KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/4330 E., 2023/10112 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/133 Değişik İş, 2022/133 Karar
- Sayısı
- 2022/İHK-1278
- Hüküm/karar
- Davanın Kısmen Kabulü / İtirazın Reddi
- Sayısı
- K-2021/175766
Karar Metni
1.787 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde. 16.09.2018 tarihinde, davalının zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortaladığı motorsikletin karıştığı çift taraflı trafik kazasında motorsiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralanarak malul kaldığını, 26.03.2021 tarihinde 31.682,00 TL ödeme yapılmışsa da zararın karşılanmadığını belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 500,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere 5.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, 22.11.2021 tarihli dilekçe ile talebini 64.914,86 TL sürekli iş göremezlik, 4.809,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 801,56 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere 70.525,78 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın eksik evrak nedeniyle usulden reddi gerektiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, ödeme ile zararın karşılandığını, poliçeden kaynaklanan sorumluluğun sona erdiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinin teminat kapsamında bulunmadığını, kusur raporu alınması gerektiğini, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, illiyet bağının değerlendirilmesini, müterafik kusur indirimi gerektiğini, hatır taşımacılığı yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, davalının poliçede belirtilen limit dahilinde sorumlu olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olabileceğini,
avans faizi talebinin haksız olduğunu, TRH 2010 Mortalite Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; usulüne uygun başvuru yapıldığı, dosyaya sunulan maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlendiği, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olduğu, tazminattan hatır taşımıcılığı ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle TRH 2010 Mortalite Tablosu ve progresif rant tekniği uygulanmak suretiyle düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda 45.136,49 TL'nin 18.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; TRH 2010 Mortalite Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediği, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığı, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinin teminat kapsamında bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tazminat hesap yönteminin Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu; maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlendiği, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; TRH 2010 Mortalite Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinin teminat kapsamında bulunmadığını, SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini, ödeme ile zararın karşılandığını belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, başvurunun usulüne uygun olmasına, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olmasına, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli kararı sonrasında %1,8 teknik faizin uygulanma imkanı olmaması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Somut olayda hükme esas alınan Kahramanmaraş Sütçü imam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 04.09.2020 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası vücudunda oluşan kalıcı yara izleri (skar) nedeniyle meydana gelen yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranı %6 olarak hesaplanmış, Uyuşmazlık Hakem Heyetince bu rapor hükme esas alınmış, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir. Ancak davacının vücudunda oluşan yara izlerinin yeri ve niteliği ile belirlenen maluliyet oranı göz önüne alındığında yönetmelikte belirlenen kriterleri karşılama hususunda tereddüt hasıl olmuştur.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofiksikatrisler niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birini kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde içerisinde plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp (kararın davacı tarafından temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3. Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 ve 52 nci maddelerinde düzenlenmiştir.
TBK’nın 51 inci maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
Bu madde uyarınca hâkim, öncelikle zarar gören kişinin maluliyet oranına, yaşına, bakiye ömrüne ve gelirine göre zararını tespit etmeli, zarar görenin kusuruna isabet eden kısmı bu miktardan çıkarmalı, bulunan tutardan koşulları varsa 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 87 nci maddesi gereğince hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle gerekli indirimleri yapmalı, son olarak da zarar gören,
zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise TBK’nın 52 nci maddesine göre tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2012 tarihli ve 2011/4-824 Esas, 2012/134 Karar sayılı, 16.03.2016 tarihli ve 2014/4-1018 Esas, 2016/326 Karar sayılı ilâmları).
TBK’nın 51 ve 52 nci maddelerine göre nihai tazminatı belirlerken sırasıyla; trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa bu oranda indirim yapılmalı, koşulları varsa TBK’nın 51 ve KTK’nın 87 nci maddeleri uyarınca hatır taşıması indirimi yapılmalı, zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasındaki müterafik kusuru varsa bu sebeple indirim yapılmalı, en son olarak da sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödeme güncellenip mahsup edildikten sonra ödenecek tazminat miktarı belirlenmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında İtiraz Hakem Heyetince yukarıda belirlenen sıralamaya uygun bir biçimde ve en son olarak da sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödeme güncellenip mahsup edildikten sonra ödenecek tazminat miktarı belirlenmesi için esas hesap raporunu düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
02.10.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1. Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır.
Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin daha uygun olacağına karar verilmiştir. Diğer yandan.
Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı gereği, iş gücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir.
Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir.
Somut olayda; davacı yanın dava dilekçesinde Yargıtay içtihatları gereği hesaplamanın PMF 931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle yapılması gerektiğini belirterek talebini sınırladığı; Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacının hesap tekniğine ilişkin talebi aşılarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle hesaplanan tazminatın hüküm altına alındığı, davalının itirazlarının İtiraz Hakem Heyeti tarafından reddedildiği görülmektedir.
Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği tazminat hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğinin kullanılması gereklidir. Ancak, davacı yanın aleyhine olan PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle hesabın yapılmasına ilişkin dava dilekçesindeki talep ve kabulü ile hesap tekniği bakımından davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklar ve taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek, PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğiyle hesaplanan tazminata karar verilmesi için İtiraz Hakem Heyeti kararının davalı yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bu yöne ilişkin davalı temyizinin reddine dair kararına katılmıyorum.
2. Diğer yandan; Hakem Heyeti tarafından davacı için hesaplanan tazminattan davalının ödediği tutarın güncellenmiş değerinin düşülmesinden sonra hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılarak sonuç tazminatın belirlendiği, sayın çoğunluk tarafından, davalının ödeme yaptığı tarihteki verilere göre hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle gerekli indirimlerin yapılmasından sonra davalı yanın ödediği tutarın güncellenmiş bedelinin indirilmesiyle tazminatın belirlenmesi için de karar bozulmuştur.
Tazminat hesabında önce davalının önceki ödemesinin güncellenmiş tutarının düşülmesi, bu şekilde belirlenen tutar üzerinden de hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılarak sonuç tazminatın belirlenmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun tazminatta indirim sırasına ilişkin (3 numaralı bentteki) bozma görüşüne de katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4330, K. 2023/10112, 2 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama