KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/4010 E., 2026/1706 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2101 E., 2022/2257 K.
- İlk derece mahkemesi
- Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/3 38... /296 Karar
Karar Metni
700 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.09.2015 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki aracın yolun kaygan olması sebebiyle trafik kazası yaptığını, bu kaza nedeniyle maddi ve manevi zararları oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminat ile 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 32.500,00 TL'ye ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu edilen zararın idarenin hizmet kusuru veya idarenin sorumluluğunun tespitine dayandığı için idari yargının görevine girdiğini, davacının idaresindeki araç ile levhalarla işaretlenmiş tehlikeli viraja kontrolsüz şekilde, yüksek hızla girmesi sebebiyle yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, davacı sürücünün 2918 sayılı Kanunu'nun 52/1-b maddesini ihlal ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2018 tarihli ve 2015/1152 Esas, 2018/62 karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine. Bölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2019 tarihli ve 2018/1778 Esas ve 2019/1198 Karar sayılı kararı ile. "Olay mahallinde yapılan keşif neticesinde trafik bilirkişi tarafından hazırlanan 08.11.2016 havale tarihli raporda davacı sürücünün %25, davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün ise % 75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 11.10.2017 tarihli raporunda ise, davacı sürücünün %50 oranında kusurlu, davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün kusursuz ve yola kaygan madde dökülmüş olmasının olay üzerinde %50 oranında etkili olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla alınan raporlar arasında kusur yönünden çelişki mevcuttur. Bilirkişi raporları arasındaki kusur durumuna ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Davacının istinaf başvurusu kabul edilmelidir. Ayrıca kabule göre de; dava dilekçesinde davalı olarak bildirilen plakası bilinmeyen ... marka araç sürücüsü, araç sahibi ve sigorta şirketleri gerekçeli karar başlığında gösterilmediği gibi, bu davalılar yönünden usule ilişkin bir hüküm de tesis edilmemesi doğru görülmemiştir.
Zira İlk Derece Mahkemesince ön inceleme duruşmasına davet tutanağının 5 nolu bendinde davacı vekiline belirtilen davalılar yönünden beyanda bulunmak üzere HMK'nın 119/son maddesi gereğince 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince 03.02.2016 tarihli dilekçe ile aracın plakası, sürücüsü ve sigorta şirketi bilinmediğinden açık kimlik bilgilerinin bildirilemediği belirtilmiştir.
Açık kimlik bilgileri ve ticari ünvanı bilinmeyen davalılar yönünden HMK'nın 119. md. doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır." gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince gönderme kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda verilen 08.09.2020 tarihli 2019/338 Esas ve 2020/296 Karar sayılı kararı ile davanın davalı bakanlık yönünden reddine, isimleri bildirilmeyen haksız fiil sorumlularına karşı açtığı dava yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası alınan kusur raporunun kaldırma kararının gereklerini yerinde getirmediğini, gerekçeli olmadığını, bu rapora yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, davalı kurumun zamanında önlem almaması sebebiyle yolun kaygan olmasından kazanın oluştuğunu, davalı kurumun yolun bakımından, temizliğinden, güvenliğinden sorumlu olduğunu, bunu yerine getirmeyen davalının hizmet kusuru bulunduğunu, bu nedenle verilen kararın yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; haksız fiil neticesi maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve kararın dayandığı kusur raporunun oluşa uygun, gerekçeli, denetime elverişli olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4010, K. 2026/1706, 17 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama