KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/2611 E., 2024/10321 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/4970 E., 2021/1931 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/206 E., 2019/236 K.
Karar Metni
1.286 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı İstanbul Valiliği vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 27.04.2015 tarihinde davalı İstanbul Valiliği' nin işleten davalı ...' in sürücüsü olduğu aracın davacı yaya ...' e çarptığını ve onun yaralanmasına ve malul kalmasına sebep olduğunu, bu kaza nedeniyle bu davacı ve ona bakan eşi davalı ...' ün maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 30.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, davacı ... için 3.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, ... için maddi tazminat talebini 150.908,60 TL' ye ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının İstanbul Emniyet Müdürlüğü' nde görev alan polis memuru olduğunu, aracın İstanbul Emniyet Müdürlüğüne kayıtlı olduğunu, müvekkilinin kaza yaptığı anda görevinde olduğunu, kaza yapan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin Mapfre Genel Sigorta A.Ş. tarafından yapıldığını, davacı ... Mürşit Akyüz' ün maddi tazminat yönünden dava açmakta yararının bulunmadığını, meydana gelen kazada kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, kaza tespit tutanağındaki kusur oranlarına itiraz ettiklerini, davacının gerçek zarar miktarını ispatlanması gerektiğini, maluliyet açısından Adli Tıp Kurumu' ndan rapor alınması gerektiğini, davalının kazadan sonra davacı tarafa elinden gelen yardımı yapmış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı İstanbul Valiliği vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın Mapfre Genel Sigorta A.Ş. tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortasının yapıldığını, kazanın oluşumunda dava dışı başka bir aracın ağır kusurlu olduğunu, davalı idarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, maddi ve manevi zararın varlığından söz edebilmek için tarafların kusur oranlarının tespiti gerektiğini, davacılardan Ahmet Mürşit Akyüz'ün maddi tazminat talebinin hukuka uygun olmadığını, talep edilen toplam 100.000,00 TL’lik manevi tazminat talebinin çok yüksek olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirketin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini ve başkaca bir sorumluluğunun kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Adli Tıp Kurumunun 02.04.2018 tarih ve 6283 Karar sayılı raporu doğrultusunda davacının %59 oranında sürekli maluliyet durumunun bulunduğu, bunun yanında kaza nedeni ile yaralanmalarının iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiş olduğu gerekçesi ile davacı ...' ün açtığı maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 141.417,60 TL davacının iş ve gücünden azalma ve maluliyetine dayalı tazminat ile 7.118,85 TL davacının bakım gideri tazminatı olmak üzere toplam 148.536,45 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,
fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacı ...' ün manevi tazminat istemine ilişkin talebinin kısmen kabulüne, takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...'ün maddi tazminat isteminin reddine, davacı ...' ün manevi tazminat istemine ilişkin talebinin kısmen kabulüne, takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı İstanbul Valiliği vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, davalının dava konusu aracı kiraladığı ve fiilen kullandığı gözönünde tutulduğunda, işleten sıfatının bulunduğu, haksız fiile dayalı tazminat taleplerinde davacının bu talebini müteselsil zarar sorumlularından bir kısmını veya tümüne yöneltmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı,
özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük de bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf taleplerinin HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddi gerektiği..." gerekçesi ile davalı İstanbul Valiliği vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı İstanbul Valiliği vekili temyiz dilekçesinde; idarenin kusuru bulunmadığını, gerekli dikkate ve özeni gösterdiğini, davada idareye husumet yöneltilmesinin ve tazminata mahkum edilmesinin yerinde olmadığını, aracın kiralandığını, terörle mücadele için kullanıldığını ve zorunlu mali sorumluluk sigortasının yapıldığını, davanın bu sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini, kazaya karışan diğer araç sürücüsünün kazanın oluşumunda ağır kusuru bulunduğunu, davanın bu sürücünün husumeti ile yürütülmesi gerektiğini, davacı ...' ün eşinin yaralanması sebebi ile dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu davacı yönünden bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, manevi tazminat miktarının da yüksek belirlendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan ve malul kalan davacı yaya ve davacı eşinin maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
I. Davalı İstanbul Valiliği vekilinin davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı, davalının her bir davacıya yönelik temyizi bakımından ayrı ayrı belirlenecektir.
Dosya içeriğine göre davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmakla davacılardan ... yönünden hüküm altına alınıp davalı İstanbul Valiliği vekilince temyize konu edilen miktar 10.000,00 TL manevi tazminat olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.
II. Davalı İstanbul Valiliği vekilinin davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı İstanbul Valiliği vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince genel bütçeye dahil idarelerin bu Kanun'un 1 ve 3 sayılı tarifelere giren bütün işlemleri harçtan muaftır. Harçlar Kanunu hakimin bu hususu re'sen gözetmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu husus yargılamanın her aşamasında ileri sürülebildiği gibi hakim ve Yargıtay tarafından da re'sen gözetilmelidir. Harçlar Kanunu uyarınca genel bütçeye dahil olan İstanbul Valiliği harçtan muaftır.
Açıklanan nedenle davalı İstanbul Valiliği harçtan muaf olmasına rağmen, harçtan sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de; ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 nci maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2611, K. 2024/10321, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama