KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/3385 E., 2025/9022 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/1096 D.İş, 2022/1097 K.
Karar Metni
1.446 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.09.2021 tarihinde davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacı desteği/yolcu ... 'ın vefat ettiğini, davalıya yapılan başvurudan sonuç alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.001,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş; 01.06.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 430.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün herhangi bir kusuru bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur konusunda rapor alınması gerektiğini, verilen ifadelerden desteğin araç dışına çıktığını, bu nedenle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan kusur raporuna göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu bulunduğu, sigortacının sorumluluğu açısından önemli olanın sigortalı araç sürücüsünün diğer sürücüye oranla kusurunun ne olduğuna ilişkin olup bu tespitin bilirkişi tarafından %75 olarak yapıldığı, somut olayda destek ...'nin araç dışında olduğunu gösterir bir kanıt bulunmadığı gibi müterafik kusur oluşturacak bir eyleminin de tespit edilemediği,
bu nedenle sigortalı araç sürücüsünün %75 kusuru üzerinden davacının talep edebileceği tazminatın 368.607,51 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile 368.607,51 TL tazminatın 22.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuranın araçta yolcu konumunda olan ... 'ın vefat etmesi nedeniyle destek tazminatı talebinde bulunduğu, alınan kusur raporunun kazanın meydana gelişi ve dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosya kapsamında veraset ilamı ve nüfus kayıt örneğinin bulunduğu, alınan kusur raporunda kaza ile ölüm arasındaki illiyet bağının ortaya konulduğu, davalıya yapılan başvurudan 8 iş günü sonrasından itibaren faiz işletildiği, ölen ...'nin araç dışında olduğuna dair somut bir delil elde edilemediği,
müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirecek herhangi bir somut bilgi veya belgenin davalı tarafından dosyaya sunulmadığı, hesap yönteminin yerinde olduğu, ancak başvura lehine maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla tarifeye göre hesaplanan ücretin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, kararın bu yönden düzeltilmesine karar verildiği gerekçesiyle; davacı vekilinin itirazının reddine, davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin itirazının kabulü, diğer itirazlarının reddi ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan ve davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu bulunduğu 10.02.2022 tarihli heyet raporunun kabulü gerekirken, hakemin tek bilirkişiden aldığı rapordaki %75-%25 kusur dağılımı üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, başvurunun tümden kabulü gerektiğini beyan etmektedir.
Katılma yoluyla davalı vekili temyiz dilekçesinde; desteğin araçta yolcu olduğunun tespit edildiğini, kaza ile ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığının tespit edilemediğini, desteğin araç içinde olmaması halinde kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı araç sürücüsü yönünden %50 kusur oranına göre, araç içinde olması halinde ise emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indiriminin söz konusu olacağını, ıslahla artırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını,
alınan kusur raporu hatalı olup net bir tespit yapılmadığını, ucu açık bir rapor hazırlandığını, desteğin aydınlatma olmayan yolda aracı itmek için araç dışına çıkması ve araç içinde yolcu olması ihtimalinde ise emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi gerektiğini, %1.8 teknik faizin hesaplamaya esas alınması gerektiğini, başvuran lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 07.09.2021 tarihinde davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu ölenin desteğinden yoksun kalanın destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hesap yönteminin yerinde olmasına, davacı lehine vekalet ücretine ilişkin hükmün düzeltilmesine karar verilmesi karşısında davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazında hukuki yarar bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Somut olayda; davacı vekili, desteğin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün idaresindeki araçla davalıya sigortalı araç sürücüsünün idaresindeki aracın karıştığı kaza nedeniyle destek ... 'ın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuştur.
Davalıya sigortalı araç sürücüsünün kendisi ile aynı istikamette bulunan ve arıza sebebiyle emniyet şeridi içerisinde duraklama halinde olan otomobilin arka kısımlarına ve arızalı araçtan inmiş olan yolculara çarpması suretiyle meydana gelen kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında her iki sürücünün kural ihlalleri olduğu belirtilmiş, olay yeri basit krokisinde çarpma noktası banket üzerinde işaretlenmiştir.
Soruşturma dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 10.02.2022 tarihli kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün aracın arızalanması nedeniyle emniyet şeridi içinde park halinde bulunması nedeniyle kusursuz olduğu, emniyet şeridi içerisinde arızalanan aracın yanında yaya olarak bulunan destek ... ile diğer yayalar (... ve ...'ın) kusursuz olduğu belirtilmiştir.
Dosya kapsamında tek bilirkişiden alınan 23.05.2022 tarihli kusur raporunda ise davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, arızalanan ve emniyet şeridine çekilen araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olacağı, ölen destek ...'nin araç içinde mi dışında mı olduğunun kesin olarak tespit edilemediği,
bu konuda ileride tıp konusunda uzman bilirkişi tarafından yapılacak araştırma neticesi tanzim edilecek raporda gerçekleşen ölüm ve yaralanmanın araç dışı olarak değerlendirilmesi halinde yayaların %50, karşı sürücünün %50 oranında eşit kusurlu olacağı, araç içi yaralanma olarak değerlendirilmesi halinde yolcu destek ...'nin ve diğer yolcuların tamamen kusursuz olacağı, karşı sürücünün ise %100 oranında kusurlu olacağı belirtilmiştir.
Tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61... . maddeleri uyarınca, zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan her biri aynı Kanun'un 162. Maddesine göre borcun tamamından sorumludurlar. Nitekim 2918 sayılı KTK'nın 88/1. maddesinde, trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacılar, zararlarını müştereken ve müteselsilen talep edebilecekleri gibi yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçerek her bir failin kusuru oranında da talepte bulunabilirler.
Somut olayda Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından aldırılan kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75, davacının desteğinin yolcu konumunda olduğu ancak arızalanıp emniyet şeridine çekilen araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğu, ölen destek ...'nin araç içinde mi dışında mı olduğunun kesin olarak tespit edilemediği, araç içinde kabulü halinde desteğin kusursuz olduğu yönünde tespit yapılmış, soruşturma dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda ise davacının yolcu konumunda olduğu araç sürücüsünün aracın arızalanması nedeniyle emniyet şeridi içinde park halinde bulunması nedeniyle kusursuz olduğu,
emniyet şeridi içerisinde arızalanan aracın yanında yaya olarak bulunan destek ... ile diğer yayalar (... ve ...'ın) kusursuz olduğu belirtilmiştir. Davalıya sigortalı araç sürücüsü %75 oranında kusurlu dahi olsa müşterek ve müteselsil sorumluluk esası gereği tazminatın tamamından sorumludur.
İtiraz Hakem Heyetince verilen kararda ise destek ...'nin araç dışında olduğunu gösterir bir kanıt bulunmadığı belirtilmesine karşın hesaplanan tazminatın %75 kusur oranına isabet eden kısmı üzerinden destek tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan yolcu konumunda olup kaza anında emniyet şeridi içinde park halinde bulunan aracın yanında yaya olarak bulunan ... tarafından açılan ve Dairemizin temyiz incelemesinden geçen 2023/13441 Esas sayılı dosya kapsamında ise kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsü tam kusurlu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK'nın 303. maddesinde açıklanmıştır. Bunlar, dava konularının (müddeabihlerinin), dava nedenlerinin ve taraflarının aynı olmasıdır.
Buna karşılık bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın tarafları dışındaki başka birine (üçüncü kişiye) karşı açılan (veya üçüncü kişi tarafından birinci davanın taraflarından birine karşı açılan) ve konusu ile dava sebebi (vakıalar) aynı olan ikinci bir davada kesin hüküm teşkil etmez; çünkü iki davanın tarafları farklıdır. Fakat, birinci davada verilen kesin hüküm, ikinci davada kuvvetli (güçlü) bir takdiri delil teşkil eder.
Böylece taraflar arasında aynı veya benzer konuda kesinleşmiş olan bir hüküm ve burada saptanan maddi olgular, daha sonra ortaya çıkan uyuşmazlıklarda yukarıda açıklanan koşulların üçünün aynı anda bulunmaması nedeniyle kesin hüküm oluşturmasa bile güçlü delil oluşturabilir. Hal böyle olunca Dairemiz incelemesinden geçen 2023/13441 esas sayılı dosyada hükme esas alınan kusur durumu eldeki dava dosyası açısından güçlü delil teşkil etmektedir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; tam kusura göre destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerekirken, güçlü delil niteliği kazanan karara da aykırı şekilde ve gerekçeyle %75 kusur oranına göre hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3385, K. 2025/9022, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama