KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/341 E., 2023/11890 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/688 E., 2021/295 K.
- Dava tarihi
- 28.02.2013
- Hüküm/karar
- Davanın reddine
Karar Metni
853 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının idaresindeki askeri araçla, askerlik görevini yapan ere çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, ölenin yakınları tarafından açılan dava sonunda hükmedilen maddi ve manevi tazminatların ilamlı icra takibine konu edildiğini, davacı idare tarafından icra dosyasına 120.983,07 TL ödeme yapıldığını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenen bedelin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davaya konu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davalının kazada kusuru bulunmadığını, araç fren sisteminin zayıflığının kazada asli etken olduğunu, ölenin yakınlarının açtığı dava ve icra takibi için ödemeyi geciktiren davacı idare kusurlu olduğundan davalının bu bedellerden sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.10.2014 tarihli ve 2013/104 Esas, 2014/492 Karar sayılı kararıyla; davanın zamanaşımına uğramadığı, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda davalının % 15 oranında kusurlu bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 17.918,07 TL alacağın 15.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 30.10.2018 tarihli ve 2015/17196 Esas,2018/9814 Karar sayılı ilamıyla; " Somut olayda; davalının idaresindeki davacı aracının 27.02.2018 tarihinde yaptığı kaza nedeniyle, zarara uğrayanların açtığı dava sonunda, davacı idarenin tazminatı 15.04.2010 tarihinde hak sahiplerine ödediği; zarardan müteselsil sorumlu olan davalı sürücüye karşı rücuya ilişkin eldeki davayı 28.02.2013 tarihinde açtığı; davalı ekilini, yasal süresi (esasa cevap süresi) içinde zaman aşımı def'ini ileri sürdüğü; mahkemenin ise, " toplanan kanıtlara ve dosyadan oluşan kanaate göre davanın zaman aşımına uğramadığı,
sürenin dolmadığı" gerekçesiyle, davalı yanın zaman aşımı savunmasına itibar etmediği ve davacı lehine tazminata karar erdiği görülmektedir. Oysa, rücu hakkının mahiyetine ilişkin yukarıdaki açıklamalar gereği, rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için, hakkın doğduğu andan itibaren zaman aşımı işlemeye başlar ve geçerli zaman aşımı süresi de KTK'nun 109/4.
Maddesi ile Borçlar Kanunu'ndaki düzenlemeler gereği 2 yıldır.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi olgulara göre mahkemece; davacının rücuya ilişkin davasının 2 yıllık zaman aşımı süresi içinde açmadığı e davalı yanın süresinde zaman aşımı def'ini ileri sürdüğü gözetilmek suretiyle, rücu alacağı zaman aşımına uğradığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye, yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.10.2020 tarihli ve 2019/1000 Esas, 2020/5829 Karar sayılı ilamıyla davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının 27.02.2008 tarihinde kullandığı araç ile karıştığı trafik kazası neticesi ölüm meydana geldiğini, uzamış ceza zamanaşımı doğrultusunda zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğunu, davanın da bu süre içinde açıldığını, ceza dosyasından kararın 31.05.2012 tarihinde verildiğini, failin bu tarihte öğrenildiğini bu nedenle de zamanaşımı süresi içinde davanın açılmış olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle ödenen tazminatın rücu davasında zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu' nun 50 ve 51 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 109 uncu maddesinin dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, eldeki uyuşmazlığın rücuya ilişkin olduğu bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/341, K. 2023/11890, 6 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama