KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/3434 E., 2023/11875 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1381 E., 2022/111 K.
- Hüküm/karar
- Davanın kabulü/Esastan red
Karar Metni
1.346 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin keçe/tekstil üzerine faaliyette bulunduğunu ve davalı şirket nezdinde Geniş Kapsamlı Yangın Paket Katılım Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe limiti kapsamında sel ve su baskınlarına karşı teminat bulunduğunu, 30.03.2019-31.03.2019 tarihleri arasında aşırı yağış nedeniyle sel baskınları meydana geldiğini ve davacı şirkete ait üretim tesisinin sel suları altında kaldığını, davalının kendi belirlediği ve gerçek zararın altında olarak 24.06.2019 tarihinde 385.000,00 TL, 24.04.2019 tarihinde 400.000,00 TL ve 06.05.2019 tarihinde 300.000,00 TL olmak üzere toplam 1.085.000,00 TL ödeme yaptığını,
ancak müvekkilinin yaptırdığı ve keşif yapılarak düzenlenen 19.06.2019 tarihli tespit raporunda ise zararın 3.498.304,80 TL olarak belirlendiğini, müvekkili şirketin yaşanan su baskını sonucu fabrikada meydana gelen hasar nedeniyle kazanç ve malının büyük bir bölümünü kaybettiğini, bankalarla kredi ilişkileri, müşteriler ile ödeme ve mal teslimi konusunda sıkıntı içine girdiğini, psikolojik ve iktisadi müzayaka içine düşerek iflas etmemek için davalının yaptığı ödemeyi kabul etmek zorunda kaldığını, keçe üretimi yapan davacı şirketin su baskını nedeniyle müşterilerine teslimatları yapamadığını,
halihazırda tüm keçelerin ıslanıp küflenmeye yüz tutarak kullanılamaz ... geldiğini, davalının yaptığı ödemelere ilişkin alınan ibranamelerin makbuz olarak değerlendirilebileceğini, zira yapılan ödemenin zararı karşılamaktan uzak olduğunu belirterek açılan belirsiz alacak davasında şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın hasar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş.
19.10.2020 tarihli bedel artırım dilekçesinde talebini 1.226.198,40 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunulduğunu, olayın meydana geldiği 30.03.2019 tarihinden iki gün sonra zararın ihbar edilmesi üzerine derhal eksper görevlendirildiğini, eksperin olay mahallinde inceleme yaptığını, dava dışı Hizmet Grup A.Ş. ile anlaşma yapılarak davacının demirbaş, makine ve bina hasarlarının bu şirket tarafından giderildiğini ve anılan şirkete Katma Değer Verigisi (KDV) 256.060,00 TL ödeme yapıldığını, emtia değerinin eksper tarafından 1.157.600,00 TL olarak tespit edildiğini, sovtaj değeri olan 12.600,000 TL'nin tenzil edildiğini,
hasar tutarından 15.600.000,00 TL sel teminatının %2'si muafiyet şartına istinaden 50.000,00 USD karşılığı 281.930,00 TL muafiyetin tenzil edildiğini, Hizmet Grup A.Ş.'nin yaptığı tamirat ve tadilatların dışında makine, demirbaş ve binada davacının yaptırdığı tamirat ve tadilatların olduğu ve bunların da eksper tarafından toplam 225.112,00 TL olarak tespit edildiğini, neticede poliçe şartlarına göre talep edilebilecek 1.085.000,00 TL'nin davacıya ödendiğini ve ibraname verildiğini, davacının ekonomik durumunun müzayakada olmasına uygun olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aşırı yağış nedeniyle davacı şirkete iş yerinde su baskını meydana geldiği, üretim tesisi ve tesisteki emtiaların zarar gördüğü, alınan bilirkişi raporunda davalı ... tarafından yapılan ödeme güncellenerek mahsup edildiğinde davacının zararının 1.226.198,40 TL olarak tespit edildiği, kök raporda bir kısım emtianın sovtaj değeri hesaplanmadığından alınan ek raporda sovtaj değerinin 3.350,00 TL olarak tespit edildiği,
davalının ek rapora beyanında davacıya ait iş yerinde bir sigorta süresi içerisinde, diğeri de sigorta süresi dışında art arda iki sel hasarı oluştuğunu, ikinci hasar sonucunda oluşan hasarın tazmininin talep edildiğini belirtmiş ise de bu beyanın savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olup hükme esas alınmadığı, bilirkişi raporlarında gerekli teknik incelemelerin yapılması karşısında davalının diğer itirazlarının da yerinde görülmediği,
gabin hukuksal nedenine dayalı fark tazminatı talebine ilişkin eldeki davada müzayaka halinde ibraname imzaladığını iddia eden davacının su baskı öncesi ve sonrasındaki mali durumunun tespitine ilişkin alınan bilirkişi raporuna göre davacı şirketin su baskınından önceki aktifi ile sonrasındaki aktifinde ciddi manada azalma olup ciddi bir mali sıkıntı içine düştüğünün anlaşıldığı, davacının mali işlemleri vadeli olduğundan su baskını nedeniyle meydana gelen zararın 2020 yılındaki mali tablolarına yansıdığı, bu nedenle davacının gabin nedeniyle ibranameyi imzaladığı kanaatine varılarak yapılan ibranın geçersiz sayıldığı,
ancak yapılan ödemeler güncellenerek toplam zarardan mahsup edildiği, arabulucuya başvuru tarihinden itibaren davacının talebi ile bağlı kalınarak yasal faiz işletildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.222.848,40 TL tazminatın 19.07.2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, ikinci sel hasarına ilişkin itirazın incelenmediğini, bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığını, bilirkişi heyetinin davacının verdiği liste üzerinden inceleme yaptığını, heyette bulunan makine mühendisi bilirkişinin dava öncesi tespit raporunu hazırlayan aynı bilirkişi olduğu fark edilerek itiraz edilmişse de kabul görmediği,
bina, tesisat ve makine temizliğini yapan şirkete davacı şirketin teşekkür beyanı notu düştüğünü, bilirkişi heyeti raporunda bu hususa ilişkin tutarların da hesaba dahil edildiğini, bilirkişi raporunda birinci ve ikinci sel hasarı gibi bir ayrıma değinilmediğini, bu konuda sundukları itiraz dilekçesindeki itirazlarını tekrarladıklarını, incelemenin eksper raporu esas alınarak yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında akdedilen poliçe ile teminat altına alınan iş yerinde meydana gelen zararın usul ve yasaya uygun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacının davalıya verdiği ibranamenin geçersiz sayılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, buna göre delillerin takdiri ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın gerekçesiz olduğunu, istinaf sebeplerinin ibranamenin geçersizliğine ilişkin olmayıp tespit edilen hasar tutarının bir kısmının, teminatta olmayan ikinci olay ile ilgili olması ve hükme dayanak bilirkişi heyetinin teşkili ile bilirkişi raporuna ilişkin olduğunu, heyette davadan önce tespit raporunu hazırlayan bilirkişinin de yer aldığını, müvekkilinin aynen karşıladığı tamirat ve tadilatların yapılmamış gibi hesaba dahil edildiğini, davacının verdiği listenin esas alındığını, ayrıca bilirkişi raporunu 6 kişilik bir heyetin hazırlamış olmasının kanuna aykırı olduğunu,
ikinci sel hasarının birinci sel hasarı gibi gösterilmesine ilişkin davada alınan rapor neticesi öğrenilerek yapılan itirazın, savunmanın genişletilmesi yasağı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince dinlenilmemesinin yerinde olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; sel ve su baskını rizikosu için de teminat veren Geniş Kapsamlı Yangın Paket Katılım Sigorta Poliçesi gereği davacıya ait fabrikada su baskını sonucu oluşan hasar nedeniyle bakiye tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1453 ve 1459 uncu maddeleri, Yangın Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hükme esas alınan kök rapora karşı davalının itiraz etmemesine, ikinci bir su basmasına ilişkin davalının cevap dilekçesinde bir savunması bulunmadığı gibi ikinci cevap dilekçesi de sunmamasına,
mal sigortaları kapsamında zararın hesaplanmasındaki kriterin, riziko tarihinden önce mevcut olup da davaya konu olay nedeniyle hasar gören sigortalı unsurların bedellerinin hesaba dahil edilmesi olmasına, tespit raporunu düzenleyen heyette yer alan bilirkişilerin yargılamada hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen heyette yer almadığı anlaşıldığından davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazının yerinde görülmemesine,
hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen heyette bulunan bilirkişilerin her birinin uzmanlık alanları farklı olup karşı oyun da bulunmadığı gözetildiğinde heyetin çift sayıda kişiden oluşmasının işin esasına etkili görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/3434, K. 2023/11875, 6 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama