KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/3245 E., 2025/7657 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/992 E., 2021/2277 K.
Karar Metni
630 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Hastanesi başhekim, başhekim yardımcısı, başeczacı, eczacı, müdür yardımcısı ve memur kadrolarında görev yapan davalıların, daha çok kronik böbrek yetmezliği hastalarının tedavilerinin yapıldığı hemodiyaliz ünitesindeki hastalar için kullanılan "eritropoetin" isimli, hastaların kırmızı kan hücre sayılarını (eritrosit) yükselterek anemilerini düzelten sentetik hormonun alımının 19.03.2003 ile 19.11.2003 tarihleri arasında 24 kez ve her defasında gerekli rekabeti sağlamadan pazarlık usulüyle yapmak suretiyle kamu zararına yol açtıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 233.284,27 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; kamu zararı iddiasının yerinde olmadığını, davalıların kusurunun olmadığını, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davacı idare tarafından hazırlanan denetim raporunun eksik incelemeye dayalı olarak hazırlandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.07.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davalılar tarafından yapılan ihalelerin 4734 sayılı Kanun'un 21. maddesinin (b) bendindeki idare tarafından önceden öngörülmeyen olaylar kapsamında olduğu, ihale bedellerinin de davalılara verilen yasal sınırlar içerisinde kaldığı, depocu satış fiyatının altında kaldığı, kurum zararının oluşmadığı hususlarının yer aldığı, itiraz doğrultusunda alınan ek bilirkişi raporunun da kök raporla aynı doğrultuda olduğu, bu nedenle raporun hükme esas alındığı,
davacı kurumun yetki ve talimatları sonucu pazarlık usulü ile ilaç alımı yapılmasında usulsüzlük bulunmadığı, ilaç alımlarında alınan ilaçların miktarı, kalite, zaman, menşei ve ülke farklılıkları dikkate alınmadan sadece fiyat farkından dolayı komisyon üyelerinin kusurlu bulunmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun usule uygun ve denetime elverişli olduğu,
davacının aynı zamanda davalılardan oluşan ihale alım komisyonu tarafından yapılan ilaç alım ihalelerinde ihale onay makamı olması nedeniyle ihale alım komisyonu tarafından yapılan yasal ihale veya pazarlık suretiyle satın alma işlemi sonrasında işlemlere onay vermemesi halinde ihale veya pazarlık suretiyle ilaç alımına ilişkin hukuki prosedürün tamamlanmamış olması nedeniyle davalıların hukuki sorumluluklarının olup olmadığı hususunun davacı tarafından ispat edilemediği,
davalıların satın alımı işleminde hukuki sorumluluklarını gerektirir şekilde ağır kusurlu olduklarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1/b-1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davacı idare tarafından hazırlanan raporun yeterince incelenmediğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda kamu zararının oluşmasına esas alınan değerin farklı olması sebebiyle hatalı sonuca varıldığını, ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlamadığını, ceza mahkemesinde davalıların mahkum olmamasının nedeninin zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kurum zararından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/3245, K. 2025/7657, 13 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama