KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/2971 E., 2024/12930 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/287 Esas 2022/20 Karar
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/203 Esas 2019/453
Karar Metni
962 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından müvekkili aleyhine ortaklık sözleşmesinden doğan alacağını tahsil edemediği iddiası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin usule aykırı şekilde kesinleşmesi üzerine müvekkilinin işlettiği "...
Turizm Otomotiv" isimli balıkçı teknesinde haciz işlemi yapıldığını, davalı ...'ın talebi üzerine haciz mahalline gelen davalı muhabir ...'ın burada röportaj yaptığını ve 25.02.2018 tarihinde Vatan Gazetesi ve gazetenin internet sitesinde bu konuda gerçek dışı haber yapıldığını, hukuka aykırı haber ile müvekkillinin ticari itibarının zedelendiğini, kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar .... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberin gerçek olduğunu, adli bir olayla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için dava konusu haberin yapıldığını, haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin basın mensuplarını haciz mahalline getirdiği iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, aksine davacının buna vesile olduğunu, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberde haciz işlemi ile bağlantısı olmayan davacının yarım boy fotoğrafının yayınlandığı, bu nedenle davalılar ... ve Vatan Gazetesi yönünden tazminat koşullarının oluştuğu ancak kişilerin haber değeri taşıdığını düşündükleri olayları basın yayın organlarına bildirmelerinin mümkün olduğu, bildirime konu olayın haber niteliği taşıyıp taşımadığı, şayet taşımakta ise haberin veriliş biçiminin ilgili basın yayın organının takdirinde olduğu,
bu nedenle teknede gerçekleştirilen haczin ... vekili tarafından davalı gazeteye bildirilmesinin davalı ...'ın sorumluluğununu doğurmayacağı, zira davacının fotoğrafının yayınlanmasına ve haberin veriliş biçimine davalı ...'ın müdahalesinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberin Eminönü'de balık ekmek satılan bir teknede yapılan haciz işlemi ve bu işleme sebep davalı iddialarından ibaret olduğu, bu yönüyle davacı ve davalı ... arasında adliyeye yansıyan çekişmenin haberleştirildiği; habere konu haciz yapılan yerin kamuoyu tarafından bilinen, şehirle özdeşleşen yerlerden olduğu, bu yönü ile toplum tarafından ilgi duyulan bir yer olup bu yerde yaşanan adli bir vakanın haber değeri taşıdığı, yapılan adli işlemin görünür gerçeklik olduğu,
daha sonra alacak borç ilişkisinin görünür gerçeklikteki gibi olmadığı anlaşılsa bile basının bundan sorumlu tutulamayacağı, haberde çekişmenin taraflarına ilişkin yayınlanan fotoğrafların haberle ilgili olduğu, haberde gerek kullanılan fotoğraflar gerekse içerikte yer verilen iddiaların taraflar arasında adliyeye yansıyan iddialardan ibaret olduğu, özle biçim arasında dengenin bozulmadığı,
dava konusu haberin basın özgürlüğü kapsamında kaldığı bu nedenle davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken istinaf eden davalılar yönünden kısmen kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haberin gerçek olmadığını, haciz tutanağında teknenin günlük hasılatına dair ya da ortaklarına dair bir bilgi bulunmadığını, alınan bilirkişi raporunda davalı muhabir ile alacaklı vekilinin yakınlıklarının tespit edildiğini, alacaklı davalı tarafça subjektif haber yaptırıldığını, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, fotoğraflarına yer verilerek özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 25.02.2018 tarihinde Vatan Gazetesi ve gazetenin internet sitesinde yapılan haberde kullanılan söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu, ifade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu, sınırlamanın kanuni olması,
meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmasının gözetilmesi gerektiği; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu,
10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu haberde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/2971, K. 2024/12930, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama