KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/5646 E., 2024/6659 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/283 E., 2022/521 K.
- Hüküm/karar
- Davanın kabulü
Karar Metni
999 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... ve davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin dava dışı üçüncü kişi...’nun geçirmiş olduğu trafik kazasındaki kusursuz sorumluluğu nedeniyle, ...'ye, "Harici Sulh, İbra, Feragat ve Alacak, Dava ve Dava Haklarının Temliki Sözleşmesi" ile 10.000,00 TL ödeme yaptığını, ...’nun bu sözleşme ve ödemeden önce müvekkili şirket aleyhine, Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/983 E. sayılı dosyasında ve bu dosya ile birleşen Antalya Asliye 4. Hukuk Mahkemesinin 2000/1518 E. sayılı dosyasında tazminat davaları açtığını, anılan sözleşme uyarınca bu hakların tamamının müvekkili şirkete geçtiğini,
açılan dosyalarda yargılamanın devam ettiğini ve mahkemenin 17.07.2001 tarihli celsesinde, müvekkil şirketin temlik yoluyla davacı sıfatının reddedildiğini, ara kararda “bu konuda ayrı bir dava açmakta muhtariyetine, dava açılınca birleştirilmesine” karar verildiğini, davalıların dava dışı ...'nun zararlarından ve dolayısıyla müvekkili şirketin rücuen tazminat alacağından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını,
müvekkilinin sözleşmesel haklarının temini için işbu davanın açıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş. 26.04.2004 tarihli ıslah dilekçesiyle. 13.10.2000 tarihli temlik sözleşmesi gereğince maluliyet tazminatı talebini 39.950,25 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava dışı... tarafından müvekkili aleyhine açılan Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1518 E. sayılı dosyası derdest olduğundan işbu davanın derdestlikten reddinin gerektiğini, anılan dosyada iş göremezlik miktarı henüz tespit edilmediğinden haricen sulh olmak suretiyle temliknameye istinaden rücu edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; aynı olay ile ilgili olarak Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/983 E. sayılı dosyasında yargılama devam ettiğinden bu davanın derdestlik yönünden ve kazaya karışan 34 LK 958 plakalı araç davacı adına kayıtlı olup, müvekkilinin malik ya da sürücü sıfatı bulunmadığından davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, temlik belgesinin kabulünün mümkün olmadığını, belgenin incelenmesinde de dava dışı... tarafından hem davacıya hem de başka bir şirkete alacak, dava ve hakların temlik edildiği görüldüğünden davacının da tek başına dava açma ehliyeti bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.03.2018 tarihli ve 2015/7325 E., 2018/2679 K. sayılı kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.02.2022 tarih, 2019/17-858 esas, 2022/159 karar sayılı bozma ilamlarına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olması kaydıyla, 39.950,25 TL tazminatın 13.01.2000'den işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm; davalı ... ve davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre karar, usul ve kanuna uygun olup davalı ...'ın ve davalı ...Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Uyuşmazlık; somut olay bakımından davacı şirketin, dava dışı zarar gören ile imzaladığı "Harici Sulh, İbra, Feragat ve Alacak, Dava ve Dava Haklarının Temliki Sözleşmesi”ne istinaden eldeki rücuen tazminat talebine ilişkindir.
Mahkemeler, Anayasa, kanunlar ve hukuk çerçevesinde vicdani kanaate göre karar verirler. Bu vicdani kanaatin, hukuka uygunluğu ise kararın gerekçesiyle ortaya konur. Yargı kararlarının gerekçeli olması, hem davanın taraflarına kararın nedenini açıklaması, hem de yargı denetimini kolaylaştırması ve kararları etkili kılması yönlerinden zorunludur.
Mahkemelerin bütün kararların gerekçeli olması Türk Anayasası'nın 141 inci maddesinin amir hükmü olup, aynı ilke HMK’nin 27 nci maddesinde, dinlenilme hakkı kapsamında, 1086 sayılı HUMK’un 388 ve 389 uncu maddelerinde ve 6100 sayılı Yasa'nın 297 nci maddesinde de kabul edilmiştir.
Kısaca, yazılacak kararda tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları veya anlaşamadıkları hususların çekişmeli olan vakıalar hakkında toplanan delillerin neler olduğu, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, bütün bunlardan çıkan hukuki sonucun ne olduğunun gösterilmesi gerekir. Aksi halde yazılmış olan karar “sözde gerekçeli” bir karar olur.
Değinilen yasa kuralları doğrultusunda temyiz incelemesi yapılan kararda, davalı ...'ın davaya konu zarardan sorumluluğuna ilişkin gerekçelere yer verilmediğinden karar denetlenememektedir.
Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebeplere dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi karar aleyhine kanun yoluna başvurulduğunda da Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir.
Böyle bir karar gerekçe içermediği için yasaya aykırı olduğu gibi Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından davalı ...'ın bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.
3. Davalı ... şirketi kazaya karışan aracın sigortacısı olup kaza nedeniyle ortaya çıkan zarardan kaza tarihinde geçerli olan poliçe teminat limitiyle sınırlı sorumludur.
Davalı ... şirketi savunmalarında, davacıya ödeme yapıldığını, teminat limitinin hüküm fıkrasında gösterilmemesinin infazda tereddüte yol açacağını belirtmiştir.
Davalı ... şirketince ödeme yapılması halinde sorumlu olacağı teminat limiti azalacağından davalının sorumlu olduğu teminat limitinin de hüküm fıkrasında açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle de kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4. Davalı ... şirketi vekili, davaya konu kazanın aynı zamanda iş kazası olduğunu ileri sürerek Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini savunmuş, mahkemece anılan savunma üzerinde durulmaksızın karar verilmiştir.
Eksik incelemeyle karar verilemez.
Sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi amacıyla Mahkemece davalının bu savunması üzerinde durularak davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere de hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5. Davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlıdır. Bu nedenle davalı ... şirketi harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden poliçe limitinin, toplam hükmedilen maddi tazminat oranı dahilinde sorumludur. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5646, K. 2024/6659, 27 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama