KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/351 E., 2022/12037 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
695 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacılar ... vd vekili Av. ... tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 30/12/2011 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 05/07/2017 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... Tic. ve San. AŞ. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARŞI OY
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır.
Somut olayda mahkemece Dairemizin ilgili bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma ilamının 3-a) numaralı bendinde yer alan davalı ... Tic.ve San.
A.Ş'nin işleten sıfatının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesiyle ilgili olarak bozulan karardaki gerekçenin tekrarıyla yetinilerek yeni hiçbir gerekçeye yer verilmediği, bozmadan sonra birleşen Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/1764 Esas sayılı dosyası bağımsız bir dava olduğu halde asıl ve birleşen dava hakkında ayrı ayrı karar verilmediği, birleşen davanın bilgileri ve taraflarının gerekçeli karar başlığında yer almadığı,
hüküm fıkrasında tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına denilerek tazminattan hem asıl davadaki kiralayan, hem birleşen davadaki kiracının işleten olarak sorumlu tutulduğunun anlaşıldığı, hükmün kendi içerisinde çeliştiği anlaşılmakla, yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek, gerekçe içeren, asıl ve birleşen dava hakkında ayrı ayrı hüküm kuran bir karar verilmesi için hükmün bozulması kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/351, K. 2022/12037, 12 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama