KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/16377 E., 2023/10553 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2105 - 2022/1590
- Hüküm/karar
- Davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına,
Karar Metni
896 kelime·4 dk okuma·14 bölüm
davanın zamanaşımı nedeniyle reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ
Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/323- 2019/265
Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin temsilcisi olduğu LC İpek Mermer Ltd.
Şti.'nin davalı bankadan kredi kullandığını, 20.000,00 TL'yi bulan kredi borcunu ödemekte zorlandığını, şirkete şahsen de kefil olduğunu, ayrıca Bursa İli Nilüfer İlçesi Barış Mahallesi ... numaralı taşınmazını ipotek olarak verdiğini, davalı bankanın aynı alacak için iki ayrı takip yaptığını, icra satış gününden önce borcun tamamını ödediğini, satış talebinin düşürüleceğine dair söz verilmesi üzerine icra dosyasını takip etme gereği duymadığını, aradan bir müddet geçtikten sonra müvekkilini arayan şahısların evi icra müdürlüğünden satın aldıklarını, evi tahliye etmesi gerektiğini söylediklerinde dünyasının başına yıkıldığını,
ihalenin feshi davası açtığını ancak süresi geçtiğinden talebinin reddedildiğini, davalı bankanın sorumsuzluğu yüzünden evinden olduğunu, borcu ödemesine rağmen evinin satıldığı, bu olaydan sonra davalı banka müdür ve yetkililerinin müvekkilinden defalarca özür dilediğini, banka aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasını kazandığını beyanla 121.105,00 TL maddi zararının satış tarihi olan 22.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği haksız fiilden kaynaklanan alacağın zaman aşımına uğradığını, bankanın icra dosyasına vekalet ücreti ödenmemesi nedeniyle devam ettiğini ve icra dairesi tarafından satışın yapıldığını, ihalenin kesinleşmesinden sonra avukatlık vekalet ücreti borcu haricen tahsil edildiğini, haricen tahsilatın takip dosyasına bildirilmemesinin zarara sebep olan bir eylem olarak nitelendirilemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 115.357,16 TL maddi tazminatın 22.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; haksız fiile dayalı alacağın zamanaşımına uğradığını, ihale tarihi olan 21.10.2010 tarihinin haksız fiil tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, vekalet ücreti ödenmediği için evin satıldığını, satış ile zarar arasında nedensellik bağının bulunmadığını, haksız fiil tarihinde evin değerinin 150.000,00 TL olduğunu, faiz başlangıç tarihinin yanlış belirlendiğini, ihalenin feshi davasının kesinleşme tarihi olan 18.06.2012 tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06.04.2017 tarihinde eldeki davanın açıldığı, davalı vekilinin süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu, yerel mahkemenin gerekçesiz ret kararı verdiği, davacının zararı ve sorumluyu sonradan öğrendiği iddiası bulunmadığı gibi cevaba cevap dilekçesinde 18.06.2012 tarihi itibari ile zararı öğrendiğini beyan ettiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin, 26/03/2019 tarih, 2017/323 esas, 2019/265 sayılı kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK 353/1-b-3 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; vekil edenin açtığı tazminat davası sonucu Bursa 1. AHM 2013/3E.
2013/762 K. sayılı ilamının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/14222 esas 2017/521 Karar sayılı 26.01.2017 tarihli ilamı ile kesinleştiğini, bu davada fazlaya dair hakların saklı tutulduğunu, eldeki davanın ise saklı tutulan maddi kayıp tutara dair açıldığını, vekil edenin davasının zaten karar düzeltmesi ( 26.01.2017 ) tarihinde yargı organınca kabul edildiğini dolayısıyla tazmine dair fiil ve failin kesinleşme olgusu - hakkı hukukunun varlığının tashihi kararla kesinleşme tarihinin 26.01.2017 tarihi ya da bu kararın tebliği tarihi olarak esas alınması gerektiğini, eldeki davanın da 06.04.2017 tarihinde açıldığını, yani hukuken haksız fiili,
sözleşmeye aykırılığı - zararı ve zararın müsebbininin ortaya çıktığı tarihin Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2015/14222 Esas 2017/521 Karar sayılı 26.01.2017 tarihli ilam tarihi olarak esas alınmasının yasaya, vicdana, olayların akışına daha uygun olacağını, vekil edenin maddi zararının değerleme yapılan Bursa 1.Asliye hukuk Mahkemesi 2017/160 e.sayılı dosyasında zarar miktarının netleştiği tarihin 26.1.2017 olarak esas alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının kredi borcunu ödemesine rağmen icra takiplerinin devam etmesi üzerine evinin satılmasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi.
3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle davacı tarafından taşınmazının satıldığı öğrenildikten sonra açılan ihalenin feshi davasının Yargıtay kararı ile kesinleştiği 18.06.2012 tarihi itibari ile zararı, sorumluyu ve zarar miktarını bildiğinin kabul edilmiş olmasına göre dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/16377, K. 2023/10553, 11 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama