KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/10914 E., 2023/13939 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/513 D.İş, 2021/513 K.
- Dava tarihi
- 24.11.2020
- Hüküm/karar
- Davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü/ Davanın kısmen kabulü
Karar Metni
1.812 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakeme Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan davacıya ait aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası neticesinde maddi hasara uğradığını, davalı ... şirketine yapılan başvurunun reddedildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1000,00 TL hasar onarım bedelinin ihbar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini 75.395,32 TL'ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan aracın karıştığı kaza sonucu yapılan hasar ihbarı üzerine hasar dosyası açıldığını, yapılan inceleme neticesinde sigortalının hasar hakkında doğru beyanda bulunmadığının anlaşıldığını, olay hakkında araştırma uzmanı görevlendirildiğini, olay yerindeki iki şahıstan birinin alkollü olduğunun ve aracı bu şahsın kullandığından şüphelenildiğini, araştırma uzmanının olay yerine giden polis memurlarıyla yaptığı görüşmede, polis memurlarının, olay yerinde iki kişi gördüklerini, sürücü olduğu iddia edilen ve zayıf olanın alkollü olduğu,
kendisinden koltuğa oturması istenildiğinde sürücü koltuğuna sığmadığını beyan ettiklerini, bu nedenle kazayı yapanın alkollü olan olduğu kanaatine varıldığını, resmi kaza tespit tutanağı hazırlanmadığını, olayda sürücü değişikliği ve salt alkollü araç kullanılması nedeniyle hasarın meydana geldiğinin anlaşıldığını ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sürücü değişikliğine ilişkin somut bir delil bulunmadığı gibi kazanın salt alkolden kaynaklandığının kanıtlanamadığı, aktüer bilirkişiden alınan 20.01.2021 tarihli raporda, başvuruya konu aracın 20.09.2020 tarihinde meydana gelen kaza sonrasında uğradığı hasar onarım bedelinin Katma Değer Vergisi (KDV) dahil 88.966.48 TL olarak hesaplandığı, davacı vekili tarafından 21.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerinin KDV hariç tutar olan 75.395,32 TL'ye arttırıldığı gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 75.395,32 TL hasar tazminatının 23.10.2020 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili itiraz etmiştir.
B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; sigortalının hasar hakkında doğru beyanda bulunmadığını, sürücü değişikliği yapıldığını, sürücü değişikliği ve salt alkollü araç kullanılması nedeniyle hasarın teminat dışı olduğunu, poliçe özel şartına göre % 20 oranında muafiyet uygulanması gerektiğini, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen vekalet ücretinin 1/5'i kadar olması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait aracın oğlu tarafından kullanılması için arkadaşı a verildiği, aracın arkadaşının uhdesindeyken işbu davaya konu kazanın meydana geldiği, Kaza Tespit Tutanağında sürücünün dava dışı olduğunun belirtildiği, sürücü değişikliği olduğuna dair somut bir delile rastlanmadığı için ispat yükünün davacıya geçtiğine dair bir emare olmadığı, bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının yerinde olmadığı,
uyuşmazlık Kasko Poliçesinden kaynaklandığından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3 üncü maddesi uyarınca avans faizine hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davalının, uyuşmazlık konusu kasko poliçesi gereği yetkili olmayan servisteki onarımlarda % 20 muafiyet indirimi uygulanmasına yönelik kloz gereği bu yöne ilişkin itirazının kabul edildiği gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile 67.663,06 TL'nin 23.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda bildirdiği sebepler ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu araçta meydana gelen hasar bedeli talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Kasko Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı tarafından, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.5 inci maddesi ve 6102 Türk Ticaret Kanunu’nun 1292/3 üncü maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyeti kasten yerine getirilmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususun sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla rizikonun teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacı vekili tarafından müvekkiline ait davalıya kasko sigortalı aracın çift taraflı trafik kazası sonucu hasarlandığı belirtilip birtakım zararların davalıdan tahsili talep edilmiş, davalı ... şirketince ise davaya konu kazanın bildirildiği gibi meydana gelmediği, sürücü dava dışı ın alkollü olduğu ve sürücü değişikliği yapıldığı ve doğru ihbar mükellefiyetine uyulmadığı iddiasıyla davanın reddi savunulmuştur.
Davalı şirket tarafından, hasar ihbarı üzerine yapılan inceleme sonucu hazırlanan 08.10.2020 tarihli Hasar Araştırma Raporu'nda; davacının oğlu tarafından dava konusu aracın arkadaşı ödünç olarak verildiği, 20.09.2020 günü saat: 01:00 sıralarında seyir halinde iken bir tırın sıkıştırması sonucunda park edilmesi yasak olan noktada yolun sol tarafında park halinde olan tırın dorsesinin arka kısımlarına çarptığının ve kazanın bu şekilde meydana geldiğinin beyan edildiği,
Trafik Büro Amirliği ekiplerinin kaza yerine intikal ettiği, ancak kaza yerinde alkollü bir şahıs bulunması ve şoförün net olarak tespit edilememesi nedeniyle polis ekiplerinin resmi kaza tespit tutanağı düzenlemeden kaza yerinden ayrıldığının öğrenildiği, davacıya ait aracın çarptığı park halindeki araç sürücüsü ile arasında Anlaşmalı Kaza Tespit tutanağı düzenlendiği, kazadan sonra olay yerine giden polis memuru ile yapılan görüşmede; kazaya karışan davacıya ait aracın başında 2 kişinin olduğu, bu kişilerden zayıf olan şahsın alkollü olduğu,
sürücü olduğunu beyan eden isimli şahsın sürücü koltuğuna oturması istenildiğinde şahsın sürücü koltuğu ile direksiyon arasındaki mesafeye sığmadığı ve sürücü olduğunu iddia eden şahıstan daha zayıf olan ve alkollü şahsın kazayı yapan sürücü olduğuna kanaat getirildiği,
ancak isimli şahsın kazaya yapan sürücü olduğunu iddia etmekte ısrarcı olması sebebiyle hasara uğrayan park halindeki tırın şoförüne ulaşarak kaza yerine çağırdıktan sonra resmi kaza tutanağı düzenlemeden kaza yerinden ayrıldıklarının beyan edildiği ve yapılan araştırmalar sonucunda kazanın, alkollü şekilde sürücü tarafından yapıldıktan sonra mevcut kazada sürücü değişikliği yapıldığı kanaatine varılarak araştırmanın olumsuz tamamlandığı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.
Şu durumda, davalı vekilinin sürücü değişikliği yapıldığı, aracın alkollü sürücü tarafından kullanıldığı ve diğer benzer itirazlarda bulunduğu anlaşılmış olup Hakem Heyetince davalının bu iddiasına ilişkin yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle İtiraz Hakem Heyetince, hasar dosyasının tamamı ve davalının sürücü değişikliği yapıldığına ilişkin tüm delilleri dosya arasına alındıktan sonra davalının itirazlarını karşılar mahiyette araştırma yapılması ve hasarın teminat dahilinde olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
2. Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
2-Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına;
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
21.12.2023 tarihinde Başkan Vekili ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyi niyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1409/1. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1409/2. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartları ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilamları)
Eldeki dava konusu uyuşmazlıkta davalı tarafından kazanın teminat dahilinde olmadığı ileri sürüldüğünden olaydaki ispat külfeti mevcut durumun aksini iddia eden sigortacı üzerinde bulunmaktadır. Davalı sigortacı bu savunmasını soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamalıdır.
Somut olayda, davalı ... tarafından, davacı tarafça gerçeğe uygun bir ihbar yapılmadığı, sürücü değişikliği yapıldığı ve sürücünün alkollü kaza yaptığı iddia edilmiş ise de; sigortalı araç sürücüsü ile karşı araç sürücüsü arasında düzenlenen anlaşmalı kaza tespit tutanağında araç sürücüsünün olarak belirtilmiş olmasına ve dosya kapsamında davalı tarafından alınan araştırma raporu dışında hasarın teminat dışı kaldığına ilişkin somut delil bulunmamasına;
ispat yükü kendisinde olan davalı ... şirketinin kazanın ihbar edildiği şekilde değil de iddia ettikleri şekilde gerçekleştiğini ve bu oluş şeklinin teminat dışında kalan hallerden olduğunu ispat edememiş olmasına ve tüm bu hususlar gözetildiğinde ispat yükünün değiştiğine dair dosyada somut bir delil bulunmamasına göre davalının bozma sebebine göre incelenmeyen diğer temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10914, K. 2023/13939, 21 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama