KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/5300 E., 2025/16019 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/128 Esas - 2023/222 Karar
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/403 Esas - 2022/166 Karar
Karar Metni
1.259 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.04.2019 tarihinde davacıya ait araç ile davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazasında davacıya ait aracın hasarlandığını, davalı ... şirketine hasarın giderilmesi için başvuru yapıldığını ancak başvuruya olumlu yanıt verilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50,00 TL hasar bedeli ile 50,00 TL değer kaybı tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kaza tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde davanın açılmadığını, davacı tarafa ait araçtaki hasarın iddia edilen şekilde meydana gelmeyeceği tespit edildiğinden taleplerinin reddedildiğini, kaza-hasar uyumunun araştırılması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranında olduğundan kusur tespiti yapılmadan hüküm kurulamayacağını, müvekkili şirketin sorumluluğunun,
kaza tarihini itibari ile benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki parça bedelleri ile sınırlı olduğunu, yerleşik Yargıtay kararları gereği onarımı yapılan araçlar için fatura kesilmesi zorunlu kabul edildiğinden,
davacı tarafından da aracın onarımı yapıldığından eğer KDV ödenmiş ise faturaların dosyasına sunulması gerektiğini, faturaların dosyasına sunulmadan onarım bedelinin KDV'sinden müvekkili şirketin sorumlu olmayacağını, değer kaybı hesaplamalarının ZMSS Genel Şartları ekinde yer alan kriterlere göre yapılması gerektiğini ve değer kaybı taleplerinin maddi teminat limitlerinin en fazla %15'ine kadar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
lV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sigorta şirketine hasarın giderilmesi için başvuru yapıldığını, dava şartı eksikliği bulunmadığını, sigorta şirketine başvuru ile zamanaşımı süresinin duracağını, zamanaşımı süresi içinde arabuluculuk sürecine başvuru yapıldığını, bu başvuru ile de zamanaşımının durduğunu, arabuluculuk tutanağının ellerine ne zaman ulaştığının dikkate alınması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... şirketince zorunlu mali sorumluluk sigortası düzenlenen araçta trafik kazası sonucu oluşan hasarın ve değer kaybının tazmini talebine ilişkindir.
26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi;
“(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,
b) 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur.
Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.
(2) Aşağıdaki süreler bu maddenin kapsamı dışındadır:
a) Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri.
b) 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler.
c) 6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler.
(3) 2004 sayılı Kanun ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlar kapsamında;
a) İcra ve iflas daireleri tarafından mal ve haklara ilişkin olarak ilan ediliş olan satış gününün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz.
b) Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir.
c) Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder,
ç) İcra ve iflas hizmetlerinin aksamaması için gerekli olan diğer tedbirler alınır.
(4) Durma süresince duruşmaların ve müzakerelerin ertelenmesi de dahil olmak üzere alınması gereken diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları;
a) Yargıtay ve Danıştay bakımından ilgili Başkanlar Kurulu,
b) İlk derece adli ve idari yargı mercileri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri bakımından Hâkimler ve Savcılar Kurulu,
c) Adalet hizmetleri bakımından Adalet Bakanlığı, belirler" şeklindedir.
Maddede belirtilen sürelerin 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmasına dair 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı 30.04.2020 tarihli Resmi Gazede yayınlanarak yürürlüğe girmiş olup kararın ilgili bölümü şöyledir:
“Madde 1- (1) Covid – 19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 01.05.2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığının yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.”
Yukarıdaki açıklandığı şekilde, 7226 sayılı Kanun’la yapılan düzenleme ve bu Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan süre uzatımı ile 13.03.20 20... .06.2020 tarihleri (bu günler dahil) arasında zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri ile aynı Kanun’da sayılan diğer süreler durdurulmuştur. Bunun diğer anlamı, arada geçen süreler, asıl sürelere eklenecektir. Bu arada geçen süre 95 gün olduğundan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hesaplanırken, süre başlangıcına bu 95 gün de eklenerek sürenin dolduğu tarih belirlenecektir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 uncu maddesinde “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar..” şeklinde hüküm bulunmaktadır.
Somut olayda; dava konusu trafik kazası 30.04.2019 tarihinde meydana gelmiş, davacı vekili tarafından 29.06.2021 tarihinde dava açılmıştır. Davaya konu trafik kazası sonucunda araçta hasar oluşmuş, bu eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 109. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi 2 yıldır. 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu 30.04.2021 tarihine 95 gün eklendiğinde sürenin bitimi 04.08.2021 tarihi olacaktır. Bu hâle göre dava tarihi itibariyle 2918 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinde belirtilen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5300, K. 2025/16019, 1 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama