KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/12872 E., 2024/12117 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/811-2023/62
- Hüküm/karar
- Davanın Kısmen Kabulüne
Karar Metni
992 kelime·5 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasında rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.10.2014 tarihinde meydana gelen aşırı yağış sonrası davalının maliki, bakım ve onarımından sorumlu olduğu ana kanalizasyon şebekesinin taşarak geri teptiğini ve davacı şirkete sigortalı ... Sanayi Ltd. Şti.'nin hasara uğradığını, 243.219,00 TL'lik tazminatın 05.12.2014 tarihinde sigortalısına ödendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sigortalısına ödenen 243.219,00 TL'nin 05.12.2014 tarihi itibariyle değişen oranda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ASKİ Deşarj Yönetmeliği gereği, ana kanalların bakım ve onarım sorumluluğu her ne kadar idareye ait ise de, kanal baca bağlantısından pis suyun geri tepmesini önleyici tedbirleri alma sorumluluğunun konut ya da iş yeri sahibi ve bina yönetimine ait olduğunu, baca bağlantı çıkışına çekvalf denilen geri tepmeyi önleyici bir aletin takılmasının konut ve iş yeri kullanıcılarına ait olduğunu, bu aletin takılı olması halinde pis suyun geri tepmesinin mümkün olmadığını, su baskınına ilişkin sadece ekspertiz raporunun bulunmasının müvekkili aleyhine yorumlanamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.12.2015 tarih ve 2015/77-2015/490 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile TBK 52/1 maddesi gereği %30 oranında indirim yapılarak 170.253,30 TL'nin ödeme tarihi olan 05.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmustur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2019 gün ve 2016/5133 Esas 2019/6976 karar sayılı ilamıyla; dava konusu uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Ikinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 27.02.2020 tarihli, 2019/763 Esas-2020/139 Karar sayılı karar ile, davanın kabulü ile 243.219,00 TL'nin ödeme tarihi 05.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. 2. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24.11.2021 tarih, 2021/2044 Esas-2021/9026 Karar sayılı ilamı ile; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusurun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlendiğini, buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise hakimin tazminat miktarını hafifletebileceğini,
müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirdiğini ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, dava dışı sigortalının depo olarak kullandığı zarar gören bu alanları mimari projeye aykırı kullanımı müterafik kusur olarak kabul edilerek, hükmolunan tazminattan takdiri oranda indirim yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmeyerek mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacının sigorta örtüsüne aldığı işyerinin, davalının sorumlu olduğu kanalizasyon şebekesinin bakım ve gözetim kusurundan dolayı geri tepmesi sonrası hasarlandığı, gerçek zararın iddia edildiği şekilde 243.219,00 TL bulunduğu, esas itibariyle bu zararın davalının bakım ve gözetim kusurundan kaynaklandığı, ancak sigortalı işyerinin imara aykırı şekilde sığınak olarak kullanılması gerekirken malzeme deposu ve imalathane olarak kullanıldığı, olayın meydana gelmesinde ve zararın artmasında bu durumun da etkili olduğu, sigorta ettirenin müterafık kusurunun bulunduğu,
somut olayın oluş şekli, zararın meydana gelme biçimi ve tüm dosya kapsamından dava dışı sigorta ettirenin müterafik kusur oranın %20 olarak takdir edildiği gerekçesiyle. "1-Davacının davasının kısmen kabulüne, 194.575,20 TL tazminatın ödemenin yapıldığı 05.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sigortalının müterafik kusuru bulunmadığını, yerel mahkemenin, poliçe genel ve özel şartlarında belirlenen muafiyetlerden, zarar sorumlusu davalıyı faydalandırıcak şekilde, tazminattan indirim yapmasının haksız ve yersiz olduğunu, davalının, sigortalı işyerinde meydana gelen hasarın tamamından sorumlu olduğunu, müterafik kusurun varlığından söz edilerek tazminattan uygulanan indirim nedeniyle reddedilen kısım yönünden, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; su baskınının olduğu yerin ticarethane olarak kullanılmaya uygun bir yer olmadığını, mal sahibi müteahhit veya apartman yöneticisinin parsel çıkış bacasında atık suyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri almak zorunda olduğunu belirterek usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
Uyuşmazlık, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ilamına uyulmakla yeniden yapılan yargılamada özellikle davacı taraftan kaynaklanan zararı ağırlaştırıcı durum nedeniyle davanın kısmen reddine dair verilen kararda, müterafik kusur indiriminden dolayı davalı yararına reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmesinde hata edilmemiş olduğu anlaşılmakla; davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,04.11.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43. ve 44. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet indirimi ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyecek olmasına göre, kararın düzeltilerek onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12872, K. 2024/12117, 4 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama