KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/12185 E., 2024/7993 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1021 E., 2023/1226 K.
- Dava tarihi
- 11.05.2006
- Hüküm/karar
- Kısmen Kabul
- İlk derece mahkemesi
- Kırıkkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2006/88 E., 2016/549 K.
Karar Metni
1.839 kelime·9 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozmasına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'in müvekkili bankanın Yahşihan Şube Müdürü, davalı ...'nin ise bankada servis yetkilisi olarak görev yaptığını, diğer davalıların ise Kırıkkale Türk Telekom Müdürlüğünün çalışanları olduklarını, davalılar ..., ... ve ...'ın birbirlerine kefil olup müvekkili bankadan bireysel kredi çektiklerini, çektikleri paranın yetersiz kalması üzerine Türk Telekom Müdürlüğünde çalışan dava dışı şahısları borçlu gösterip sahte kredi sözleşmesi yaptıklarını,
davalılar ... ve ...'nin görevleri nedeniyle kendi korumalarına terk edilen davacı bankaya ait nakit paranın usulsüz bir şekilde kullandırılmasına ilişkin önleyici tedbirleri almamaları nedeniyle bankadan muhtelif tarihlerde 202.442,75 TL para çekilmesine neden olduklarını, davalılar hakkında Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/194 E. sayılı dosyasıyla ceza davası açıldığını ileri sürerek faiz ve Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) dahil toplam 276.194,96 TL banka zararının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; olay tarihinde müvekkilinin Ziraat Bankası Yahşihan Şubesinde müdür olarak görev yaptığını, davalılardan ..., ... ve ...’ın birbirlerine kefil olarak bireysel kredi çektiklerini, bunun için Türk Telekom Müdürlüğünde çalışan bazı kişilere ait kimlik bilgilerini ve burada çalıştıklarına dair belgeleri fotokopi ile çoğaltarak servis yetkilisi ... ile şube müdürü ...'e verdiklerini, sonrasında on dokuz ayrı bireysel kredi sözleşmesi imzaladıklarını ve bankadan bu şekilde para çektiklerini,
vadesi geldiğinde paranın ödenmemesi üzerine müvekkili hakkında görevi nedeniyle önleyici tedbirleri almayarak bankanın zarara uğramasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle ceza davası açıldığını, çekilen kredilerinin işlemlerinin banka şefi olan ...'nin bilgisayarından yapıldığının belgelerle sabit olduğunu, müvekkilinin ise bu sahte belgelerden haberdar olmadığını, müvekkilinin sorumluğunun ve kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ... ile ... usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş, ancak davalılar vekili duruşmadaki beyanında; davacı Ziraat Bankasının müvekkillerine kullandırmış olduğu kredilerden dolayı müvekkillerinin menfaat temin ettiklerine dair somut delil elde edilemediğini, Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/194 Esas sayılı dosyasında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223/2-c maddesi gereğince suçun unsurlarının oluşmadığından dolayı müvekkillerinin beraatlerine karar verildiğini, bilirkişi raporunda kullanılan kredilerin usulüne uygun verildiği ve müvekkillerinin sorumluluklarının bulunmadığının bildirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacağın çekilen krediler nedeniyle uğranılan zarardan kaynaklandığını, müvekkilinin banka görevlisi olmadığını, bankadan kredi çekmediğini ve kimseye kefil olmadığını, banka tarafından talep edilen miktarların ne derece doğru olduğunun tespit edilemediğini, bu kredilerden dolayı banka müdürünün, yetkili memurun, krediyi alan ve buna imza atan kişilerin sorumlu olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ... ile ...'ye dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunmamışlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 28.12.2026 tarihli ve 2006/88 Esas, 2016/549 sayılı kararı ile; davacı banka personeli olan davalı ...'nin kredi belgeleri üzerinde imza mukayesesi ve gereği gibi kimlik kontrolü yapmadan kredi tediyesini gerçekleştirdiği, lehtar ve kefillerin açık veya negatif kredi bilgilerinin banka sisteminden sorgulanmasında hatalı isimler girerek “kayıt yok” şeklinde döküm elde edilmesini ve böylelikle hak sahibi olmayan kişilere ödeme yapılmasını sağladığı, dava konusu zimmet eyleminde diğer davalılar ... ve ...'nin ... ile birlikte iştirak hâlinde hareket ettikleri, davalılar ... ve ...’nın kullandıkları kredinin usulüne uygun olduğu,
her ne kadar alınan bilirkişi raporunda idari kontrol görevini yerine getirmeyen davalı ...'in kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, davalılar ... ve ...'ın zimmet eylemini anlaşılması kolay olmayan birtakım usulsüz işlemler ile gerçekleştirmeleri nedeniyle denetim görevinin imkânsız hâle getirilmiş olması ve ceza dosyasında zimmetin nitelikli zimmet olarak tespit edilmiş bulunması karşısında davalı ...'in kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ..., ... ve ... hakkında açılan davanın reddine, davalılar ...,
... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile 257.474,59 TL'nin 02.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 22.06.2017 tarihli ve 2017/629 E., 2017/737 K. sayılı kararı ile; ceza mahkemesinde nitelikli zimmet suçundan yargılama yapıldığı, ceza mahkemesinin hukuk mahkemesini bağlayan maddi olgusu iddianame ile kamu davası açılan eyleme yönelik mahkemenin tespitleri ile sınırlı olup ceza mahkemesinde davalı ...’in maddi menfaat temin ettiği yönünde kesin delil elde edilememesi nedeniyle beraatine karar verildiği,
davalı ... hakkında görevi kötüye kullanma veya görevi ihmal suçlarından açılan kamu davası olmadığı ve bu konuda yargılama yapılmadığına göre ceza mahkemesi gerekçesinde yer alan açıklamaların hukuk hâkimi yönünden bağlayıcılığı olmadığı, davalı ...’in gerek ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda gerekse yargılama sırasında alınan bilirkişi heyeti raporlarında banka müdürü olarak tüm kredi sözleşmelerini ve tediye fişlerini imzaladığı, başvuru formuna veya başka belgelere açılacak kredi miktarını yazdığı, kredi sürecinde idari kontrol görevini yerine getirmeyerek kusurlu olduğu,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49 uncu maddesi uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı fiili ile davacı kuruma verdiği zarardan diğer davalılar ile birlikte sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile davalı ... ile ilgili davanın reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 257.474,59 TL tazminatın (davalı ...
175.760,99 TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) 02.03.2006 tarihinden (davalı ... yönünden 19 ayrı kredinin her birinin ödendiği tarihten) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.06.2019 tarihli ve 2018/4248 E., 2019/3571 K. sayılı kararı ile;“...davalı ...'in dosyada mevcut deliller ve özellikle Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2004/1994 Esas sayılı dosyasında davalılar ..., ... ve ... tarafından iştirak halinde gerçekleştirilen eylemin nitelikli zimmet olarak kabul edilmesi,
bu haliyle banka şube yöneticisi olan davalı ...'in denetimini imkansızlaştırmış olmaları ve ceza mahkemesince ... için zimmet suçunun ve denetim görevini ihmal yada görevini ihmal suçlarının oluşamayacağının kabul edilmiş olması gözetildiğinde kusurunun varlığı tespit edilemeyen davalı ... yönünden istemin kısmen kabulüne karar verilerek sorumluluğuna gidilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davalı ... yönünden Bölge Adliye Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından anılan kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.
B. Direnme Kararı
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 18.09.2019 tarihli ve 2019/1762 Esas, 2019/1768 Karar sayılı kararı ile; direnme kararı verilmiştir.
C. Daire Kararı
Direnme kararı süresi içerisinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin, 16.12.2019 tarihli ve 2019/3189 Esas, 2019/6042 Karar sayılı ilamıyla, 22.06.2019 gün, 2018/4248 Esas ve 2019/3571 Karar sayılı bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine oy çokluğuyla karar verilmişir.
D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nun 28.12.2022 tarihli ve 2020/4-102 Esas, 2022/1909 Karar sayılı ilamıyla;"... davalılardan ...’in Ziraat Bankası Yahşiyan Şube Müdürü, ...’nin de servis yetkilisi olarak çalıştığı, diğer davalıların ise Türk Telekom çalışanları olduğu, 15.03.2004 ile 10.08.2004 tarihleri arasında davacı bankanın Yahşiyan Şubesinden verilen 202.442,75 TL tutarındaki krediler nedeniyle davalılar hakkında ihtilasen zimmet ve bu suça iştirakten dolayı kamu davası açıldığı, Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin 15.04.2008 tarihli ve 2004/194 E., 2008/79 K. sayılı kararı ile;
kredi dosyalarındaki imzaların dava dışı müştekilere ait olmadığının tespit edildiği, sahte evrak ile kullanılan kredilere kefil olan ... ve ...’nın krediler nedeniyle maddi bir menfaat temin ettiklerine ilişkin delil bulunmadığı, davalı banka müdürü ...’in ise krediler ile ilgili işlemlerinde eksiklikler ve yanlışlıklar olmakla birlikte bunların zimmet suçunun oluşması için yeterli olmadığı, kredilerin bir kısmını kendisinin aldığının tespit edilemediği gerekçesiyle davalılar ..., ... ve ... yönünden zimmet suçunun unsurları oluşmadığından beraatlerine, diğer davalılar hakkında ise nitelik zimmet suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği,
kararın Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 02.07.2009 tarihli ve 2009/3217 E., 2009/8840 K. sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda.
Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen 2004/194 esas sayılı dava dosyasında davalılar ..., ... ve ... tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilen eylemin nitelikli zimmet olarak kabul edilip hüküm kurulması, davalı ... bakımından ise zimmet, denetim görevini ihmal ya da görevi ihmal suçlarının oluşmayacağının kabul edilmesi ve kararın Yargıtay 5. Ceza Dairesince onanarak kesinleşmiş olması karşısında davacı Bankanın uğradığı zararın davalı ...’in kusurlu davranışından kaynaklanmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesinin kusur belirlemesine ilişkin kararı hukuk hâkimi yönünden bağlayıcı değil ise de, davalının kusursuz bulunduğuna ilişkin ceza mahkemesince yapılan belirleme somut olaya uygundur. Bu nedenle mahkemece, davalı ...’in kusursuz olduğu benimsenerek davanın reddine karar verilmesi gerekir... Hâl böyle olunca.
Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır..." gerekçesiyle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesi gereğince bozulmasına, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
E. Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Bozmasına Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukrıda yazılı kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile kesinleşen hususlar dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile , davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kısmen kabülü ile 257.474,59 TL tazminatın 02.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine, davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının kamu bankası olduğunu, davalılardan ... müvekkil bankanın o dönem banka müdürü olarak görev yapmakta olduğunu,davalı ...'nin de müdür yardımcısı, şef olarak çalıştığını, her iki davalının imzaya yetkisi bulunduğunu, diğer davalıların ise bankadan usulsüz kredi alarak haksız yere menfaat temin ettiğini, davanın ceza dosyası kapsamı, müfettiş raporları ve tüm dosya kapsamı ile ispat edildiğini, hakkında açılan dava kabul edilen davalılar yönünden de kısmen değil tam kabul edilmesi gerektiğini, alacağa ilişkin faizin 3095 sayılı Kanun'un 4489 sayılı Kanun ile değiştirilen 2/2 nci maddesi uyarınca hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kurum zararı nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci maddesi.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12185, K. 2024/7993, 23 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama