KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/3590 E., 2024/4961 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1839 E., 2023/97 K.
- Hüküm/karar
- Davanın Kısmen Kabulü/ İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
- İlk derece mahkemesi
- Artova Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/64 E., 2022/55 K.
Karar Metni
1.180 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi, manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.08.2011 tarihinde davacı müvekkilinin davalının saldırısına uğradığını, bu saldırı neticesi yaşamını tehlikeye düşecek şekilde yaralandığını ve kalıcı şekilde malul kaldığını, ceza mahkemesince davalının cezalandırılmasına karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu olay sonrası malul kaldığını, büyük acı ve elem duyduğunu iddia ederek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden tibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, maddi tazminat talebini 02.02.2022 tarihinde 300.000,00 TL olarak artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanamışına uğradığını, dava konusu olayı davacının başlattığını, müvekkilinin eylemi ağır tahrik altında kendini korumak amacıyla gerçekleştirdiğini, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin fahiş olduğunu, davacının olayda iddia edildiği şekilde yaralanmadığını, ceza davasının derdest olduğunu, davanın haksız ve kötüniyetle açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.05.2022 tarihli ve 2018/64 Esas, 2022/55 Karar sayılı kararıyla; tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre dava konusu olan ve davalının davacıyı silahla hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladığı haksız fiilinin 29.08.2011 tarihinde gerçekleştiği, söz konusu yaralama eylemine ilişkin ceza yargılamasının Artova Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldüğü, söz konusu dosyanın ilk olarak 2011/50 sayılı esas numarası üzerinden görüldüğü, sonrasında verilen kararın Yargıtay tarafından bozulmasına müteakip aynı mahkemenin 2017/6 esas sayılı dosyasına kaydedildiği,
işbu dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda verilen kararın da Yargıtay tarafından bozulması üzerine, yine aynı mahkemenin 2019/26 esas sayılı dosyasına kaydedildiği ve son olarak 2019/89 sayılı karar numarası ile dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 11.02.2020 tarihli ve 2020/852 esas, 2020/2586 karar sayılı dosyası ile verilen kararın düzeltilerek onandığı ve davalı sanığa 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildiği, dava konusu yaralama olayında birden fazla nitelikli halin var olduğu,
TCK' nın 86 ve 87 nci maddelerinde eylem için en az cezanın en az 5 yıl olacağının belirtildiği ancak eylemin isabet ettiği yasa maddelerine göre cezanın üst sınırının 8 yıl 12 ay olduğunun anlaşıldığı, ceza zamanaşımı süresinin hesaplanmasında TCK' nın 66/3-4 üncü maddeleri gereği nitelikli hallerin ve cezanın üst haddinin esas alınması zorunlu olduğu,
buna göre eylem için TCK' nın 66 ncı maddesinde öngörülen ceza zamanaşımının 15 yıl olduğu ve 29.08.2011 tarihinde gerçekleşen haksız fiil yönünden ıslah tarihi itibariyle tazminat dava zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşıldığından cevap dilekçesinde davalı tarafından öne sürülen zamanaşımı def' i bu nedenle reddedildiği, davacının söz konusu fiil nedeniyle anılan Kanun'un 54/3 hükmü kapsamında çalışma gücünü kaybetme oranın %43,2 olduğu, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararının toplam 401.899,80 TL olduğu, davalının asli kusurlu olduğu,
ceza dosyasında sopayla yaralama eyleminin ilk kim tarafından gerçekleştirildiğinin bilinememesi nedeniyle haksız tahrik indirimi yapıldığı, işbu nedenle toplam maddi tazminattan miktarından ¼ indirim yapıldığı, davacının talep edilebileceği maddi tazminat tutarının 301.424,25 TL olduğu, davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 300.000,00 TL'ye yükselttiği gerekçesi ile davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte tahsiline, maddi tazminatın taleple bağlı kalınarak kabulü ile,
300.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 29.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dava ve ıslah tarihi açısından 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, olay tarihinde 51 yaşında olan davacının olay öncesinde genetik ve kalıtımsal hastalık belirtileri gösterip göstermediğinin belirsiz olduğunu, davacının subjektif yakınmasına göre düzenlenen Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna itiraz ettiklerini, itiraz üzerine dosyanın üst kurula gönderilmesi gerekirken ihtisas dairesi raporu ile karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, ağır tahrik altında gerçekleşen olayda davacının hakkaniyete uygun olmayan fahiş manevi tazminat talebinin hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerektiğini,
olayda ilk hareketi davacının gerçekleştirmesi sebebiyle maddi tazminattan indirim yapılması gerektiğini, dosyada en az yarı oranda indirim yapılması gerekirken 1/4 oranında indirim yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ıslah edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, maluliyet oranının hatalı yönetmeliğe göre belirlendiğini, tazminat hesabının PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre yapılması gerekirken TRH-2010 Yaşam Tablosunun esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taleplerin dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, davacıda görülen hastalıkların olaydan kaynaklanmadığını, kesin illiyet bağı kurulamadığını, ATK raporunu kabul etmediklerini, raporun sadece ve davacı beyanları ile düzenlendiğini, davacının yaşı, genetik yatkınlıkları nedeniyle oluştuğu iddia edilen hastalıkların ortaya çıkabileceğini, üst kuruldan rapor alınması taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, manevi tazminatın hakkaniyete uygun olmadığını, olayın nefsi müdafaa olduğunu,
bu kabul edilmese dahi müvekkilinin eylemi ağır tahrik altında gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi gerektiğini, ilk hareketin davacıdan gelmesi nedeniyle tazminattan indirim gerekeceğini, nefsi müdafaa halinde tazminatın söz konusu olmayacağını, ağır tahrik ve davacının da davalıya yönelik eylemleri olduğundan tazminattan 1/4' ten daha fazla indirim yapılması gerektiğini, kusur oranlarının en azından yarı yarıya kabul edilmesi gerektiğini, hatalı yönetmelik hükümlerine göre maluliyet belirlendiğini,
hesaplamanın olay tarihi itibariyle PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre yapılması gerekirken TRH-2010 Yaşam Tablosuna göre yapılmasının hatalı olduğunu, temyiz harcının fazla istendiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının davacıya yönelik haksız fiilleri neticesi davacının yaralanması ve malul kalması nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 54 üncü maddeleri,
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/3590, K. 2024/4961, 20 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama