KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/15344 E., 2024/12596 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/829 D.İş 2022/829 K
Karar Metni
1.015 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.06.2021 tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) bulunmayan aracın karıştığı kazada müvekkilinin malul kaldığını belirterek fazlaya, manevi tazminat ve munzam zarar talebine ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı yandan tahsiline, baro pulu, vekalet harcı ve diğer tahkim giderleri ile adli tıp rapor ücreti ve tam vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurudan önce müvekkili kuruma usulüne uygun başvuru yapılmadığından dava şartı noksanlığı nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, kusur konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, başvuran tarafça sunulan maluliyet raporunun Yönetmeliğe uygun olmadığını, maluliyet oranının hatalı ve fahiş tespit edildiğini, medikal danışmanlık firması tarafından düzenlenen maluliyet raporu ile dosyaya sunulan maluliyet raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, maluliyet zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak,
%1,8 teknik faize ve yaralananın vergilendirilmiş geliri bulunmadığından net asgari ücrete göre hesaplanması gerektiğini, usulüne uygun başvuru bulunmadığından müvekkili kurumun temerrüde düşmediğini, dava açılmasına sebebiyet vermediğini, başvuran vekili lehine vekalet ücretinin 1/5'ine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sürekli maluliyet için gerekli olan iyileşme süresi beklenilmeden düzenlenmiş olan maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya ibraz edilen maluliyet raporunun başvuru sahibinde oluşan kalıcı ve stabil maluliyeti gösteremeyeceği, diğer bir deyişle değerlendirmeye ve hükme esas alınabilecek, denetime elverişli bir rapor olmadığı, sigorta kuruluşuna gerekli belgelerle ve geçerli başvuru yapılmadığından başvuru sahibinin Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurmasında hukuki yararının bulunmadığı ve başvurunun dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesine yönelik Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin maluliyetini gösterir raporun usul ve yasaya uygun bir şekilde düzenlendiğini, müvekkilinin gereken iyileşme sürelerini geçirdiğini, gerekli tedavileri gördüğünü, müvekkili için kaza tarihinden itibaren yaklaşık 9 ay sonra maluliyet raporunun düzenlenmiş olmasının yerinde olan bir husus olduğunu, müvekkilinin maluliyetine yol açan kırığın tibia kırığı olduğunu, söz konusu kırıkların gerekli tedaviler sonrasında 12-20 hafta arasında iyileşme gösterdiğini, bu sebeple her kırık için 12 ay beklenmesinin hem yersiz olacağını hem de kişilerin zararına yol açacağını,
Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde öngörülen başvuru şartının işbu dava için maluliyet raporunun başvuru aşamasında sigorta şirketine sunulması ile yerine getirildiğini, kaldı ki; gerek istinaf ve gerek temyiz uygulamasında sözü geçen madde hükmünde öngörülen dava şartının yargılama sırasında ikmal edilebilecek bir dava şartı olduğunu, dolayısıyla dosyanın aktüer bilirkişiye tevdii ile zararın tespiti gerekirken ret kararı verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi bulunmayan aracın karıştığı kaza sonucu davacı sürücünün yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ile adli tıp rapor ücreti talebine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, kaza tarihi 10.06.2021 olup dosyaya ibraz edilen Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 05.01.2022 tarihli raporda maluliyet Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre kas iskelet sistemi ve alt ekstremiteye ait sorunlar ve hipertrofik skar ve keloid nedeniyle %13 olarak belirlenmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından sürekli maluliyet için gerekli olan iyileşme süresinin beklenilmeden düzenlenmiş olan maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan başvurunun usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilince karara itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından itiraz reddedilmiştir. Söz konusu maluliyet raporunun kaza tarihi olan 10.06.2021 tarihinden 6 ay sonra tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki.
Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik eki cetvellerine göre, alt ekstremite sorunlarında engellilik durumunun kişinin mevcut durumuna göre belirlenmesi gerektiği, kişinin özür durumunun zaman içinde değişebilme ihtimali varsa raporun süreli verilmesi gerektiği, devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senede düzelme olmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen yönetmeliğin eki cetvellerinde belirtilen söz konusu süre beklenmeksizin 6 ay sonra rapor tanzim edilmiştir.
Ancak her ne kadar 1 yıllık süre dolmadan rapor alınmış ise de İtiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile 1 yıllık süre dolmuştur.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacı tarafından ibraz edilen 05.01.2022 tarihli maluliyet raporunun her ne kadar kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırlandığı belirtilmiş ise de ekindeki cetvellere uygun biçimde tanzim edilmeyerek 1 yıllık süre dolmadan raporun alındığı fakat İtiraz Hakem Heyeti karar tarihi itibari ile 1 yıllık sürenin dolmuş olması dikkate alınarak Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik eki cetvellerine göre denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15344, K. 2024/12596, 10 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama