KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/15247 E., 2024/8410 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemes
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/559 Esas - 2022/270 Karar
- Hüküm/karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.425 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki haksız hacizden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacılar tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 01.10.2024 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/2062 D.İş numaralı dosyası ile ...
Basım Yayın Ltd Şti hakkında ihtiyati haciz kararı aldığını, ihtiyati haciz kararının borçlunun adresinde değil, üçüncü kişi konumunda olan müvekkilinin adresinde infaz ettiğini, davalının haciz mahallinde yapılan itirazları dikkate almayarak haksız ve kötüniyetli haciz ve muhafaza işlemi uygulandığını, müvekkili şirket ve şirket yetkilisinin haksız haciz işlemi nedeniyle itibar kaybına ve iş kaybına uğradığını, haksız haciz işlemi nedeniyle müvekkilinin muhafaza işlemi nedeniyle 35 gün boyunca iş ve güçten kaldığını, yediemin nakliye ve avukatlık ücreti bedeli ödemek zorunda kaldığını,
muhafaza altına alınan makinelerin nakliyesi sırasında makinelerin hasara uğradığını, makinelerin yokluğunda izin verilen işçilere ücret ödenmek zorunda kalındığını, devam eden işlerin tamamlanabilmesi için başka matbaalara ücretler ödendiğini, müvekkillerinin 40 yıldır hiçbir haciz ve muhafazaya maruz kalmadığını,
davalının eylemi nedeniyle müvekkilleri hakkında iflas ettiklerine dair dedikoduların çıktığını ve ticari itibarlarının sarsıldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 35.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın haciz tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 59.052,74 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı süresinde davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.12.2014 tarihli, 2014/336 Esas ve 2014/659 Karar sayılı kararıyla; davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 28.04.2016 tarihli, 2016/4927 Esas, 2016/5810 Karar sayılı ilamı ile; "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gereklidir.
Dosya içeriğinden; davanın, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde yapılan haciz işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmesinden kaynaklanmasından dolayı yukarıdaki kanun hükmü gereği bu davaların görülme yeri Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Şu halde, mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 21.12.2016 tarihli, 2016/734 Esas ve 2016/722 Karar sayılı kararı ile; önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.
4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarihli, 2019/231 Esas ve 2020/487 Karar sayılı ilamı ile; "....25. Somut uyuşmazlıkta, her iki taraf da tacirdir ve dava her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgilidir. Yukarıda da belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları nispi ticari dava sayılacağından eldeki davaya bakmakla görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi değil 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesi gereğince asliye ticaret mahkemesidir.
26. Ayrıca; yerel mahkemenin direnmeye ilişkin gerekçeli kararında direnildiği belirtilen bozma ilamının “Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.04.2016 tarihli ve 2016/4927 E., 2016/5810 K.” sayılı ilamı olması gerekirken, sehven “Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 17.11.2015 tarih, 2015/14495 Esas, 2015/11312 Karar” yazılmış olmasının maddi hata teşkil ettiği değerlendirilmiş ve bu husus işin esasına etkili görülmemiştir.
27. Hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararma uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
28. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dışı şirketin, davalı şirkete borcu dolayısıyla davalı tarafça yapılan icra takibi sırasında, davacı şirkete ait işyerinde haciz yapıldığı, istihkak iddiasına rağmen iş yerinde kullanılan makinelerinin muhafaza altına alındığı, kesinleşen Bursa 2. İcra Mahkemesinin 2012/972 Esas sayılı dosyasında davacının şikayeti kabul edilerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 99 uncu maddesi uyarınca haczin yapılmamış sayılmasına karar verildiği, davacının 25.01.2013 tarihinde 14.500,00 TL yediemin ücreti ödediği,
haczedilen makinelerin 35 gün muhafaza altına alınması sebebi ile davacının bu süre içerisinde makineleri kullanamadığı, geçmiş dönem beyannamelerine göre 44.552,74 TL net kazanç kaybı olduğu, bu sebeple haksız haciz sebebi ile 14.500,00 TL yediemin ücreti ve 44.552,74 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 59.052,74 TL maddi zararının oluştuğu, davacı şirketin manevi tazminat talebi yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58 inci maddesi hükmüne göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimsenin manevi tazminata hükmedilmesini isteyebileceği,
haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalı şirketin icra takibinde kötü niyetinin ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararının oluşmasının gerekli olduğu, olayların yukarıda açıklanan gelişimi dikkate alındığında, salt davacıya zarar vermek amacıyla haciz işleminin yapıldığı başka bir ifade ile takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceği, her ne kadar ... yönünden de aynı vakıalara dayalı olarak tazminat davası açılmışsa da;
davacının uygulanan haciz sebebi ile oluştuğu iddia edilen zarar arasındaki illiyet bağı ispatlanamadığından bu davacı yönünden açılan davanın sıfat yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın sıfat yokluğundan reddine, davacı ..... San. Tic. Ltd.
Şti tarafından açılan davalarda; manevi tazminata yönelik açılan davanın reddine, maddi tazminata yönelik açılan davanın kabulü ile 59.052,74 TL maddi tazminatın 44.552,74 TL yönünden haksız fiil tarihi olan 20.12.2012, 14.500,00 TL yönünden ise yediemin ücretinin ödeme tarihi olan 25.01.2013 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacı ... yönünden verilen kararın yerinde olmadığını, davacı ...'ın haksız haczin yapıldığı iş hanının sahibi ve uzun süredir iş adamı olduğunu, haksız haciz işlemi nedeniyle ticari itibarının zedelendiğini, manevi tazminat koşullarının oluştuğunu, ihtiyati haczin yetkisiz mahkemeden talep edilmesi, İİK'nın 99 uncu maddesi gereğince muhafaza işlemi yapılmasının yasaya aykırı olmasına rağmen muhafaza işlemine devam edilmesi hususlarının kötüniyeti ve ağır kusuru açıkça ortaya koyduğunu, müvekkillerinin zararın hükmedilenden daha fazla olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının haksız olduğunu iddia ettiği haciz işleminin kanunlar çerçevesinde gerçekleştirildiğini, davacı ile borçlu şirketin aynı faaliyet alanında, aynı ortaklarla, aile şirketleri olarak birlikte faaliyet gösterdiklerini, borçlu şirket yetkisilisinin haciz mahallinde hazır olduğunu, borçlu şirketin muhasebe kayıtlarının davacı şirket üzerinden yürütüldüğünün haciz mahallinde bulunan sayısız evraklar ile tespit edildiğini, borçlu şirket ortaklarının, davacı şirkette sigortalı gibi gösterildiğinin yine haciz esnasında tespit edildiğini, davacı şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olduğunu,
davacının istihkak iddiasını haklı gösteren bir mahkeme kararı olmadığını, Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/959 Esas sayılı kararının istihkak iddiasını kanıtlayan bir karar olmadığını, yargılama sırasında borçlu şirketin iflasına karar verildiğini, bu nedenle de istihkak davası açılmadığını, ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen kararda da yetkisizlik nedeniyle ihtiyati haczin kaldırıldığını, bu kararın da ihtiyati haczin haksızlığını göstermediğini, davacının tazminat taleplerinin soyut ve yasal temelden yoksun olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından dava dışı borçlu aleyhine başlatılan icra takibi kapsamında davacıya ait iş yerinde yapılan haciz işleminin haksız olduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6217 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla halen uygulanmakta olan1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılardan ve davalıdan alınmasına,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15247, K. 2024/8410, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama