KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/196 E., 2024/4933 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/551 E., 2022/576 K.
- Hüküm/karar
- Davanın Kısmen Kabulüne
Karar Metni
902 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacılar vekili ile davalılar ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, 22.04.2005 tarihinde davalı ...'ye sigortalı, ’a ait, sürücü ... idaresindeki araç ile müvekkilleri ... ve ...’un bisikletli küçük çocuğu ’e çarptığını, meydana gelen trafik kazasında ...’un idrar damarının koptuğunu, mesanesinin daraldığını, böbreğinin birinin % 70 diğerinin ise % 40 oranında işlevini yitirdiğini, kaza tarihinden bu güne kadar otuzdan fazla ameliyat geçirmek zorunda kalacak şekilde yaralandığını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu belirterek davacıların uğradığı zarar için 1.000,00 TL maddi, anne ve baba için ayrı ayrı 15.000,00’er TL, çocuk için 45.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 76.000,00 TL tazminatın (manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki) davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın zamanaşımı geçtikten sonra açıldığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve dosyadaki belgelere göre; kazanın 22.04.2005 tarihinde meydana geldiği 765 sayılı TCK’nin 459/2, 102/4. maddeleri uyarınca ceza zamanaşımının 5 yıl olduğu, davanın 09.01.2013 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 11.11.2015 gün ve 2015/14103 E., 2015/11955 K. sayılı ilamı ile;"... Somut olayda, kaza 22.04.2005 tarihinde meydana gelmiştir.
Davacı ... 01-08.08.2005, 02-12.12.2005, 27.04.2006-04.01.2007, 29.01.2007-29.02.2007, 24-27.09.2009, 27-30.10.2010 tarihleri arasında birden fazla ameliyat geçirmiştir.
Mahkemece davacı ...'un trafik kazası nedeniyle yaralanmasına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma evrakındaki adli raporları ile tüm tedavi evrakı getirilerek, dosyada bulunan tedavi belgelerine göre ameliyatların maruz kaldığı trafik kazasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, trafik kazasında kaynaklanmış ise en son geçirdiği ameliyatın tarihinin ne olduğu, kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı,
zarar ve boyutunun kesin olarak tarihin belirlenmesinden sonra davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığının bu verilere göre değerlendirilmeli, eğer zamanaşımı süresinin dolmadığı kanaatine varılır ise, bu durumda Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,
haksız fiilin (kazanın) gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne göre sürekli işgöremezlik raporu alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmuştur. Davalılar ve ... vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş, karar düzeltme talebi reddedilmiştir.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı, toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili ile davalılar ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına göre, davalılar ..., ... vekillerinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak, ameliyatların trafik kazasından kaynaklandığı, en son ameliyat tarihinin 13.06.2018 olduğu, davanın KTK 109/1 uyarınca zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığının kabulü ile dava dilekçesindeki talep yönünden zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiş, ıslahla talep edilen kısım yönünden ise davanın kısmi dava olarak açıldığı, davalılar ... ve ... vekili ve davalı .... vekilinin ıslah dilekçesine karşı ayrı ayrı ve süresinde zamanaşımı def'inde bulundukları, kazanın 22.04.2005 tarihinde meydana geldiği,
dava konusu eylemin aynı zamanda suç teşkil ettiği, olay tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nın 456 maddesinin en ağır hükmünü düzenleyen 3. fıkrasına göre ceza miktarının en fazla on sene ağır hapis cezasını gerektirdiği, buna göre aynı Kanun'un 102/1-3. bendine göre dava zamanaşımı süresinin on sene olduğu, davacılar vekili tarafından davanın 19.01.2022 tarihinde ıslah edildiği,
davanın ıslah edildiği tarih itibarıyla 2918 sayılı Kanun'un 109. maddesinde düzenleme altına alınan 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanun'unun 456/3 ve 102/1-3 bendi uyarınca olayın bağlı olduğu 10 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi, belgeler ve maluliyet raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; zararın kesin olarak belirlenmesi yönünden TBK'nın 51. maddesi gereğince rapor alındığı tarihte dahi davacının tedavisinin devam ettiği, (%34.2 oranında maluliyeti tespit edilmiş olsa bile davacıyı bağlamadığı) İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 27.11.2020 tarihli raporunda doğru olan yönetmeliğe göre % 100 maluliyetin olduğunun tespit edildiği,
dava dilekçesinde zararın devam ettiği, tam ve kesin olarak belirlenemeyeceği dilekçe içeriğinden anlaşılmakla, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabulünün gerektiği, her ne kadar ıslah dilekçesi olarak verilmişse de alacak belirlendikten sonra verilen bu dilekçenin de HMK'nın 107. maddesi gereği bedel artırım dilekçesi olarak değerlendirilmesinin icap ettiği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca Mahkemenin eldeki davayı kısmi dava olarak değerlendirerek ıslah dilekçesine yönelik davalıların zamanaşımı def'inin kabulü doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3. Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin uğramış olduğu maddi zarara karşılık şimdilik 1.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiş fakat davacı vekili yargılama safahatında maddi tazminata ilişkin talebinin ne kadarının bakıcı gideri ücretine, ne kadarının sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunu açıklamamış, Mahkemece de bu hususta bir açıklama talep edilmemiştir. Şu halde temyizen incelenen kararın dava dilekçesinin bu yönden açıklatılması için de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/196, K. 2024/4933, 20 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama