KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/11173 E., 2024/8542 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/301 E., 2023/452 K.
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
Karar Metni
1.281 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen haksız ihtiyati tedbir nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...’ın davacı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, davalının ise dava dışı şirket ortağı ...’ın kardeşi olan dava dışı Kerim Kalkan’dan alacak iddiasının olduğunu, davacı şirket adına kayıtlı Konya ... İlçesi ...
Mahallesi 29139 ada 1 parselde bulunan C/2 blokta yer alan 67 adet bağımsız bölümün şirket ticari risklerinin gözetilmesi nedeniyle dava dışı Kerim Kalkan adına tescil edildiğini, şirketin ticari risklerinin giderilmesi üzerine bu taşınmazların yeniden 18.12.2009 tarihinde davacı ...’a devredildiğini, davalı tarafından dava dışı Kerim Kalkan aleyhine Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/568 esas ve 2011/337 sayılı dosyada alacak davası açıldığını,
davanın kabulüne dair hükmün Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2011/17463 esas ve 2012/7306 sayılı kararı ile alacağın ispatlanmadığı gerekçesi ile bozulduğunu ve bozma sonrası 2012/489 esas ve 2013/100 sayılı kararı ile davalının alacak isteminin reddine karar verildiğini ve hükmün kesinleştiğini;
akabinde davalı tarafından davacı ... ve dava dışı Kerim Kalkan aleyhine bahsi geçen taşınmazların devrine ilişkin Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/98 esas ve 2013/723 sayılı dosyada muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil davası açıldığını, bu yargılama esnasında davalının talebi üzerine davacı şirkete ait 232 adet taşınmaz üzerinde 20.02.2012 ile 10.04.2012 tarihleri arasında.
C/2 bloktaki 6 dan 15’e kadar bağımsız bölüm üzerinde ise 10.04.2012 ile 22.11.2013 tarihleri arasında 3. kişilere devir ve temlikin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bu davada, davalının feragat etmesi nedeniyle davanın reddine karar verildiğini ve hükmün temyiz edilmeden kesinleştiğini, bu anlamda ihtiyati tedbirin haksız olduğunun anlaşıldığını, ihtiyati tedbir süresince taşınmazların satılamadığını,
şirketin ticari itibarının zedelendiğini ve daire satışlarının olumsuz yönde etkilendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın tedbir tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili isteminde bulunmuş; davacı ... tarafından ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebi 100.000,00 TL'ye, davacı şirket tarafından ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebi 232.000,00 TL'ye yükseltilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihtiyati tedbir kararı ile taşınmazlarının satışının yapılamaması arasında illiyet bağı olmadığını, taşınmazların zaten inşaat aşamasında olduğunu, davacıların eldeki davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2013/65 Esas 2016/165 sayılı kararıyla; bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davalının talebi üzerine Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/98 esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbirin talep tarihi itibari ile haklı olduğu, davacıların iddia edilen zararı ispatlayamadığı, blokların bir kısmında henüz inşaata dahi başlanmamış olduğu hususu değerlendirildiğinde tedbir nedeniyle daire satışı yapılamadığı iddialarının söz konusu olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 24.02.2021 tarihli 2017/315 Esas 2021/1787 sayılı kararı ile "... davalı ... tarafından, dava dışı ... aleyhine Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde, 2009/568 esas sayılı dosya ile alacak davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın kabulüne karar verildiği,
iş bu davada hüküm altına alınan alacağın tahsilini sağlamak amacıyla davalı ... tarafından, dava dışı Kerim Kalkan ve davalı ... aleyhine yukarıda bahsi geçen satış işleminin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine yönelik tapu iptali ve tescili davası açıldığı ve bu davada, talep üzerine davacı şirkete ait 232 adet bağımsız bölüm üzerine 20.02.2012 ilâ 10.04.2012 tarihlerinde; davacı ... adına kayıtlı C/2 blokta bulunan 10 adet (6 ilâ 15) numaralı bağımsız bölüm üzerine ise 10.04.2012 ilâ 22.11.2013 tarihlerinde, 3. kişilere devir ve temlikin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilip, uygulandığı,
davalı ...'in alacağının dayanağını teşkil eden Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/568 esas sayılı dosyasında verilen kararın vaki temyiz üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince, "alacağın ispatlanamadığı" gerekçesi ile bozulması ve bozmaya uyularak mahkemesince, davanın reddine karar verilmesinden sonra ihtiyati tedbir talebinin uygulandığı muvazaa davasında, davacının feragati nedeniyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın kesinleştiği, bu suretle ihtiyati tedbir talebinin haksız olduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda, davacıların taşınmaz alım-satımı yaptığı ve ticaretle uğraştıkları gözetildiğinde, dava konusu edilen ihtiyati tedbirin, taşınmaz satışlarına etkisinin incelenmesi ve davacıların maddi zararları konusunda; inşaat mühendisi ve gayrimenkul değerleme uzmanlarından oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınması, sonucuna göre taşınmazlar üzerinde bulunan ipotek ve takyidatlar da değerlendirilerek maddi tazminat kapsamının belirlenmesi;
belirlenemediği takdirde yukarıda açıklanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca bir miktar maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, istemin tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün maddi tazminata yönelik istem yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. " gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların ıslah ile artırılan talepleri yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72 nci maddesi ile hüküm altına alınan 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı tarafın süresi içerisinde ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunduğu gerekçesi ile ıslah ile arttırılan maddi tazminat taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine;
ihtiyati tedbirin niteliği, süresi, ihtiyati tedbir konulan taşınmazların sayısı nazara alındığında davacılar lehine dava dilekçesi ile talep edilen 20.000,00 TL maddi tazminatın TBK'nın 50 nci maddesi uyarınca yerinde olduğu gerekçesi ile 20.000,00 TL maddi tazminatın 20.02.2022 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; ceza davası açılmamakla beraber uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, ıslah ile arttırılan maddi tazminat talebi yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığını, bilirkişi raporları ile zararın miktarı net olarak belirlenemediğinden zamanaşımı süresinin işlemeye başlamayacağını, faiz başlangıcı 2012 olması gerekirken 2022 olarak hüküm altına alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; haksız ihtiyati tedbir nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ve 72 nci maddeleri.
3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ıslah ile artırılan taleplerin zamanaşımına uğradığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde, hükmedilecek tazminata tedbir tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep etmiş, mahkemece; 20.02.2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. Davanın dayanağı olan eylem, haksız fiil niteliğinde olduğundan, olay tarihinden itibaren faiz talep edilebilir. İstem gözetilerek tedbir tarihi olan 20.02.2012 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, 20.02.2022 tarihinin esas alınması doğru değildir.
Mahkemece açıklanan yön gözetilmeyerek karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de; belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı HUMK'un 438/7 nci maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinden " 20.02.2022" tarihinin silinerek yerine “20.02.2012" yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacı ... iadesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11173, K. 2024/8542, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama