dilekçesi dışında birden fazla dilekçe vermiş olması ve taleplerini sürekli olarak genişletmesinin HMK'na aykırı olduğunu, üstelik bu dilekçelerin gerek müvekkile ve gerekse tarafına da tebliğ edilmediğini,
mahkemenin davanın kabulüne dair ilam gerekçesinde, bilirkişi raporunun belirleyici olduğu, ancak, yapılan keşif-bilirkişi incelemesinin eksik delillere dayandığını, verilen raporlar ise denetime elverişli olmayan yetersiz bilirkişi raporlardan oluştuğundan dolayı mahkeme ilamının usul ve yasalara aykırı olduğunu, davanın kabulü yönünden de verilen mahkeme kararının hatalı olduğunu, davalıların farklı olması ve davalılar aleyhine farklı farklı hüküm kurulmasına rağmen, hangi davalının ne kadar yargılama giderinden sorumlu olduğu veya hangi davalının ne kadar harçtan sorumlu olduğu hüküm kısmında açık ve net bir biçimde tespit edilmediğini,
verilen hükmün bu nedenle de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Diğer Davalılar vekili istinaf dilekçesinde ; yerel mahkemenin davanın reddi yerine kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı-alacaklının, bu davayı açmakta ‘hukuki yararı’ bulunduğunun kabul edilebilmesi için alacaklının ‘borçlu’da bir alacağının bulunması ve borçlu tarafından, bu alacağın tahsilini önlemek için, muvazaalı bir tasarruf yapılmış olması gerektiğini, davanın açıldığı tarihte davacının hukuki yararının söz konusu olmadığını,
davacının davasına dayanak gösterdiği icra dosyalarından maddi-manevi tazminat miktarının konu edildiği Nevşehir 1. İcra Müdürlüğü 2013/4214 sayılı takip dosyası tüm ferileri ile ödenmek sureti ile infaz edildiğini, davanın açıldığı tarihte davacının muhtemel alacaklı konumda olduğunu ve muvazaa iddiasında bulunduğu tasarrufların tamamının iş bu dava sürecinde kesinleşen alacağının doğumundan çok daha önce tarihlerde gerçekleşmiş tasarruflar olduğunu, muvazaayı kesinlikle kabul etmemekle birlikte yerleşik içtihatlar ile sabit TBK 19 hükmüne dayalı davaların bedele dönüşmeyeceğini yani bu davalarda İİK. m. 283/II uygulanmayacağını,
dava konusu taşınırın/taşınmazın birkaç defa el değiştirmiş olması halinde, bütün bu kişilerin açılan tasarrufun iptali davalarında ‘davalı’ olarak gösterilmesi ve bu kişilerin hepsinin ‘kötüniyetli’ olduklarının yani yapılan tüm satışların ‘muvazaalı’ olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, dava konusu olayda davacının haksız davasına konu ettiği toplam 4 tane takip dosyası bulunduğunu, yerel mahkemenin muvazaalı olarak değerlendirdiği satış bedelinin davacının alacaklı olduğu icra dosyasına ödenmiş olması,
dosyanın sözde muvazaa silsilesinde yer alan davalı ... tarafından ödenen bedel yolu ile infazı ve yine davacının alacağının tahsili tarihinde haberdar olduğu satışın muvazaalı olduğu iddiası ile yasal yollara başvurmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda mal kaçırma kastı ile muvazaalı bir satışın söz konusu olmadığını, yerel mahkemenin davalı ...
Saygın adına kayıtlı olan İzmir'de bulunan gayrimenkul üzerindeki ihtiyati tedbiri kaldırma kararı vermiş olmasına rağmen, davacı vekilinin kısa kararla birlikte teminat ödemeksizin ihtiyati haciz talebini kabul ettiğini, bu kararla birlikte davacı müvekkillerden ... ve ... adına kayıtlı araç ve gayrimenkuller ile banka hesaplarına haciz işlemi tesis ettirdiğini, müvekkillerinin mağduriyetlerinin iş bu kararla daha da arttığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"..Mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere; davacının davalılar arasındaki tasarrufların muvazaalı olduğunu ispatladığı, dolayısıyla davanın kabulüne ilişkin kararın doğru olduğu, her ne kadar eldeki davada davanın bedele dönüşmesi söz konusu değil ise de; davacının dava dilekçesindeki açıklamalarından davalıların eylemlerinin haksız fiil teşkil ettiğini belirtmesi, gayrimenkullerin el değiştirmesi nedeni ile tapu maliklerini davalı göstermemesinin bilinçli olması karşısında davalılardan tazminat talep edebileceği kanaatine varılmış, mahkemece davacının tazminat talebinin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2022 tarih 2021/1323 Esas 2022/1886 Karar sayılı içtihatı uyarınca kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hmk'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili, temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği iddialarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar , ve vekili temyiz dilekçesinde, davanın BK19 değil İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açıldığını, satış tarihinde borçlunun güncel alacağının olmadığını, muvazaa koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, BK'nın 19.maddesine dayalı muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi.
3. Değerlendirme 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenen dava konusu işlemlerin danışıklı (muvazaalı) yapıldığı iddiasına dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Danışıklı bir hukuki işlem ile üçüncü kişilere zarar verilmesi, onlara karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğinde olduğundan, kural olarak danışıklı işlem (muvazaalı muamele) nedeniyle hakları zarara uğratılan üçüncü kişiler, tek taraflı veya çok taraflı olan bu hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Ancak, danışıklı işlem ile üçüncü kişilerin haklarının zarara uğratıldığının benimsenebilmesi için onların, danışıklı işlemde bulunandan alacakları bulunmalı ve danışıklı işlem o alacağın ödenmesini önlemek amacıyla yapılmış olmalıdır.
Somut olayda, davacı davalı borçlu ...'dan boşanması nedeni ile hükmedilen maddi ve manevi tazminat alacakları, katkı payı alacağı ile vekalet ücretlerinin tahsili için 4 ayrı dosyadan icra takibi yapmıştır. Dava 04.11.2016 tarihinde açılmış, dava konularından 24 ada 1 parsel 1 nolu bağımsız bölüm, 07.12.2015 tarihinde davalı ... tarafından dava dışı 'a, 2 nolu bağımsız bölüm 02.02.2015 tarihinde davalı ... tarafından dava dışı İhsan Topaç'a satışmıştır.
Yapılan son devirlere ilişkin olarak anılan kişiler davaya dahil edilmemiş, bedelin tahsili tazminat olarak istenilmiştir. BK'nun 19 uncu maddesine dayalı olarak açılan davalarda, muvaazalı işlemin iptali için, dava konusu şeyi devir alan kişilerin tümünün muvaaza işleminde birlikte hareket ettiğinin ispatı gerekir. İİK'nın 283/2 nci maddesindeki bedele dönüşme halinin, bu davalarda kıyasen uygulanma imkanı yoktur.
Sadece dava konusu şeyin yargılama sırasında devredilmesi halinde HMK'nın 125.maddesinin uygulanması suretiyle davanın tazminata dönüşmesi mümkündür. Dava konusu olayda ise devir davanın açılmasından önce gerçekleştiğinden, HMK'nın 125.maddesinin uygulanması imkanı bulunmamaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, İİK'nın 283/2 nci maddesinin kıyasen uygulanması suretiyle tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 3. Kabule göre ise,
A) Davacının talebi, Nevşehir 1. İcra Müdürlüğü 2015/6443 sayılı takip dosyasındaki 4.435,58 TL ve 2015/6672 sayılı takip dosyasından 1.752,90 TL vekalet ücreti alacağı ile Ürgüp 2. İcra Müdürülüğünün 2016/1774 sayılı takip dosyasındaki 150.492,07 TL katkı payı alacağına ilişkindir. Nevşehir 1. İcra Müdürlüğü 2013/4214 sayılı takip dosyasındaki maddi ve manevi tazminat alacağına ilişkin 107.351,00 TL, 09.11.2015 tarihinde tahsil edilerek dosya işlemden kaldırılmıştır.
Toplam alacak olarak 174.301,81 TL alacağın tahsili istenildiği halde, HMK'nın 26 ncı maddesindeki taleple bağlılık ilkesi bertaraf edilecek şekilde, aynı alacak için hem 691 ada 4 parsel yönünden haciz ve satış yetkisi verilmesi hem de 156.966,20 TL'nin davalılar , , den, 173.298,85 TL alacağın ise ve 'den müteselsilen tahsili şeklinde talepten fazlaya hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
B) Davalı ... davacının takip konusu yaptığı alacaklarının borçlusu konumunda olduğundan, hükmedilen tazminatlardan da ayrıca sorumlu tutularak mükerrer tahsile yol açacak şekilde karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ..., ... ve verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ..., ... ve iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/13991, K. 2023/12382, 21 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama