KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/1890 E., 2023/11615 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/932 - 2021/1798
- Hüküm/karar
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/176 E., 2018/722 K.
Karar Metni
1.197 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki haksız fiil nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 31.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 31.10.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Yenikent Mahallesi, Dolacaboğazı mevkii 1389 ada, 9 parsel sayılı taşınmazı satın alma niyeti ile hareket etmesine karşın bu taşınmaz yerine Yenikent Mahallesi, Dolacaboğazı mevkii 1394 ada 1 parselde kayıtlı 1/4 hissenin davacıya satışının ve tescilinin yapılarak davacının ekonomik anlamda zarara uğramasına sebebiyet verildiğini belirterek belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin olay tarihinden yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 03.09.2018 tarihli bedel artırım dilekçesiyle istem sonucunu 197.626,86 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının emlakçılık işiyle uğraşmakta olduğunu, söz konusu arazinin varlığından dahi bir diğer emlakçı olan ...'nın vasıtasıyla haberdar olduğunu, ...'nın da emlakçı olması ve davalının arazi ile değil alıcı taraf açısından aracılık yapmış olduğu, ada ve parsel numaralarının farklı olmasından dolayı kusur yüklenemeyeceğini, olayın hemen akabinde mal sahibini çağırmasının da kusurun kendisinden kaynaklanmadığının zımni bir kanıtı niteliğinde olduğunu, her ne kadar Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/232 E. - 2015/166 K. sayılı dosyası kapsamında, sanık ...
Bulduk hakkında cezalandırılmasına yetecek kesin ve yeterli delil bulunmamasından kaynaklı olarak beraat kararı verilmiş ise de, ceza davasında verilmiş beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağını, 22.11.2013 tarihli Gayrimenkul Alım-Satım ve Komisyonculuk Sözleşmesinde bulunan imzanın inkârı üzerine imzanın aidiyeti konusunda araştırma yapılmadığını, Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/232-2015/166 K. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aldatma olgusunun kanıtlandığı, ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesine gerek görülmediği, davacı yanın sözleşmenin geçersizliğini ya da sözleşme ile bağlı olmadığını ileri sürmediği, sözleşme uyarınca ödediği bedeli istediği,
davacının aldatma nedeniyle uğradığı zararları isteyebileceği, davacı yan kendisine gösterilen ve aslında aldığını sandığı taşınmaz ile satın aldığı taşınmaz arasındaki fark kadar zarara uğradığını ileri sürmüşse de davalıların aldatma eylemi davacıya başka bir taşınmazı göstermek ve bu taşınmazın satışı konusunda komisyon sözleşmesi imzalamak ancak başka bir taşınmazın satışına aracılık yapmak olup davalıların bu aldatıcı eylemleri olmasa davacının kendisine gösterilen ve aslında aldığını sandığı 9 sayılı parseli satın alacağının söylenemeyeceğini,
davacının aldatmaya karşın yine de taşınmazı alacağı ancak farklı ve daha az değerli bir taşınmazı aldığı ve daha yüksek bir satış bedeli ödediği düşünüldüğünde de taşınmazın satın alındığı tarihteki sürüm değeri ile davacının ödediği bedel arasındaki fark olan 13.167,48 TL (52.500,00 TL-39.332,52 TL) 'nin davacının gerçek zararını oluşturduğu, davalıların aldatma eylemini birlikte gerçekleştirdiklerinden davacıya karşı müteselsil olarak sorumluklarından bahisle davanın kısmen kabulü ile 13.167,48 TL'nin 26.11.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya ödenmesine,
fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının almak amacı ile ödeme yaptığı taşınmazın adına kayıtlanması halinde elindeki değerin taşınmazın dava tarihindeki değeri olan 277.592,79 TL olacağını, oysa halen elindeki değerin davalıların hileli işlemleri nedeni ile adına kayıtlanan taşınmazın dava tarihi itibariyle 79.965,63 TL olduğunu, aradaki farkın gerçek zararı oluşturduğunu ileri sürerek davanın 197.626,86 TL üzerinden tamamının kabulüne karar verilmesi gerekirken 13.167,48 TL'nin kabulüne dair kararın hatalı olduğunu belirterek davanın tüm talepleri yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yenikent Mahallesi 1389 ada 9 nolu parselin satışı yönündeki sözleşmenin kurulmamış olması nedeni ile davacı tarafça talep edilen zararın ihlal edilen normun koruma amacı dışında kaldığı, dolayısıyla talep edilen zararın mahrum kalınan karı da kapsayan gerçek zarar olmadığı gibi dolaylı zarar da olmadığı, zararın 1389 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/4 hissesinin alım tarihindeki değeri ile ödenen miktar arasındaki fark olduğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen Yenikent Mahallesi 1389 Ada 9 nolu parselin satışı yönündeki sözleşmenin kurulmadığı yönündeki tespit ve değerlendirmenin doğru olmadığını dosya içerisinde mevcut sözleşme içeriği, davalıların beyanları, Söke 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/28 E. sayılı dosyasında sanık beyanları ile sabit olduğunu, dosya içeriğinde mevcut Gayrimenkul Alım-Satım ve Komisyon Sözleşmesinin mevcudiyetine rağmen sözleşmenin kurulmadığı yönündeki tespitin oluşa aykırı düştüğünü,
davalıların fikir ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ederek gösterdikleri taşınmaz yerine okuma yazma bilmeyen müvekkilinin bu durumundan faydalanarak hisseli başka bir taşınmazın satın alınmasına neden olduklarını, müvekkilinin almak amacı ile hareket ettiği, ödemesini yaptığı taşınmazın dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere konut imarlı olan ve dava tarihi itibarıyle daha değerli ... gelen 1389 Ada 9 parsel sayılı taşınmaz olduğu halde ticari imarlı olan ve dava tarihi itibarıyle de daha düşük değere sahip 1394 Ada 1 parselde kain ¼ hisseli taşınmazın satışının yapıldığını;
müvekkilinin elinde 389 Ada,9 parsel sayı taşınmaz bulunsa idi satıp elde edeceği bedel dava tarihi itibari ile 277.592,79 TL iken elindeki değerin 79.965,93 TL olduğunu; gerçek zararının 277.592,79TL-79965,93 TL=197.626,86 TL tutarındaki değer olduğunu; müvekkilinin 1389 Ada 9 parsel sayılı taşınmazı satın alma niyeti ile hareket ederken, davalılara ödeme yaparken ekonomik olarak kazanç elde etme gayesi ile hareket ettiğini, ortaya çıkan ekonomik farkın davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların aldatıcı eylemleri nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 58, 74, 36 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle davayla ilgili bulunan Söke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/28 - 2021/109 sayılı kararının henüz kesinleşmemiş olmasına rağmen karara karşı davalıların istinaf isteminde bulunmamış olmaları, karara karşı sadece davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmuş olmasına, zararın 1389 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1/4 hissesinin alım tarihindeki değeri ile ödenen miktar arasındaki fark olduğuna ilişkin mahkeme gerekçesine göre dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücretine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1890, K. 2023/11615, 31 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama