KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/4065 E., 2025/12347 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/448 E., 2023/9 K.
Karar Metni
775 kelime·4 dk okuma·13 bölüm
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Büyükşehir Belediye Başkanı, davalının ... Milletvekili olduğunu, davalının 13.12.2010 tarihinden itibaren farklı yer ve zamanlarda basın açıklamalarının yer aldığını, bu açıklamaları sırasında davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde, şeref ve haysiyetine yönelik ithamlarda bulunduğunu, bu açıklamalara konu iddialar hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2007 yılında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davalı tarafından ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 100,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini ve kararın yayınlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tamamen siyasi kimliği ve göreviyle hareket ettiğini, açıklamalarının tamamının siyasi içeriğe sahip olduğunu ve ana muhalefet partisinin siyasi faaliyetleri kapsamında yer aldığını; davalının, siyasi kimliğinin izin verdiği eleştiri sınırları dışına çıkmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.09.2013 tarihli ve 2011/1544 Esas 2013/1338 sayılı kararı ile davalının basın açıklamasında yer alan söz ve ifadelerinin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği gerekçesiyle manevi tazminat yönünden talep edilen miktar göz önüne alınarak TBK’nın 58/2-son cümlesi gereğince davanın kabulü ile davalının, davacının kişilik haklarına yönelik yaptığı tecavüzün kınanmasına, bedeli davalıdan alınmak kaydıyla hüküm özetinin tirajı 50.000’in üzerinde ülke içerisinde yayınlanan bir gazetede ilânına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 11.11.2014 tarihli ve 2013/19329 Esas, 2014/14977 Karar sayılı ilamıyla; dava konusu basın açıklamasının bütünü, yapıldığı zaman dilimi, konuşmayı yapan ve hakkında konuşulan kişinin etkili siyasi kişilikler olması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi ve bunun uygulamasına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları gözetildiğinde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; bu nedenle davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Direnme Kararı
... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.01.2015 tarihli ve 2014/1705 Esas, 2015/145 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.05.2019 tarih ve 2017/4-1460 Esas 2019/526 Karar sayılı ilamıyla; davanın sulh hukuk mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gerektiği gerekçesi ile hükmün değişik gerekçe ile görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.09.2019 tarihli ve 2019/1040 Esas, 2019/1317 sayılı kararı ile; davanın sulh hukuk mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
E. Görevli Mahkeme Tarafından Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların siyasi kişilikler olduğu, dava konusu basın açıklamasında davalı tarafından ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, davacının kişilik haklarına bir saldırı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; siyasetçilerin görevlerini yerine getirirken gerçek olaylar üzerinden hareket etmeleri gerektiğini, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine rağmen davalının yapmış olduğu açıklamaların eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde yer alamayacağını, açıklamaların birçok gazete tarafından haber yapıldığını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı milletvekili tarafından 13.12.2010 ve devamında yapılan basın açıklamaları nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davalı tarafından yapılan basın açıklamasında yer alan söz ve ifadeler ile eleştiri sınırlarının aşılmadığının;
seçmenlerini temsil eden, onların taleplerini, endişelerini ve düşüncelerini politik alana aktaran ve çıkarlarını savunan, seçilmiş kimseler için ifade özgürlüğünün özellikle değerli olduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarında da belirtildiği üzere siyasi hüviyete sahip şahısların kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere de katlanmaları gerektiğinin, bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlama, eğer bir siyasetçinin ifade özgürlüğüne yönelik ise dava konusu istemlerin çok daha sıkı bir denetimden geçirilmesi gerektiğinin;
siyaset adamlarının birbirlerine karşı kullandıkları sözlerin açıkça polemik çıkarmaya, şiddetli tepkiler yaratmaya ve taraftarlarını konsolide etmeye yönelik siyaset üsluplarının bir parçası olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin, dava konusu konuşma ile davalı tarafından ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığının, ifade özgürlüğüne getirilmesi gereken bir sınırlamanın gerekli olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4065, K. 2025/12347, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama