KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/493 E., 2022/17487 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2022
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- İlk derece mahkemesi
- Lüleburgaz 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
709 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARŞI OY
Davacı vekili, müvekkilinin noterde düzenlenen satış sözleşmesi ile satın aldığı aracın muayenesini yaptırıp Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne müracaat ederek araç sahiplilik belgesi aldığını, daha sonra bu araca çalıntı olduğu şüphesi ile el konulduğunu, araç çalıntı olduğu halde tescil edilmesi nedeniyle davalı idarenin görevini yerine getirmediğini iddia ederek tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı taraf cevabında; davacı tarafından satın alınan ve kolluk tarafından el konulan araca ilişkin tüm satış işlemlerinin noter vasıtasıyla yapıldığını, davalı idareye mensup memurların görevinin noterlikçe tanzim edilen evrak gereğini kayıtlara intikal ettirmekten ibaret olduğunu ve aracın çalıntı kaydı mevcut değil ise şasi numarasından araştırılmasının da fiilen imkansız olduğunu, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; idarenin yürüttüğü kamu hizmeti ile nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem veya işlemlerden doğan zararların, idare hukuku çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmesi gerekeceğinden, dava konusu uyuşmazlık hakkında idari yargı yolunun caiz olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nun 114/1-b maddesi uyarınca yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş; davacının istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 5. maddesinde İçişleri Bakanlığının görevleri belirtilmiş; aynı maddenin 1/8 bendinde "Araçların tescil işlemlerini yaparak belge ve plaka vermek" de davalı bakanlığın görevleri arasında sayılmıştır.
Yine 2918 Sayılı K.T.K'nun 110. Maddesinde "işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür" düzenlemesi bulunmaktadır
Yukarıda anılan 2918 Sayılı kanunun 5/1-8 madde hükmü ile 110. madde hükmü birlikte gözetildiğinde, davalı bakanlığın araçların tescil işlemlerini yapma görevinin gereği gibi yapılmadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olan temyize konu uyuşmazlığın çözümünde adli yargı görevlidir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/493, K. 2022/17487, 21 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama