KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/4573 E., 2025/16640 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/26 77... /260 Karar
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/1 39... /7 Karar
Karar Metni
628 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... İlçe Belediye Başkanı olarak görev yaptığını, davalının imtiyaz sahibi olduğu www.....com isimli internet sitesinde 13.04.2012- 03.04.2013 tarihleri arasında kaleme aldığı otuz dokuz yayında kullanılan gerçek dışı söz ve ifadelerle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, haksız şekilde müvekkiline somut olgu isnat edildiğini belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsilini, saldırı devam ettiğinden dava konusu tüm yayınların kaldırılmasını, gelecek saldırıların önlenmesini ve kararın yayınlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yayınlarda ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, siyasetçi olan davacının ağır eleştirilere katlanma yükümlülüğünün bulunduğu, yayınların güncel olduğu, yayınlanmasında kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunduğu, davalının hakaret kastı ile hareket etmediği, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, manevi tazminat talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yayınlarda kullanılan ifadelerin kişisel değer yargısı niteliğinde olduğu, siyasetçi olan davacının eleştirilere daha fazla katlanma yükümlülüğünün bulunduğu, davacının hakkındaki iddialara cevap vermek imkanına sahip olduğu, kişilik haklarına saldırı olmadığı, davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yayınlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde müvekkiline yönelik haksız ve ağır isnatlar bulunduğunun tespit edileceğini, yayınların kamu yararı ve kamuoyunu bilinçlendirme amaçlarından uzak olduğunu, ağır eleştiri ve basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, kamuoyu nezdinde müvekkilinin hedef gösterildiğini, gerçek dışı olaylara dayanılarak itibarının zedelendiğini, internet yayınlarının geniş kitlelere ulaştığını, yayınlarda aşağılayıcı bir dil kullanıldığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalının imtiyaz sahibi olduğu www.....com isimli internet sitesinde 13.04.2012- 03.04.2013 tarihleri arasında kaleme alınan otuz dokuz yayın nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, tüm yayınların internet sitesinden kaldırılması, gelecek saldırıların önlenmesi ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu yayınların bir bütün halinde davacıya yönelik kişisel değer yargısı ve sert eleştiri niteliğinde olduğunun, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulmayacağının; yayınlarda kullanılan söz ve ifadelerin, toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığının;
basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarında da belirtildiği üzere siyasi hüviyete sahip şahısların kendilerine yönelik sert, ağır ve hatta incitici eleştirilere de katlanmaları gerektiğinin, tüm bu açıklamalar ışığında yayınlarda geçen söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının,
özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4573, K. 2025/16640, 11 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama