KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/2120 E., 2024/4960 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2563 Esas - 2022/2648 Karar
- Hüküm/karar
- Davanın reddine/İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/264 Esas - 2022/508 Karar
Karar Metni
1.155 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
21.07.2015 tarihinde davacının yolcu olduğu ve davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) yapılan motosikletin tek taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını, yapılan ödemenin yeterli olmadığını, bu nedenle bakiye zararın karşılanması için başvuru yapıldığını, yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini, bu nedenle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını, Uyuşmazlık Hakem Heyetince hatalı değerlendirme sonucu taleplerinin reddedildiğini ve İtiraz Hakem Heyetinin de bu hatalı karara karşı yaptıkları itirazlarının reddettiğini, sigorta tahkim yargılamasında dayanılan maluliyet raporunun yerinde olmadığını,
hükme dayanak alınamayacağını, arabuluculuk yoluyla da anlaşmaya varılamadığını iddia ederek, açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 25,00 TL geçici bakıcı gideri, 25,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının sigorta şirketine başvuru tarihini takip eden 8 inci işgününden itibaren başlamak üzere işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu olayla ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonunca daha önce verilen kesin nitelikle başvurunun reddi kararı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-i maddesinin “aynı davanın, daha önce kesin hükme bağlanmamış olması” hükmü gereğince mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermesi gerektiğini, sigorta şirketinin mesuliyetinin kusur oranı ve teminat limitiyle sınırlı olduğunu, maluliyet oran tespitinin kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre yapılması gerektiğini,
müvekkilinin sorumluluk yönünde iddia edilen kusurlu hali ve kusur oranını kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik zararı, geçici bakıcı gideri, rapor, cenaze ve defin, ulaşım, yemek giderlerinin tazmini yönündeki taleplerin teminat dışında olduğunu, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, davacının avans faizi taleplerinde haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2022 tarihli ve 2022/264 Esas, 2022/508 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delillere göre "...Tahkim komisyonunun verdiği kararlar, mahkeme kararları gibi ilam niteliğinde olup; ilama konu alacak yeniden bir davaya konu edilemez.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının işbu davayı açmadan evvel Sigortacılık Kanunu'nun kendisine tanıdığı seçimlik haklarını kullanarak, ihtiyari çözüm yolu olan Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde davalı ... aleyhine başvuruda bulunmuş ve Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 10.04.2021 tarih 2021/43603 sayılı kesin kararı sonrası aynı konuda aynı dava nedenlerine dayanarak ve aynı davalıya karşı yeniden dava açtığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle HMK'nın 114. 1 maddesi i- bendi kapsamında " Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" durumunun işbu dava da gerçekleşmediği anlaşıldığından, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir..." gerekçesi ile davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın kesin hüküm nedeniyle reddinin hatalı olduğunu, kesin hükme teşkil eden Sigorta Tahkim Komisyonu kararının açıkça hatalı değerlendirme sonucu verildiğini, hatanın açık olduğu durumda mahkemece inceleme yapılması gerektiğini, müvekkilinin hakkının açıkça ihlal edildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde bilirkişi tarafından kazazede görülmeden hazırlanan raporun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişi raporu ile taraflarınca sunulan adli tıp raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda, Sigorta Tahkim Komisyonu davacının aynı konudaki talebini olayın tek taraflı kaza olması ve sigortaca yapılan ödeme neticesi tüm alacağını aldığını, bakiye alacağın kalmadığı gerekçesiyle reddederek uyuşmazlığı esastan çözmüştür. Bu halde hakkın özünün istenemeyeceğine dair yapılan bir tespit ve mevzunu teşkil eden husus hakkında muteber olduğundan, dava konusu uyuşmazlığın esası hakkında maddi anlamda bir kesin hüküm oluşturur.
Davacıların işbu davadan evvel aynı olay nedeniyle ve aynı taleple ilgili olarak Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğu ve başvurunun reddedilip kesinleştiği, bu hususla alakalı olarak Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından gönderilen cevabi yazıda 5684 sayılı Kanun'un 30/12. maddesi hükmü gereği, kararın bildirim tarihinden itibaren 10 gün içinde Sigorta Tahkim Komisyonuna itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, komisyonca da itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda aynı olay ve aynı taleplere matuf olarak Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğu, şekli manada kesinleşen kararın işbu davada maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği, HMK'nın 114/1-i maddesi gereği aynı davanın daha evvel kesin hükme bağlanmamış olmasının dava şartı olduğu, HMK'nın 115. maddesi gereği ise dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden her zaman reddinin mümkün olduğu nazara alındığında, daha evvel verilmiş ve kesinleşmiş Sigorta Tahkim Komisyonu kararı bulunduğundan dolayı davanın usulden reddine dair karar verilmesi usul ve yasaya uygundur..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kesin hüküm nedeniyle taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde açılan davada verilen kararın hatalı rapor üzerinden verildiğini, müvekkilinin haklarını açıkça ihlal ettiğini, Özürlülük Ölçütü, Sınıfandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenecek maluliyet raporu ile karar verilmesi gerekirken hükme esas alınan maluliyet raporunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre düzenlenmiş olduğunu, müvekkili muayene edilmeden hazırlandığını, bilirkişi raporu ile sundukları rapor arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan motosikletin karıştığı tek taraflı trafik kazasında yaralanan ve malul kalan yolcunun sürekli iş göremezlik ile geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve kesin hüküm nedeniyle verilen kararın yerinde olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/2120, K. 2024/4960, 20 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama