KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/1925 E., 2023/6683 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/5 D.İş-8 K.
- Sayısı
- İHK-2021/44745
- Hüküm/karar
- Davanın kabulü
- Sayısı
- K-2021/136218
Karar Metni
1.001 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 142.108,16 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporuna itiraz ederek davanın reddini istemiştir.
III.... KARARI
...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne 142.108,16 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
B. İtiraz sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, sigortalıya atfedilen kusur oranının fahiş olduğunu, hesaplamanın yeni genel şartlara göre yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini faiz başlangıcının hatalı olduğunu, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek karara itiraz etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet raporunun yürürlükteki yönetmeliğe uygun olduğu, kusur oranının tüm dosya kapsamına göre isabetli olduğu, hesaplamanın içtihatlara uygun olduğu, müterafik kusur bulunduğuna dair somut delil bulunmadığı, davadan önce sigorta şirketine yapılan başvuru tarihine göre temerrüt tarihinine karar verildiği, vekalet ücretinin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek ... kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının bedensel zarar tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114.,115 inci, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 87, 88, 89, 90 ve 97 maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30 uncu maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları, poliçe özel şartları.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, belirlenen kusur oranlarının olayın oluş şekline uygun olmasına, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin uygulanmasında isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 23.08.2019 tarihinde meydana gelmiştir.
Somut olayda, davacının maluliyet oranının belirlenmesi açısından düzenlenen raporda yineleyen depresif bozukluk nedeni ile davacının %40 oranında malul kaldığı belirtilmiş, rapor karara esas alınarak karar verilmiştir. Rapor bu haliyle yetersiz olup eksik inceleme ile karar verilemez.
Söz konusu raporda; özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen depresif bozukluk olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı veya bu bulgunun, sürekli iş göremezlik oranını artırıp artırmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği ve ömür boyu aynı oranda sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve bizzat muayene edilmek ve psikiyatrik tedavisine ilişkin tüm belgeler getirtilmek suretiyle yukarıda açıklandığı üzere içerisinde psikiyatri uzmanı bulunan yetkili sağlık kurulundan gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
3. Somut olayda İtiraz Hakem Heyetince başvurusu kabul edilen ve kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına tam nispi vekalet ücretine karar verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin (13) numaralı fıkrası ve Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Yine AAÜT’nin anılan fıkrası uyarınca, konusu para ile ölçülemeyen işlerde, asliye mahkemeleri için öngörülen maktu vekâlet ücretine, ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin ise beşte birine hükmedileceği, Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekâlet ücretinin, kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği öngörülmüştür.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazının kabulü ile ... kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1925, K. 2023/6683, 18 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama