KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/6342 E., 2024/21 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ocak 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/363 E., 2018/474 K.
- Davacılar
- 1. ...
Karar Metni
1.810 kelime·9 dk okuma·16 bölüm
2. ... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ : 04.06.2013
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen kararın temyizen incelemesi sonucunda Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece direnme kararı verilmiştir. Kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece yapılan inceleme sonucunda Daire kararında değiştirilecek bir husus bulunmadığı gerekçesiyle dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonucunda; direnme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle müterafik kusur indirim oranının değerlendirilmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiş, davalı tarafın karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerine ait 65 HA 253 plaka sayılı araca Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile haksız olarak el konulduğunu, 05.02.2010 tarihinde aracın müvekkiline iade edildiğini, mahkemenin aynı dosyasında aracın müsaderesine yer olmadığına dair verilen kararın kesinleştiğini, ceza yargılaması sonucunda müvekkilleri hakkında beraat kararı verildiğini, haksız el koyma nedeniyle müvekkilinin araç gelirinden mahrum kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın el koyma tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 23.01.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 41.500,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini,davanın zamanaşımına uğradığını, el koyma kararı ile beraat kararı arasında iki yıl olduğunu, davacının aracının zapt edildiği tarihten sonra teminat karşılığında iade talebinde bulunmadığını, olayın haksız fiilden kaynaklanmasından dolayı istenen ticari faizin de uygun olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 06.05.2014 tarihli ve 2013/296 Esas, 2014/196 Karar sayılı kararı ile; haksız fiilden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresinin bir yıl olduğu, aracın iadesine dair verilen kararın 05.02.2010 tarihinde kesinleştiği, davacıların eldeki davayı ise 04.06.2013 tarihinde açtıkları gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29/03/2016 tarihli ve 2016/456 E., 2016/4111 K. sayılı kararı ile; “…2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 39/1 ve olay tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddeleri uyarınca ilam zamanaşımı süresi 10 yıldır. 05.02.2010 tarihinde kesinleşen ceza mahkemesi kararında, 65 HA 253 plaka sayılı aracın iadesine ilişkin hüküm bulunduğuna göre; dava konusu uyuşmazlığa ilam zamanaşımının uygulanması gerekmektedir. Davanın açıldığı 04.06.2013 tarihi itibariyle bu süre dolmamıştır.
Mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek işin esası incelenip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davanın zamanaşımından reddine hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 12.01.2017 tarihli ve 2016/413 Esas, 2017/39 Karar sayılı kararı ile "...davacılar aleyhine 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/333 E. sayılı dosyası ile iştirak hâlinde uyuşturucu madde imal etmek suçundan dolayı dava açıldığı, bu kapsamda zilyetliği davacılarda bulunan ve davacıların yolcu taşımacılığında kullandıkları 65 HA 253 plakalı yolcu minibüsüne el konulduğu, söz konusu araca el konulduğu tarih ile teslim edildiği 05.02.2010 tarihine kadar aracın kullanılmaması nedeniyle kâr mahrumiyeti oluştuğu, bu yönde alınan 23.12.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre 83.020,00 TL tazminat hesabı yapıldığı,
davacıların delil yetersizliğinden dolayı beraatlerine karar verildiği, tanımadıklarını beyan etmelerine rağmen ceza dosyasındaki diğer şüpheliler ile akrabalık bağları olup telefon görüşmeleri yapmalarından dolayı müterafik kusurlu sayılacakları..." gerekçesiyle "...davanın kabulü ile 41.510,00 TL tazminatın araca el koyma tarihi olan 22.05.2005 tarihinden teslim tarihi olan 05.02.2010 tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit miktarlı olarak verilmesine..." karar verilmiştir.
C. Dairenin İkinci Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.12.2017 tarihli ve 2017/3846 Esas, 2017/8345 Karar sayılı kararı ile.
“Dosya içerisinde bulunan Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/84 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; dava dışı şahıs olan Halis Saçık tarafından haksız el koyma nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemiyle dava açıldığı; mahkemece, ceza dosyasında araç malikinin ... ve ... olduğunun belirlendiği, bu şahısların, aracı, davacıdan aldıklarını net olarak bildirdikleri, davacının resmi devri yapmadığı, bu sebeple aracın maliki gözüktüğü, söz konusu el konulan aracın davacı tarafından ceza dosyasında yargılanan Demir soyisimli şahısa satıldığı,
ceza davası devam ederken davacının araçla ilgili mülkiyet iddiasının bulunmadığı da dikkate alındığında; hayatın olağan akışına göre davacının araç ile mülkiyet ilişkisinin devam ettiğinin kabul edilemeyeceği ve ceza dosyasında sanık olup delil yetersizliğinden beraat eden ... ve ...'in araca el konulmasında ağır kusuru bulunduğu, ağır kusur ve araç mülkiyetinin tartışmalı olmasından dolayı tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 2011/10727-2012/15821 sayılı ilamıyla onandığı anlaşılmıştır.
Bu durumda; bilirkişi raporuna göre 83.020,00 TL tazminat hesabının yapıldığı, davacı vekilinin 23.01.2014 havale tarihli ıslah dilekçesiyle talep miktarını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 41.510,00 TL'ye yükselttiği göz önüne alındığında ve dosya Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/84 esas sayılı dosyası ile birlikte değerlendirildiğinde;
mahkemece, davacıların bölüşük kusurlu olmasından dolayı 818 sayılı Borçlar Kanunu 44. maddesi uyarınca ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat tutarından uygun bir miktar indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemiş olması doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar oy çokluğu ile bozulmuştur.
D. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin 19.07.2018 tarihli ve 2018/363 Esas, 2018/474 Karar sayılı kararı ile "...mahkememiz önceki kararının bozma ilamında değinildiği Borçlar Kanunu 44.maddeye uygun olarak önce tazminat hesabının 83.020 TL olarak belirlendiği, ardından yine yüksek mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre davacılar bölüşük kusurlu kabul edilip 41.510,00 TL'ye hükmedildiği, usuli işlem olan ıslah talebinin tazminat miktarını belirlemede etkili olmaması gerektiği, tazminatın fazla olduğu kabul edilse dahi bunun karşı oy yazısında da belirtildiği gibi toplam tazminat miktarı üzerinden daha fazla indirim yapılarak miktarın oluşturulabileceği kanaati ile önceki kararda direnmek zorunda kalınmıştır ... " gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; yargılama sürecini, mahkeme ve Daire bozma kararlarını özetleyerek davanın reddi gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Daire Kararı
Dairenin 02.12.2019 tarihli ve 2019/234 Esas, 2019/5733 Karar sayılı ilamıyla "... Dairemizin 14.12.2017 gün, 2017/3846 esas ve 2017/8345 karar sayılı bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve ilk derece mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığı..." gerekçesiyle 6763 sayılı Kanunun 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK'ya eklenen geçici 4/4 madde ve fıkrası gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.10.2022 tarihli ve 2020/4-65 Esas, 2022/1387 Karar sayılı ilamıyla; "... davacıların müterafik kusurlu oldukları hususunda mahkeme ile Özel Daire arasında uyuşmazlık bulunmamakta olup, uyuşmazlık tazminat indirim oranının ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat tutarı üzerinden mi yoksa bilirkişi raporunda belirlenen toplam tazminat tutarı üzerinden mi yapılması gerektiği noktasındadır.
Yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece, öncelikle zararın belirlenmesi ve daha sonra belirlenen tazminat miktarı üzerinde indirim yapılması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuyla davacıların uğradıkları zararın 83.020,00 TL olduğu belirlenmiş, fakat davacılar dava değerini 41.510,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davacıların uğradıkları zarar miktarı bilirkişi raporuyla belirlenen miktar olup; tazminattan indirim oranının bu miktar üzerinden yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davacıların taleplerini ıslah dilekçesiyle 41.510,00 TL’ye yükseltirken hâkim tarafından müterafik kusur indiriminin bu miktar üzerinden yapılması gerektiği, aksinin kabulünün hem taleple bağlılık ilkesi, hem de tazminat kapsamının hâkim tarafından belirleneceği hükmü ile bağdaşmayacağı, ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş olan davacı tarafın kalan kısım için ek bir dava açması hâlinde karışıklığa neden olacağı, bu nedenle direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de;
bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hâl böyle olunca; mahkemece verilen ve bilirkişi raporunda belirlenen miktar üzerinden davacılar lehine indirim yapılması gerektiği yönündeki direnme kararı uygun olup yerindedir.
Ne var ki, uygulanması gereken bölüşük kusur indirim oranına ilişkin itirazların incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekmektedir...." gerekçesiyle direnme uygun olup, uygulanması gereken bölüşük kusur indirim oranına ilişkin itirazların incelenmesi için dosyanın Yargıtay 4. Hukuk dairesine gönderilmesine, karar düzeltme yolu açık olarak karar verilmiştir.
Davalı vekilince kararın düzeltilmesi talebinde bulunulması üzerine de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2023 tarihli ve 2020/4-65 Esas ve 2022/1387 Karar sayılı ilamıyla "...Hukuk Genel Kurulu kararında yer alan açıklamalara göre, 6217 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 ıncı maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE ..." karar verilmiştir.
E. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kaçakçılık suçunda kullanıldığı iddiasıyla el konulan ve yapılan ceza yargılaması sonucunda iadesine karar verilen davacıya ait aracın muhafaza altında olduğu sürece kullanılamaması nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427, 428, 429 ile 439 uncu maddesi, 6763 sayılı Kanunun 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ na eklenen geçici 4/1inci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci maddesi, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (mülga) 20 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bölüşük kusur indirim oranına ilişkin temyiz itirazların incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan inceleme.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesi uyarınca; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da; “ ...yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği…’’ vurgulanmıştır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Somut olayda, mahkemenin 12.01.2017 tarihli ve 2016/413 Esas, 2017/39 Karar sayılı ilamı ile 19.07.2018 tarihli ve 2018/363 Esas, 2018/474 Karar sayılı direnme kararında özetle, 23.12.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre 83.020,00 TL tazminat hesabı yapıldığı, davacıların delil yetersizliğinden dolayı beraatlerine karar verildiği, tanımadıklarını beyan etmelerine rağmen ceza dosyasındaki diğer şüpheliler ile akrabalık bağları olup telefon görüşmeleri yapmalarından dolayı müterafik kusurlu sayılacakları belirtilmiştir.
Ancak davacı tarafa atfedilen kusur oranı açıkça yazılmamıştır.
Bu durumda her ne kadar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca davacı tarafın bölüşük (müterafik) kusur indirim oranına dair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmişse de mahkeme gerekçesinde indirim oranı açıkça yazılmadığı için denetlenebilir bir indirim oranı ve HMK.'nın 297. maddesine uygun olarak verilmiş bir karar da mevcut olmadığından bu durum aynı zamanda kamu düzenine aykırılık oluşturmuş ve yerleşik Yargıtay içtihatları da gözetilerek hüküm altına alınan indirim oranı da kararda açıkça gösterilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6342, K. 2024/21, 8 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama