KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/10184 E., 2025/6474 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/119 E., 2021/375 K.
Karar Metni
1.319 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili birliğin eski başkanı olduğunu, 5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanunu'nda öngörülmediği halde davalıya 2006-2009 yılları arasında "başkanlık ödeneği" adı altında maaş ödemesi yapıldığını, bu durumun İçişleri Bakanlığı Mahallî İdareler Kontrolörlüğünün 100/35 sayılı denetim raporuyla tespit edildiğini, anılan yasanın 22. maddesine istinaden huzur hakkı alacağının mahsubu ile kalan miktarın ödenmesinin davalıdan istendiğini, ödeme yapılmaması nedeniyle hakkında ... İcra Müdürlüğünün 2010/4136 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazıyla takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kurum zararına ilişkin kesinleşmiş birlik meclisi kararı olmadan hakkında icra takibi başlatıldığını, bu durumun 5355 sayılı yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.03.2016 tarihli, 2011/633 Esas ve 2016/167 Karar sayılı ilamı ile; davacı birliğin Sayıştayın dış denetimine tâbi olmayan bir mahallî idare birliği olduğu, 5355 sayılı Kanun'un 22/2. maddesi uyarınca kişi borcu tekliflerinin birlik meclisinde görüşülerek karara bağlanması gerektiği, bu karara karşı ilgililerin on gün içerisinde idari yargıya başvuru haklarının bulunduğu, oysa davaya konu kamu zararının birlik meclisinde karara bağlanmadığı, aksine davaya konu dönemlerle ilgili olarak ibra kararlarının bulunduğu, yasada belirtilen prosedürün tamamlanmadığı, alacağın icra takibi ile talep edilebilir bir aşamaya gelmediği,
kaldı ki; usulüne uygun olarak onaylanan ... Tüzüğü'nün 19. maddesinin 12. fıkrasında, birlik başkanına ödenecek aylık brüt ödeneği belirlemenin meclisin görevleri arasında sayıldığı, birlik giderlerinin düzenlendiği maddelerde de benzer hükümler bulunduğu, birlik meclisince birliğin seçilmiş organı sıfatını taşıyan birlik başkanına maaş ödemesi yapılmasına yasal engel bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 25.03.2016 tarihli, 2011/633 Esas ve 2016/167 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 04.04.2019 tarihli, 2016/15473 Esas ve 2019/2049 Karar sayılı ilamı ile; ''...Mahkemece dava, hem usule hem de esasa ilişkin gerekçelerle reddedilmiştir. Gerekçelerin değerlendirilmesine geçilmeden önce; bu şekilde hüküm tesisi usule uygun değildir.
Davaya konu alacağın icra takibi ile talep edilebilir bir aşamaya gelmediğine (usule) dair gerekçenin incelenmesinde; davaya konu kurum zararı 2006-2009 dönemine ilişkin olduğundan 11.06.2005 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanunu uygulama alanı bulacaktır. Mahkeme hükmünün dayanağı olan, 5355 sayılı Yasanın 22. maddesine 5445 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkrada.
"Sayıştayın dış denetimine tâbi olmayan mahallî idare birliklerinin, İçişleri Bakanlığı, valiler veya kaymakamlarca malî denetimi sonucunda tespit edilen kamu zararı üzerine yapılan kişi borcu teklifleri, birlik meclisinde görüşülerek karara bağlanır. Bu kararın örneği, birlik merkezinin bulunduğu yerin valiliğine, ülke düzeyinde kurulan birlikler ile başkanı vali veya vali yardımcısı olan birliklerde ise İçişleri Bakanlığına gönderilir.
Karara karşı, ülke düzeyinde kurulan birlikler ile başkanı vali veya vali yardımcısı olan birliklerde İçişleri Bakanlığı, diğerlerinde ise valiler veya hakkında kişi borcu çıkarılanlar on gün içinde idarî yargıya başvurabilirler. İdarî yargı kararı doğrultusunda işlem sonuçlandırılır." hükmü düzenlenmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 3/e maddesinde; mahallî idare birlikleri "mahallî idare" olarak tanımlamış, 68. maddesinde dış denetim, 71. maddesinde kamu zararı düzenlenmiş, Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik bu yasa uyarınca kabul edilmiştir. Aynı Yasa'nın 3/e maddesinde mahallî idare.
"Yetkileri belirli bir coğrafi alan ve hizmetlerle sınırlı olarak kamusal faaliyet gösteren belediye, il özel idaresi ve bunların kurdukları birlik ve idare" şeklinde tanımlanmış, 24/12/2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5436 sayılı Yasa ile tanımın son bölümü "... belediye, il özel idaresi ile bunlara bağlı veya bunların kurdukları veya üye oldukları birlik ve idare" şeklinde değiştirilmiştir. Yargılama sırasında tüzel kişiliği sona eren davaya konu ..., ...
Merkez ve ... Belediyeleri tarafından kurulmuş olup 5018 sayılı yasada tanımlanan mahallî idare birliklerindendir. Öte yandan; ... Belediyesi'nin 28/02/2014 tarihli yazı cevabında; davacı birliğe her yıl belediye bütçesinden kaynak aktarıldığı belirtilmiştir.
Şu halde; davacı birliğin Sayıştay dış denetimine tâbi olduğu açık olup dış denetime tâbi olmayan mahallî idare birliklerine ilişkin olan 5355 sayılı Yasanın 22/2. maddesinin somut olayda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Davaya konu kurum zararı, 5018 sayılı yasanın 71. maddesi ve buna dayalı yönetmelik hükümlerince, diğer bir deyişle önce rızaen ödemeye davet, ödeme yapılmaması halinde genel hükümler uyarınca dava ya da takip yapılarak tahsil edilebilecektir.
Bu durum Bursa 2. İdare Mahkemesinin 2011/3 36... /246 karar sayılı ilamında da belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve davacı birliğin niteliği gereği, denetim sonucu tespit edilen kamu zararının doğrudan takibe konu edilmesinde yasal bir engel bulunmamaktadır. Mahkemenin alacağın icra takibi ile talep edilebilir bir aşamaya gelmediğine ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Mahkemenin esastan ret gerekçesine gelince.
5355 sayılı yasanın birlik meclisinin görev ve yetkilerinin açıklandığı 9. maddesinde; "birlik başkanının ödeneğini belirlemek" şeklinde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yasada birlik yönetiminde yer alan kişilere "maaş" ödeneceğine ilişkin bir hüküm de bulunmamaktadır. 22. maddenin son fıkrasında ise yalnızca "huzur hakkı" düzenlenmiş ve tavan sınırı da belirtilmiştir.
Oysa birlik tüzüğünün 19. maddesinin 12. bendinde; "birlik başkanına ödenecek aylık brüt ödeneği belirlemek" görevi meclisin görevleri arasında sayılmıştır. Birlik meclisine yasa ile verilmemiş olan görev ve yetki, birlik tüzüğü ile verilemez. Tüzüğün anılan maddesi yasaya uygun değildir.
Açıklanan nedenlerle "birlik meclisince birliğin seçilmiş organı sıfatını taşıyan birlik başkanına maaş ödemesi yapılmasına yasal engel bulunmadığı" yönündeki mahkeme gerekçesi de yerinde değildir.
Davacı birlik tarafından, yasanın 22/son maddesi uyarınca davalıya ödenmesi gereken huzur hakkı tenzil edilerek icra takibi başlatıldığı belirtildiğine göre; bu husus da incelenip değerlendirilerek ve davanın itirazın iptali davası olduğu da gözetilerek zarar kapsamı belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın reddine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. '' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; alınan bilirkişi raporu benimsenerek davanın kısmen kabulü ile davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2010/4136 esas sayılı dosyası üzerinden 45.361,76 TL asıl alacak ve 11.249,71 TL işlemiş faiz istemiyle yapılan takibe ilişkin, faiz alacağı yönünden yapılan itirazın kısmen iptali ile, asıl alacağın 45.361,76 TL ve işlemiş faizin 4.138,48 TL olarak takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine ve davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 6183 sayılı Kanun uyarınca kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranına hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme ilamının hüküm kısmında vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden hüküm açık olmayıp tereddüte neden olacak şekilde karar verildiğini, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi uyarınca davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı ...'nin Sayıştay Başkanlığı tarafından değil, İçişleri Bakanlığı Kontrolörü tarafından denetlendiğinin açık olduğunu, bilirkişi raporuna göre ortada yetkisiz ve hukuken hiç bir geçerliliği olmayan denetimin mevcut olduğunu, Birlik Tüzüğü uyarınca birlik başkanının alması gereken aylık maaşlarını belirleme yetkisinin Birlik Meclisi'ne verildiğini, bu nedenle geçerliliği bulunan Birlik Tüzüğüne göre işlem yapıldığını, davaya konu olan İçişleri Bakanlık Kontrolörünün raporunun infaz kabiliyetinin bulunmadığını,
söz konusu bu raporun, Birlik Meclisi tarafından değerlendirilmeye muhtaç olduğunu, bu değerlendirmenin de "İbra" şeklinde gerçekleştiğini, davacı kurumun, bu ibra kararına rağmen davalı müvekkili hakkında haksız ve kötü niyetli olarak ilamsız icra takibi başlattığını ve eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı eski birlik başkanına 5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanunu'nda öngörülmediği halde "başkanlık ödeneği" adı altında yapılan maaş ödemelerinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10184, K. 2025/6474, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama