KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/2399 E., 2025/3326 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2345 E., 2021/2460 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/321 E. -2021/426 K.
Karar Metni
1.112 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.03.2014 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu motosikletin davalı nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan araç ile çarpışması sonucu oluşan trafik kazası neticesinde davacının ağır şekilde yaralandığını ileri sürerek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak şimdilik 5.000,00 TL tazminatın 07.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 05.07.2018 tarihli değer arttırım dilekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla talebini 222.905,05 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı definde bulunduklarını, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, hatır taşıması nedeniyle zarar miktarından indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.09.2018 tarih ve 2017/330 E. - 2018/674 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, 222.905,05 TL'nin 25.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 16.05.2019 tarih ve 2019/92 E.- 2019/960 K. sayılı kararı ile davacının anksiyete bozukluğunun davaya konu trafik kazası arasında illiyet bağı tespit edildikten sonra, bu bozukluğun devamlı olup olmadığı,
tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, hangi tarihte sürekli maluliyet haline geleceği hakkında ve ayrıca kaza anında davacının kask takmamasının maluliyetine etkisinin bulunup bulunmadığı konusunda davacının maluliyet durumuna ilişkin kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre yeniden değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile 24.404,01 TL'nin 25.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin sair istinaf nedenlerinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin hatalı belirlenmesi yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile 5.343,89 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 19.060,11 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 24.404,01 TL tazminatın 25.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; adli tıp raporlarının eksik ve hatalı incelemeye dayanmakta olup, davacının maluliyet oranının çok daha yüksek olduğunu, kazadan sonra ağır bir psikolojik travma geçiren davacının davranış bozukluğu, kişilik değişmesi,
uyuyamama, tahammülsüzlük, unutkanlık, aşırı duygusallık, sinirlilik, kaygı ve depresyon gibi birçok şikayeti ortaya çıkmış olup kazadan sonra terapi ve ilaç tedavisine başladığını ve şikayetlerinin halen devam ettiğini, bu durumunun dosyada mübrez hastane evraklarıyla da sabit bulunmasına rağmen davacıya bu yönden maluliyet tayin edilmemesinin hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 25.02.2021 tarihli raporda tümüyle eksik inceleme ile davacı yeniden muayene dahi edilmeden yalnızca dosyada mevcut evraklar üzerinden değerlendirme yapılarak görüş bildirildiğini, oysa ki,
müvekkilinin maluliyetinin tespit edilebilmesi için yeniden muayenesi gerekmekte olup, kişinin özellikle psikolojik durumunun hasta görülmeden, gerekli tetkik ve testler yapılmadan belirlenmesinin işin doğasına aykırı olduğunu, davacı hakkında düzenlenen raporlar arasında fahiş çelişkiler bulunduğunu, davacının maluliyet oranının halihazırda her türlü şüpheden uzak ve kesin bir şekilde belirlenmiş olmayıp adli tıp raporunun bu yönüyle de hükme esas almaya elverişli bulunmadığını, öte yandan, raporda davacının bacağındaki kırık başta olmak üzere bedeni yaralanmaları yönünden belirlenen maluliyet oranının da oldukça düşük belirlendiğini,
yerel mahkemece verilen ilk karara karşı taraflarınca istinaf yoluna başvurulmadığı ve ilk karara esas alınan aktüer raporu yönünden davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesiyle aktüer raporuna ilişkin istinaf sebeplerinin reddine karar verildiğini ancak trafik kazalarına bağlı tazminatların hesaplanmasında bakiye ömrün TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre belirlenmesi ve progresif ranta göre işleyecek devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 eksilmesi yönteminin Yargıtay'ın 2021 tarihli güncel içtihatlarıyla ortaya çıkmış olup yerel mahkemenin ilk kararının ise 2018 tarihli olduğu,
dosyanın yargılama süreci devam ederken hukuk dünyasında ortaya çıkan yeni bir kural hakkında önceden tahminde bulunmalarının ve buna göre ilk karara karşı istinaf yoluna başvurmalarının mümkün olmadığını, söz konusu yeni hesap yönteminin güncel içtihatlarla ortaya çıktığı gözetilmeden, ilk karara karşı istinaf isteminde bulunulmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca 2018 yılında verilen ilk karar için 2018 yılı verilerinin kullanılmasının,
tazminat hesabının bilinen/belirlenebilen en son verilere göre yapılması gerektiği ilkesine göre yalnızca o zaman için hukuka uygun olup ilk karara karşı taraflarınca bu sebeple istinaf yoluna başvurulmasının beklenemeyeceğini ancak 2021 yılına verilen ikinci kararda hala 2018 verilerinin kullanılmasının ise kararı hukuka aykırı hale getirmekte olduğunu, bununla birlikte, asgari ücret tutarı kamu düzenine ilişkin olup kamu düzeni ile ilgili olan bir durumun usuli kazanılmış hak oluşturmayacağını,
2018 tarihli aktüer raporundan bu yana özellikle asgari ücret başta olmak üzere hesaplama verilerinin değişmiş olduğu gözetilmeden yapılan hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, asgari ücrette meydana gelen artışların yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmekte olup asgari ücretin kamu düzeniyle ilgili olması nedeniyle bozmadan sonra olsa dahi davalı lehine usuli kazanılmış haktan söz edilmesinin mümkün bulunmadığını, taraflarınca aktüer raporuna itiraz edildiğini ancak yerel mahkemece itirazları gözetilmeyerek hatalı rapor üzerinden hüküm tesis edildiğini,
hükme esas alınan aktüer raporunda bakiye ömrün PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, TRH 2010 Yaşam Tablosunun esas alınması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 07.03.2014 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2399, K. 2025/3326, 26 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama