KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/5620 E., 2024/5383 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1528 E., 2023/426 K.
- Hüküm/karar
- Kabul/ Red
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/145 E., 2021/247 K.
Karar Metni
2.348 kelime·12 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ...vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ...vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... ile davalı ...vekili Avukat.... Altan geldiler. Taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Egepol Şirketi tarafından müvekkilinin alacağına karşılık borçluları Aydeniz Şirketi ve Çardak Şirketi, lehdarı Egepol Şirketi olan 24.11.2015 tanzim ve 30.01.2016 vade tarihli 481.415,00 TL tutarında bono verildiğini, söz konusu borcun ödenmemesi üzerine Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2018/494 sayılı dosyası üzerinden takip başlattıklarını, icra dosyasında davalı borçlular adına kayıtlı malvarlığının bulunamadığını, davalı şirketlerin Milli Savunma Bakanlığından ihale aldıklarını, şirketlerin adi ortaklık kurduklarını ve Çardak Aydeniz Yemek Sanayi Tic AŞ'ne dönüştüğünü,
hakedişlerin tamamının davalı Çardak Aydeniz AŞ tarafından temlik edildiğini, şirketin hizmetin devamını imkansız kılacak şekilde gelirinin tamamını hiçbir kredi kullanmadığı ve borcu olmadığı bankaya temlik etmesinin, davalı bankanın da 50.000,00 TL sermayesi olan bir şirkete 7.500.000,00 TL kredi vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hileli ve muvazaalı temlik yapıldığını, Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/122 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile dava konusu temlik işleminin muvazaalı olması sebebiyle iptal edildiğini belirterek,
Mersin 5. Noterliğinin 04.12.2015 tarih ve 23876, 23877 ve 23878 yevmiye sayılı temlik işlemlerinin, Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2018/494 sayılı dosyasındaki alacak ve fer'ilerine yetecek oranda iptali ile iş bu bedelin davalılardan cebri icra yoluyla tahsil etme yetkisi tanınmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ... Yemekçilik Şirketi ile diğer davalıların hakim ortaklarının kredi kullanım tarihi esnasında ayni kişi olduğunu, hatta diğer davalılar ... Yemekçilik Şirketi tarafından kullanılan krediye müteselsil kefil konumunda olduğunu, tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için geçici veya kesin aciz vesikasının ibraz edilmesi gerektiğini, müvekkili ile borçli şirketler ve davadışı ...
Yemekçilik Şirketi arasındaki ticari ilişkinin uzun yıllara dayandığını, bankanın kendisine gelen temlikleri borçlunun vadesiz hesabına aktarmasının alacaklılardan mal kaçırılması değil, alacaklıların bu paralar üzerine haciz koydurma imkanına kavuşmaları sonucunu doğurduğunu, temlik sözleşmelerinin borçlu şirket aleyhine icra takipleri başlatılmadan ve haciz müzekkereleri gelmeden önce akdedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2019 gün, 2018/241 E, 2019/220 K sayılı kararı ile.
"Ticaret sicil kayıtları, sözleşmeler, banka kayıtları, teftiş kurulu raporu, emsal karar, temlik ve hisse devir tarihleri, 04.12.2015 tarihinde borçlunun davalı bankadan kullandığı 500.000,00 TL tutarındaki kredi için aynı gün 18.500.000,00 TL tutarında temlik işlemini yapması, davalı borçlunun 500.000,00 TL tutarında kredi borcunu düzenli olarak ödemesi, davalı bankanın söz konusu kredi nedeniyle riskinin olmaması, davalı bankanın kendisine ödenen 15.343.770,71 TL tutarındaki temlik bedelini aynı gün borçlunun vadesiz hesabına aktararak borçlunun kullanımına sunması, borçlunun söz konusu miktarı hesabından çekmesi,
19/11/2015 tarihinde 50.000,00 TL sermaye ile kurulan borçlu şirketin kuruluşundan birbuçuk ay sonra şirket merkezi dışındaki davalı banka şubesine 18.500.000,00 TL tutarlı temlik işlemi yapması bir arada değerlendirildiğinde, yapılan temlik işlemlerinin alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı, muvazaalı olduğu ve söz konusu tasarrufların iptalinin gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile,
Mersin 5. Noterliğinin 04/12/2015 tarih 23876 - 23877 ve 23878 yevmiye numaralı taraflar arasındaki temlik işlemlerine ilişkin tasarrufların iptali ile Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2018/494 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferilerine yetecek oranda davacıya cebri icra yetkisi verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2020 gün, 2019/2820 E., 2020/540 K. sayılı kararı ile "Davalı banka vekili takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığını, aynı nitelikte farklı alacaklılar tarafından yirmialtı adet dava açıldığını belirterek bu konuda davacı ve davalı borçlu şirketin ticari defterleri ile banka hesap hareketleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiğinden Mahkemece davalı bankanın bu yöndeki savunması üzerinde durularak davacı ile davalı borçluların (takip borçlusu üç şirketin de) bağlı bulunduğu vergi dairesinden B/A-B/S formaları ile,
davalı Banka Teftiş Kurulu Kıdemli Müfettişi Ersin Pirgaip ve Müfettiş Yardımcısı Ezgi Seviner tarafından hazırlanan teftiş raporu, (anılan raporda ve sunulan borçlu şirkete ait mizan kaydında davacının alacak kaydı gözükmediği, davacı alacaklı ile bizzat görülüşülerek beyanlarının alındığı görüldüğünden) davacı ve davalı borçluların (takip borçlusu üç şirketin de) ticari defterleri, tasarrufta bulunan borçlu şirketin davalı bankanın Mersin Şubesi nezdindeki hesap hareketleri de istenerek üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, davacı ile borçlular aralarındaki ticari alım-satım ilişkisinin belirlenmesi,
alım-satım işlemi varsa borçlu tarafından davacıya davalı banka aracılığıyla ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise takip konusu borca ilişkin ödeme olup olmadığı ve ayrıca davalı banka tarafından davalı borçlunun vadesiz hesabına virman yapılan hakediş ödemelerinin tarihleri ile borçlunun bu hakediş bedellerini hangi tarihlerde, kimlere ne miktar ödeme yaptığı hususunda uzman bilirkişi heyetinden (bankacılık-finans konusunda bir uzman,
mali müşavir bir bilirkişi ile hesap uzmanı bilirkişi) alınacak rapora göre ve ayrıca davacı tarafından dava konusu takip alacağının 250.000,00 TL'lik kısmı 16.04.2018 tarihinde vekili avukat ...'e temlik edildiğinden 16.04.2018 tarihli temlik de gözönüne alınarak toplanan ve toplanacak deliller de birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken dava ön şartı yönünden araştırılması gereken bu hususlar yönünden eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmediğinden davalı ...vekilinin istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılması ve dosyanın belirtilen gerekçeyle yerel mahkemesine
gönderilmesine, kaldırma ve geri gönderme sebebine göre adı geçen davalı banka vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
Mahkemenin 08.07.2021 tarih, 2020/145 E., 2021/247 K. sayılı ilamı ile alacağın gerçek bir alacak olduğunun belirlenmiş olmasına göre; ilk verilen kararın gerekçesi doğrultusunda davanın kabulü ile Mersin 5. Noterliğinin 04.12.2015 tarih 23876 - 23877 ve 23878 yevmiye numaralı taraflar arasındaki temlik işlemlerine ilişkin tasarrufların iptali ile Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2018/494 sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferilerine yetecek oranda davacıya cebri icra yetkisi verilmesine (dava konusu takip alacağının 250.000,00 TL tutarındaki kısmının 16/04/2018 tarihinde ...'e temlik edildiğinden, bu miktara ilişkin alacak ve ferilerine yetecek oranda ...'e cebri icra yetkisi verilmesine),karar verilmiştir.
İş bu karar aleyhine Odeabank AŞ vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ...vekilleri, istinaf dilekçesinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, BAM kaldırma kararında incelenmesi gerektiği belirtilen hususları incelemeden, hiçbir şekilde itirazları ve sunulan delilleri incelemeden eksik ve hatalı bilirkişi raporu üzerinden hüküm kurulduğunu, kaldırma kararının aksine takip borçlusu şirketlerin tümünün defterlerinin incelenmediğini, dava konusu temlik işleminin İİK 277 nci vd. maddelerinde öngörülen sonuçları doğurmadığını, temlik edilen tutarlar davacı icra takibine başlamadan önce takip borçlusunun hesabında haczedilmesi mümkün şekilde tutulduğunu,
davacının alacağını tahsil edememesinin asıl nedeninin alacağını zamanında takip etmediğinden kaynaklandığını, davacının icra takibi yaptığı tarihte Çardak Aydeniz AŞ’nin Milli Savunma Bakanlığından hakediş alacağının bulunmadığını, Bankanın Çardak Aydeniz Yemek AŞ'ye kullandırdığı kredi ve karşılığında aldığı temlik konusunda, bankacılık mevzuatına ve uygulamalarına aykırı hiçbir yön bulunmadığını, davacı ile diğer davalıların Bankadan çıkar sağlamak amacıyla birlikte hareket ettiklerini, yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu takip alacağının 250.000,00 TL'lik kısmı 16.04.2018 tarihinde vekili avukat ...'e temlik edildiği, kaldırma sonrasında hükme esas almaya yeterli bulunan bilirkişi raporunda davacının ticari kayıtlarının incelendiği ve açılış - kapanış tasdikleri usulüne uygun olarak yapılmış olan bu kayıtların davacı lehine delil olma niteliğini haiz olduklarının tespit edildiği, bilirkişi incelemesiyle davacının, davalı borçlu Şirketlerden olan alacağının ticari kayıtlara işlendiğinin ve gerçek olduğunun anlaşıldığı,
iptali istenen 04.12.2015 tarihli temlik tasarruflarının (üç adet) borçtan sonra yapıldığı, davanın süresinde açıldığı, dava ön koşullarının gerçekleştiği, kural olarak para borcu nedeniyle yapılan temlik işlemlerinin geçerli kabul edilebilmesi için temlik alacaklısı ile temlik borçlusu arasında temlik öncesi ve sonrası devam eden bir ticari ilişkisinin bulunması, en azından temlik öncesi bir ticari ilişkinin bulunması, temlik miktarı ile temlik alacaklısının alacağının (borç - alacak ilişkisinin) orantılı olması,
taraflar tacir ise bu durumun tarafların ticari defterleri veya banka hesap hareketleri gibi resmi belgelerle ispatlanması gerektiği, somut olayda dosya kapsamından 04.12.2015 tarihinde borçlunun davalı Bankadan kullandığı 500.000,00 TL'lik kredi için aynı gün 04.12.2015 tarihinde toplam 18.500.000,00 TL'lik temlik işleminin yapıldığı, davalı borçlunun 500.000,00 TL'lik kredi borcunu ödediği, davalı Bankanın anılan kredi nedeniyle riskinin kalmadığı, davalı Bankanın kendisine ödenen 15.343.770,71 TL'lik temlik bedelini aynı gün borçlunun vadesiz hesabına aktararak borçlunun kullanımına sunduğunun sabit olduğu,
borçlunun anılan miktarı hesabından çektiği, 19.11.2015 tarihinde 50.000,00 TL sermaye ile kurulan borçlu şirketin kuruluşundan bir buçuk ay sonra şirket merkezi dışındaki davalı Banka şubesine 18.500.000,00 TL'lik temlik işlemi yapması göz önüne alındığında, dava konusu temlik işleminin alacaklıdan mal kaçırma amacıyla yapıldığının anlaşıldığı, davalı Bankanın mevcut deliller karşısında borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek tüzel kişilerden olduğu, tasarrufa konu temlik bedelinin borçlu şirketin kuruluş sermayesinin dahi kat kat üzerinde olduğu,
dolayısıyla borçlu şirketin tek malvarlığı olduğu anlaşılan alacağın temlikinin İİK'nin 280 inci maddesinde belirtilen ticari işletmenin büyük bir kısmının devri niteliğinde ve iptale tabi olduğu anlaşılmakla Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığından davalı ...nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ...vekili temyiz dilekçesinde de istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme Davacı alacaklı vekili, borçlu şirket hakkında yaptığı takibin sonuçsuz kaldığını, borçlunun dava dışı Milli Savunma Bakanlığından olan hak edişlerini davalı ...ne temlik ettiğini, bu temlik nedeni ile alacağını tahsil edemediğini iddia ederek bu tasarrufun iptalini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı bankanın istinaf istemi Bölge Adliye Mahkemesince red edilmiş ise de varılan sonuç isabetli bulunmamıştır.
Tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için, borçlu tarafından yapılmış bir tasarruf işleminin olması, bu tasarruf işleminin de davacı alacaklının alacağını tahsil etmesini engelleyici bir durumu oluşturması gerekmektedir. Bir başka değişle bu tasarruf işlemi olmasaydı davacının alacağına kavuşma imkanı olmalıdır. Yani davacı alacaklının hukuki yararının olması gerekir.
Öte yandan, karar gerekçesi yapılan İİK'nın 280/1. maddesine göre işlemin iptali için borçlunun mal kaçırma amacını onunla tasarrufta bulunan üçüncü kişinin bilmesi veya bilmesi lazım gelen kişilerden olması gerekir.
Ticari hayatta, tacirler arasındaki alacağın temlikinin, mutad ödeme araçlarından biri olduğu, dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir. Bunun için tarafların temlikten önce ve sonrasında devam eden bir ticari ilişkisinin olması ve temliki gerektiren bir alacak- borç ilişkisinin bulunması lazım gelir.
Somut olayda; davacı alacaklı 19.11.2015 tanzim tarihli sözleşmeye dayalı olarak, 24.11.2015 tanzim ve 30.01.2016 vade tarihli bonodan kaynaklanan alacağı için 15.01.2018 tarihinde takibe geçmiş 17.07.2018 ve 19.07.2018 tarihli hacizlerde borçlunun adresini terk ettiği tesbit edilmiş, davacının alacağını tahsiline imkan sağlayacak bir mal varlığına rastlanmamıştır.
Davalı banka, borçlu şirket ortakları ile organik bağ içinde olan ... Yemek Hizmetleri A.Ş.'ne 08.09.2015 tarihinde 2.000,000 TL, borçlu şirkete 04.12.2015 tarihinde 7.500.000 TL, 25.03.2016 tarihinde borçlu şirketin kefil olduğu ve 08.09.2015 tarihli kredinin de bu sözleşmenin bir parçası olduğunu belirten kredi sözleşmesi ile de 6.000.000 TL kredi açmıştır. 04.12.2015 tarihli Rotatif kredi sözleşmesinin imzalandığı gün, borçlunun dava dışı Milli Savunma Bakanlığından olan hak edişlerini 3 adet temlik sözleşmesi ile noterden temlik almıştır. Temlik sözleşmesi miktarı 18.500.000 TL dir.
Alacağı temlik alan davalı banka, kendisine gelen 15.343.770,71 TL hak ediş tutarlarını 21.12.2015-25.06.2016 tarihleri arasında bünyesinde bulunan borçlunun vadesiz hesabına aktarmış, bundan 500.000,00 TL kısmı alacağına mahsup etmiştir.
Buna göre, davalı üçüncü kişi banka 25.06.2016 tarihine kadar kendisine gelen hak edişleri aynı gün borçlunun hesabına aktarmış ve bu hesaba bloke konulmamıştır. Takibe konu senedin vade tarihi olan 30.01.2016 tarihinden, davalı banka hesaplarına 25.07.2016 tarihine kadar para girişi olmasına, davacının iş bu hesaplara haciz konulması için hiçbir engeli bulunmamasına rağmen, davacı tarafından 15.01.2018 tarihine kadar takipte yapılmadığı anlaşılmıştır.
Davacı alacaklının takibe başladığı 15.01.2018 tarihinde bankanın elinde tuttuğu veya haksız olarak tahsil ettiği bir bedel olmamıştır. Dolayısı ile davanın açıldığı 02.04.2018 itibari ile iptali gerektiren bir temlik işlemi de kalmamıştır.
Bu tarihler dikkate alındığında, davacının alacağının tahsili için takibe geçtiği, 15.01.2018 tarihinde üçüncü kişi banka temlikin kaynağından gelen bedelleri borçluya iade etmiştir. Yani temlik hiç yapılmamış gibi, hakedişler borçlunun hesabına aynen yatırılmıştır.
Temlik mutad ödeme aracı olup, davalılar arasında temlikten önce ve sonrasında devam eden kredi ilişkisi mevcut olup, davalı bankanın açtığı rotatif kredilerin faiz alacakları dikkate alındığında, 18.500.000 TL'lik temlik işlemi, bir bankanın alacağını garantiye alması için bankacılık kuralları içinde makul bir durum olduğundan İlk Derece Mahkemesinin davacının diğer alacaklılar gibi alacağını sıra cetveli ile alması gerektiği halde temlik işlemi ile kendisine üstünlük sağlamayı amaçladığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir.
Tüm bu maddi ve hukuki olgulara göre, davalılar arasındaki temlik işlemi mutad ödeme aracı niteliğinde olduğu gibi, temlik konusu bedelin tümüne yakın miktarının başkasının değil borçlunun hesabına davacı alacaklının takibinden önce yatırılmış olması nedeni ile davalıların bu işlem ile diğer alacaklılardan mal kaçırdığını, muvazaalı bir işlem yaptıklarını veya alacağın tahsiline engel olunduğunu da söylemek mümkün değildir. En önemlisi takip ve dava tarihi itibari ile temlik bedelinin bankanın alacağının mahsubu sonrasında kalan büyük kısmının borçlu şirkete iade edilmiş olması nedeni ile iptali gerektiren bir temlik tasarrufu da ortadan kalkmıştır.
Kabule göre ise; tasarrufun iptaline karar verilmesi halinde, sadece davalı üçüncü kişinin haksız olarak tahsil etmiş olduğu miktar tesbit edilerek bu miktar ve davacının alacağı ile sınırlı olarak iptale kararı verilmesi gerekirken, bu miktar tesbit edilmeden temlikin alacaklının alacağı kadar iptaline karar verilmesi ve hükmün 1. bent ikinci fıkrasında üçüncü kişinin mal varlığı üzerinde de cebri icra yetkisi tanınması hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
17.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...ye verilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...ye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5620, K. 2024/5383, 28 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama