KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2022/8840 E., 2025/4664 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1543 E., 2022/1173 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/271 Esas 2019/409 Karar
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalının İstanbul Anadolu 9. Aile Mahkemesinin 2016/366 Esas ve İstanbul Anadolu 13. Aile Mahkemesinin 2017/606 Esas sayılı dosyalarda avukat olarak vekillik görevini üstlendiğini, vekalet ücreti alacağını tahsil edememesi nedeniyle İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/251 Esas sayılı dosyasında alacak ve manevi tazminat davası açtığını, belirtilen bu davaya yönelik davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde sarf edilen söz ve ifadelerle kişilik haklarının saldırıya uğradığını, davalı tarafından savunma dokunulmazlığı sınırlarının aşıldığını belirterek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerine dayalı olarak davalının bu söz ve ifadelerinin hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından cevap dilekçesinde sarf edilen söz ve ifadelerin savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kişilik haklarına bir saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde davacı hakkında sarf edilen söz ve ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/251 Esas sayılı dosyada davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinin TMK'nın 25. maddesi kapsamında hukuka aykırı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından sunulan cevap dilekçesindeki ifadelerin savunma hakkı sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceği, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların gerekçesinin bulunmadığını, mahkeme kararlarının gerekeli olması gerektiğini, davacı tarafından tespit davası açılmasında hukuki yarar olmadığını bu nedenle davanın öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, kullanılan ifadelerin savunma hakkı sınırları içerisinde olduğunu, kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir ifade kullanılmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı tarafından İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/251 Esas sayılı dosyasında sunulan cevap dilekçesindeki söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile kişilik haklarına saldırının tespiti talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/251 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde sarf edilen söz ve ifadelerle savunma hakkının sınırlarının aşıldığının, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/8840, K. 2025/4664, 20 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama