KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/4802 E., 2022/14348 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Kasım 2022
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili; davacının davalı ... ile evli olduğunu, Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/518 esas sayılı dosyası ile boşanma davası açtıklarını, davalı eşin Çerkezköy de bulunan Avrupa İnşaattan satın aldığı iki daireyi kötü niyetli olarak kardeşi diğer davalı ...'nun üzerine satın aldığını, davalılar arasında gerçek bir satışın bulunmadığını, amaçlarının mal kaçırmak olduğunu, davalı eşin nalbur işi ile uğraştığını, boşanma davasından sonra davalı ...'in iki nalbur dükkanı ve iki tane de dairesinin olduğunu, hiç bir geliri olmayan birinin bunları almasının ve kardeşler arasında böyle bir işlemin yapılmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan ederek, taşınmazlar üzerindeki muvazaalı işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; taşınmazı ... isimli kişiden satın aldığını, dava şartlarının oluşmadığını, muvazaa olmadığını, davacının herhangi bir hakkının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davacının davayı ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin açıklamaların dava niteliği itibarıyla TBK 19 hükümleri kapsamında muvazaaya dayalı olarak açılan nam-ı müstear niteliğindeki işlemler ile işyeri devrine yönelik tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Nam-ı müstear, adını herhangi bir nedenle gizli tutmak isteyen bir kişinin, sözleşmeyi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Tasarrufun iptali veya BK'nun 19. maddesine göre açılan dava yönünden ise alacaklıdan mal kaçırmak isteyen borçlunun kendi adını gizli tutarak hukuki işlemi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Bu tür işlemlerin İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak iptali istenilerek davacı alacaklınının alacağına kavuşması sağlanabilir.
İşlemin nam-ı müstear olarak gerçekleştiğini ispat külfeti davacıya aittir. Davacı alacaklı vekili, borçluların ekonomik durumları bozulmaya başlayınca ticari faaliyetlerini borçlu ...’ın, borçlunun kardeşi ... üzerinden devam ettirdiklerini, borçlunun iş karşılığı Avrupa Konutlarından alacağı 2 taşınmazı kardeşi ... adına tescil ettirdiklerini ileri sürmüştür.
Mahkemece, davacının davalı ...’dan boşandığını, kendisinden mal kaçırmak amacı ile Avrupa konutlarındaki iki taşınmazın ve nalbur iş yerinin davalı tarafça diğer davalıya muvazaalı olarak devredildiği iddiası ile muvazaalı işlemlerin iptalini talep ettiği, muvazaa iddiasında olan davacının iddiasını ispatla yükümlü olduğu, dinlenen tanıkların bu konuda net bir beyanda bulunamadığı, taşınmazların davalı ... adına davalı ... tarafından satılmadığı bu nedenle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de gerekçe hüküm kurmaya elverişli değildir.
Somut olayda; davalılar kardeş olup mahkemece, sadece davalı borçlunun kardeşi ...’in ticari defterlenin incelenmesi ve tanık beyanının hükme esas alınması, muvazaa iddiasının tetkiki için yeterli olmayıp eksik inceleme ile karar verilmiştir.
Bu durumda yapılacak iş. Avrupa Konutları ile davalı ... arasındaki ticari ilişki ile Avrupa Konutları ile davalı ... arasında ayrı ayrı ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, var ise hangi tarihlerde ve nasıl başladığı, boşanma davasının açılma tarihi de göz önüne alınarak uzman bilirkişilerden rapor alınarak nam-ı müstear iddiasının değerlendirilmesi, tasarrufların yapıldığı tarihi de dikkate alarak davalı ...’in detaylı malvarlığı ve gelir yönünden araştırma yapılması,
ayrıca davacı ile davalı ... arasındaki boşanma davası sonrasında malvarlığı rejimine ilişkin açılan dava dosyasının celbedilmesi ile belirtilen tüm hususlar yerine getirildikten sonra yapılacak tahkikatle.
Avrupa Konutları’ndaki iki taşınmazın nam-ı müstear iddiasına ilişkin ayrı, davalılar arasındaki işyeri devri yönünden ayrı olmak üzere gerekçede ayrı ayrı tartışılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatle ve yetersiz gerekçe ile karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4802, K. 2022/14348, 10 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama