KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/15651 E., 2025/6049 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/156 Esas 2022/1786 Karar
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarih
- 10.03.2020
- Sayısı
- 2019/76 Esas 2020/80 Karar
Karar Metni
770 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul ... Belediye Başkanı olarak görev yaptığını, www.....com.tr isimli haber sitesinde 19.08.2014 tarihinde yapılan "dinlemelerde ...'nin parmağı var iddiası" başlıklı haber nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 5.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, haberin yayından kaldırılması ile tekzip metninin yayınlanması talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... Gazetesi İnternet Sitesi Adına Yayın Sahibi ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; içerik sağlayıcı olmayan müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, bu iddiaların daha önce de dile getirildiğini, davacının siyasi kişiliği nedeniyle eleştirilere katlanması gerektiğini, haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberin ... Partisi ve başkanı ...na yönelik eleştiri niteliğinde kaleme alındığı, haber verme ve eleştiri sınırları içerisinde olduğu, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığı gerekçesiyle davalılar ..., ... ve ... mirasçıları yönünden davanın esastan reddine; yazı işleri müdürü olan davalı ... yönünden açılan davanın husumet nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberin objektif sınırlar içinde özle biçim arasındaki denge korunarak yapıldığı, yayının basın özgürlüğü kapsamında kaldığı; halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlu olduğu;
güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, davacının haberin yapıldığı dönem itibariyle belediye başkanı olarak siyasi kişiliğe haiz olduğu, bu bağlamda kamuya mal olmuş, toplumda tanınır kişilerin başkalarına göre daha fazla eleştirilere katlanma yükümlülüğün bulunduğu ve haberin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı ayrıca yazı işleri müdürü olan davalı ...'na husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların internet yayını ile kullanıcılara bilgiyi sunan ve üreten kişiler olarak husumet yönünden sorumlu olduklarını, haberde müvekkilinin hedef haline getirildiğini, siyasi itibarının ve kamuoyu nezdindeki güvenilirliğinin zedelendiğini, kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, tüm davalılar yönünden davanın kabul edilmesi gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; www.....com.tr isimli haber sitesinde 19.08.2014 tarihinde yapılan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, haberin yayından kaldırılması ve tekzip kararının yayınlanması talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının, yayına ilişkin toplumsal ilginin bulunduğunun, özle biçim arasındaki dengenin korunduğunun;
basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen,
zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, haberde davacı hakkında sarf edilen söz ve ifadelerin,
davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/15651, K. 2025/6049, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama