KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/510 E., 2024/11760 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2019/1963 Esas 2021/2352 Karar
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/385 Esas - 2019/236 Karar
Karar Metni
724 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Jandarma Astsubay olarak görev yaparken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/88660 Esas sayılı soruşturma dosyası kapsamında İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 30.08.2016 tarihinde tutuklandığını, hakkında ceza soruşturması devam ederken davalı şirketin imtiyaz sahibi, diğer davalının eser sahibi olduğu www.sabah.com.tr internet haber sitesinde 31.08.2016 tarihinde müvekkili hakkında gerçek dışı haber yapıldığını, yapılan yayın nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını,
basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın 31.08.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile haberin yayından kaldırılmasını, saldırının durdurulmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; adli soruşturmaya konu olan bir olayla ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için dava konusu haberin yapıldığını, haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı hakkında silahla terör örgütüne üye olmak suçundan ceza yargılaması yapıldığı bu anlamda dava konusu haberin görünür gerçeğe uygun olduğu, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, haberin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı, basın özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haberin görünür gerçeğe uygun ve güncel olduğu, habere yönelik kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunduğu, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığı, basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili hakkında soruşturma devam ederken adı ve soyadına haberde yer verilerek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, haberin doğru olmadığını bu nedenle görünür gerçekliğin de söz konusu olmadığını, mahkemece delillerin toplanmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, haberde aşağılayıcı bir dil kullanıldığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Gerekçe
Uyuşmazlık; www.sabah.com.tr internet haber sitesinde 31.08.2016 tarihinde yapılan haber nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, haberin yayından kaldırılması ve saldırının durdurulması talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davacı hakkında habere konu silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyet kararının kesinleştiğinin, dava konusu haberin bu yönü ile görünür gerçeğe uygun ve güncel olduğunun, haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının, habere yönelik toplumsal ilginin bulunduğunun, özle biçim arasındaki dengenin korunduğunun;
basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağının, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu,
10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, haberde geçen söz ve ifadelerin,
davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/510, K. 2024/11760, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama