KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/15028 E., 2023/12237 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/423 E, 2021/308 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.410 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait araca 4926 sayılı Kanun'a muhalefetten dolayı el konulduğunu, el konulma nedeniyle 3 yıl 2 aya yakın bir süre aracın otoparkta beklediğini, aracın ruhsat kaydına satılamaz şerhi düşülmek suretiyle davacıya iadesine karar verildiğini, dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle düştüğünü ve kesinleştiğini, zamanaşımı süresinin kesinleşmiş mahkeme kararının tebliğinden itibaren bir yıl olduğunu, ancak olayda müvekkiline tebliğ yapılmadığından müvekkilinin resmi dilekçesindeki tarihin (06.12.2013) tebliğ tarihi sayılması gerektiğini, bu süre itibariyle süresi içerisinde davayı açtıklarını,
müvekkilinin 4 yıl 2 ay boyunca aracının kazancından mahrum kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davasının kabulüne, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın araca el konulduğu tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı cevap dilekçesinde ; davada süre aşımı bulunduğunu, taraflarına yüklenecek bir kusur olmadığını, yargı kararlarına uygun hareket ettiklerini belirterek haksız açılan davanın husumet eksikliği yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı Maliye Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; olaydan sorumlu olmadıklarını, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olup davacının herhangi bir maddi zarara uğramadığını, aracın iade edilmesi için gerekli tebligatların ruhsat sahibine yapıldığını, yapılan işlemlerin usul ve yasa hükümlerine uygun olduğunu belirterek davanın öncelikle Maliye Hazinesi bakımından husumet nedeniyle reddine, esasa girildiği takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.09.2015 tarihli ve 2014/573 Esas, 2015/398 Karar sayılı kararıyla, ceza dosyasının beraatle değil zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilerek kapandığı, davacıya ait aracın da suçta kullanılmadığından değil zamanaşımı nedeniyle nedeniyle sanıklara ceza verilemediğinden sahibine iade edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda beriltilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 06.11.2017 tarihli ve 2015/16284 Esas, 2017/6796 Karar sayılı ilamıyla, "...Mahkemece, ceza davasının beraatle sonuçlanmaması, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilerek ortadan kalkması hususu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, bu durum ancak belirlenen tazminat miktarından bir miktar indirim yapılması sebebi olabilir.
Şu halde; davacının zarar kapsamı belirlenerek hükmedilecek tazminat miktarından davacının müterafik (bölüşük) kusuru da gözetilerek BK.43 (TBK.51) maddesi gereğince uygun miktarda indirim yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ceza mahkemesinin kesinleşen iade kararı gözardı edilerek, istemin tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir. ... "gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 30.11.2018 tarihli ve 2018/196 Esas, 2018/443 Karar sayılı kararıyla, davanın kabulü ile 49.500,00 TL olarak tespit edilen maddi tazminat tutarının dava açılış tarihi itibari ile yasal faiz işletilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 02.12.2019 tarihli ve 2019/823 Esas, 2019/5729 Karar sayılı ilamıyla davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek " ...Davacının yoksun kalınan kazanca dair talebi yönünden, hükme esas alınan bilirkişi raporu kesin, açık, anlaşılır olmadığı gibi, denetime ve hüküm kurmaya da elverişli değildir.
Öncelikle davaya konu araca ait vergi kayıt ve beyanları ile el koyma öncesi gelir durumunu gösterir her türlü belge dosya içerisine alınarak ve aracın yılın her günü çalışamayacağı da gözetilerek bir zarar hesabı yapılması gerekirken, hayatın olağan akışına aykırı şekilde yılın her günü çalışacağının kabulü ile zararın belirlenmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, davacı şirketin taşıma işlerinde kullanmak üzere yeni bir araç alabilmesi için gereken makûl süre de gözetilerek sadece bu süre için davacının zarar hesabı yapılması gerekirken bu durum dikkate alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.... Ceza dosyası kapsamından. 4926 sayılı Kanun'a muhalefet nedeniyle açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme, aynı hükümde kaçak oldukları bilirkişi raporu ile sabit olan elektronik eşyaların da müsaderesine karar vermiş olup bu durum davacının ağır kusurunu oluşturmaktadır.
Şu halde; davacının müterafik (bölüşük) kusuru gözetilerek hesaplanacak tazminattan BK.43 (TBK.51) maddesi gereğince uygun miktarda indirim yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece bilirkişi raporundaki tespite göre %10 gibi çok düşük oranda yapılan indirim üzerinden karar verilmesi de hakkaniyete uygun olmamıştır....
Davacı vekilinin 16.05.2016 tarihli bedel artırım dilekçesi ile tazminat talebini 55.000,00 TL’ye çıkardığı, mahkemenin de davanın kısmen kabulü ile 49.500,00TL’nin davalılardan tahsiline karar verdiği gözetildiğinde, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13. maddesinin, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, ancak,
hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği yönündeki düzenlemesi de gözetilerek, reddedilen kısım üzerinden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalılar yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi de usûl ve yasaya uygun düşmemiştir...." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş. Dairenin 22.10.2020 tarihli ve 2020/934 Esas, 2020/3622 Karar sayılı ilamıyla davacı vekilinin karar düzeltme isteği reddedilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla, davacının ağır kusuru mevcut olduğundan müterafik kusuru nedeniyle 6.600,00 TL tazminattan %40 oranında indirim yapılmasının hakkaniyet ilkesi gereği olduğu, sonuçta davacının davalılardan isteyebileceği maddi zararının 2.640,00 TL olduğu ve dava tarihi itibari ile davacının maddi zararı olarak hesaplanan 2.640,00 TL'ye yasal faiz isteyebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddiyle 2.640,00 TL olarak tespit edilen maddi tazminat tutarının dava açılış tarihi itibariyle yasal faiz işletilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tazminat hesabının mevzuata ve mantık kurallarına aykırı olduğunu, davacı yeni bir araç alarak iş yapmaya devam etseydi dahi, el konulan ve yıllarca iade edilmeyen araçtan dolayı uğradığı kazanç kaybını ortadan kaldıramayabileceğini, davacının tacir olması nedeniyle ticari faize hükedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu belirtmiştir.
2. Davalı Ticaret Bakanlığı vekili temyiz dilekçesinde; araca, yargı makamlarının kararı ile el konulduğunu, davalı idarenin bu konuda herhangi bir takdir yetkisi olmadığını, görevi sadece mahkeme kararını uygulamak olan idarenin, tarafı olmadığı bir işlemden dolayı sorumlu tutulmasının yasal olmadığını belirtmiştir.
3. Davalı Maliye Hazinesi vekili temyiz dilekçesinde; Küçükçekmece 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararında, davaya konu kaçak eşyaların nakilde kullanıldığı tespit edilen araçların karar kesinleştiği tarihten itibaren ruhsat sahiplerine iade edileceğinin kabul edildiğini, bu sebeple söz konusu karar kesinleştikten sonra ruhsat sahiplerine gerekli tebligatların süresinde yapıldığını, davacının herhangi bir hak kaybına uğramadığını, yapılan işlemelerin usul ve yasa hükümlerine uygun olduğunu verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kaçakçılık suçunda kullanıldığı iddiasıyla el konulan ve yapılan ceza yargılaması sonucunda iadesine karar verilen davacıya ait aracın muhafaza altında olduğu sürece kullanılamaması nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci maddesi, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (mülga) 20 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle dosyanın geçirdiği safahat da gözetildiğinde verilen kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davalılardan harç alınmamasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15028, K. 2023/12237, 20 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama